Puan vermedi·376 syf.··
2026 25. kitabı
Duygusal bağ kurduğum bir kitap oldu.Farklı zamanlarda yaşayan insanların hikayelerinin ortak bir noktada buluşması ve zamanın insan hayatındaki izleri teması oldukça etkileyici. Aclenius, Baki ve Umay… beni en çok baki karakteri etkiledi. Duygusal yükü fazlaydı bakinin. Taşıdığı hüzün ve kalbi çok gerçekçiydi. Daha doğrusu temsil ettiği duygular bağ kurmamı sağladı. Özlem, sadakat, kayıp ve umut iç içe. Aclenius ise İskenderiye ile bize bilgiye, düşünceye ve insanlığın ortak mirasına sahip çıkma fikrini veriyor. Umay ve Kaan ise günümüz hayatını ve ilişkilerini çok net bir şekilde örneklendiriyor. Kitabı bitirdiğimde hissettiğim duygu hüzündü.
Saklı Zaman BahçeleriBige Güven Kızılay · İnkılap Kitabevi · 2026201 okunma
Bir Çürüme Anatomisi
9/10
·216 syf.··
Beğendi
·
2026 23. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 15:31
Yazarla tanışmam bu kitapla oldu ve son olmayacak diye düşünüyorum. Açıkça söylemek gerekirse beğendim mi beğenmedim mi tam olarak adını koyamıyorum. Kitabı bitirdiğimde içimde tuhaf bir huzursuzluk kaldı. Mahfuz, 1930’ların Kahire’sini anlatıyor gibi görünse de aslında zamansız ve mekansız bir insanlık trajedisini önümüze koymuş. Her şey o kadar çiğ, o kadar gerçek ve net ki, tam da bu yüzden insanın canını yakıyor. Kitabın merkezindeki Mahcub Abdüldaim, kolay kolay sevilebilecek bir karakter değil. Hatta dürüst olmak gerekirse, yer yer nefret ediyorsunuz ondan. Ama bir yandan da onu o kadar iyi anlıyorsunuz ki, bu durum kendinizden de ürkmenize yol açıyor. Taşradan Kahire’ye gelmiş, sefaletin dibini görmüş, açlıkla ve çaresizlikle boğuşan bir genç. Etrafına bakıyor; ahlaktan, dürüstlükten bahseden herkesin aslında bir şekilde gemisini yürüttüğünü, sistemin tamamen ikiyüzlülük üzerine kurulduğunu görüyor. İşte tam bu kırılma noktasında "Madem oyunun kuralları bu, ben de kirli oynayacağım" diyor. Kitabı okurken, zihnimde sürekli olarak Dostoyevski’nin Yeraltı Adamı canlandı. Bana göre bu romanı incelerken üzerinde durulması gereken en can alıcı noktalardan biri, Mahcub ile Yeraltı Adamı arasındaki o sarsıcı benzerlik. Bu iki karakteri yan yana koyduğumuzda, ikisinin de aslında aynı karanlık kuyudan beslendiğini görüyoruz. Her iki kitabı da okumuş olanlar ne demek istediğimi çok daha iyi anlayacaktır. İkisi de acımasız derecede dürüst bir bilince sahip. Dünyanın, toplumun ve insanların ikiyüzlülüğünü, sahteliğini çıplak gözle görebiliyorlar ve bundan tiksiniyorlar. Topluma ait olamama, dışlanmışlık ve bunun getirdiği o yoğun aşağılık kompleksi, her ikisinde de zamanla devasa bir ego ve kibir patlamasına dönüşüyor. "Siz hepiniz sahtesiniz, öyleyse ben sizden daha
Edebiyat
Kahire ModernNecib Mahfuz · Kırmızı Kedi Yayınları · 2021405 okunma
Reklam
Puan vermedi·309 syf.·
2026 11. kitabı
Sanırım psikolojik gerilim türünde yaşayacağım en büyük şok deneyimini 2019 yılında okuduğum Sarah Pinborough'un Gözlerinin Ardında kitabında yaşadım ve orada bıraktım. Bu yüzden bu türde elime aldığım her kitabı istemeden de olsa onunla kıyaslayarak okumaya başlıyorum. Psikolojik gerilim türünün doğası gereği bir ters köşe beklentisi her zaman mevcut. Ancak okuma geçmişinizde sizi gerçekten sarsan bir örnek varsa, sonraki kitapların aynı etkiyi yaratması oldukça zorlaşıyor. Sessiz Hasta da benim için biraz böyle bir deneyim oldu. Kitap boyunca bütün dikkat Alicia'nın üzerinde gibi görünse de Theo en az onun kadar hikâyenin merkezinde yer alıyor. Üstelik anlatıcımız da kendisi. Alicia konuşmayı reddeden, işlediği söylenen bir cinayetle özdeşleşmiş ve etrafında büyük bir gizem örülmüş bir karakter. Theo ise kimi zaman bir psikoterapist, kimi zaman bir dedektif gibi davranıyor. Hatta zaman zaman, kendi ifadesiyle, hasta ile terapist arasındaki çizginin ne kadar net olduğu da sorgulanıyor. Kitap oldukça sürükleyici. Akıcı dili sayesinde kısa sürede bitirilebilecek, merak unsurunu sürekli canlı tutan bir anlatıya sahip. Buna rağmen karakterlerin kişisel hikâyeleri bende beklediğim etkiyi yaratmadı. Alicia'nın temel psikolojik çatışmalarının yer yer tek bir nedene indirgenmiş olması bende eksiklik duygusu oluşturdu. Kitabı bitirdiğimde aklımda kalan düşüncelerden biri de şu oldu: Bana kalırsa kitabın adı Sessiz Hasta yerine Psikoterapist olsaydı hikâyenin ağırlık merkeziyle daha uyumlu olurdu. Çünkü görünenin aksine anlatılan hikâye çoğu zaman Alicia'nın değil, Theo'nun hikâyesi gibi hissettiriyor. Merak unsurunu başarıyla taşıyan, akıcı ve rahat okunan bir psikolojik gerilim. Ancak karakterlerin psikolojik derinliği ve finalin yarattığı etki açısından bende beklediğim
Sessiz HastaAlex Michaelides · Domingo Yayınevi · 202312,9bin okunma
Hüzünlü Hayvan
7/10
·160 syf.·
2026 120. kitabı
Latince kadim bir söyleyiş vardır: Omne animal triste post coitum – “Birleşme sonrası her hayvan hüzünlüdür.” Alman yazar Monika Maron, bu derin ve melankolik cümleden ilhamla yazdığı Animal Triste’de (“Hüzünlü Hayvan”) bir kadının yüz yaşına merdiven dayamış halinden geriye dönüp baktığı, saplantılı bir aşkın anatomisini çıkartıyor. Roman, müzede çalışan yaşlı anlatıcının, evli bir adam olan Franz’a duyduğu tutkuyu, hafızasının kırık aynasından yansıtmasıyla ilerliyor. Animal Triste’nin en güçlü yanı, şüphesiz psikolojik derinliği ve anlatımın şiirselliğidir. Maron, bir kadının aşkı nasıl bir varoluş biçimine, neredeyse bir dine dönüştürebileceğini öylesine ustalıkla işler ki, okurken altını çizmeden duramazsınız. “Hatırlamanın unutmamakla hiçbir ilgisi yok” gibi cümleler, roman bittikten sonra bile zihninizin bir köşesinde yankılanır. Ayrıca kitap, yalnızca bir aşk hikâyesi değil; savaş travmaları, Berlin Duvarı’nın gölgesinde geçen bir dönem ve kadın olmanın toplumsal yansımaları da satır aralarında incelikle verilir. Ne var ki, aynı derinlik bazı okurlar için bir handikaba dönüşebilir. Anlatıcının Franz’a olan saplantılı bağlılığı, romanın belirli bir noktasından sonra “Yeter artık, kendine gel!” dedirtecek kadar yorucu hale gelebilir. Maron, hafızanın doğasına sadık kalmak için kronolojik sırayı kasıtlı olarak bozar, geçmişle bugün arasında sürekli sıçrar. Bu parçalı anlatı, her şeyin net ve sırayla açıklanmasını bekleyen okurları çıldırtabilir. Ayrıca romana sinmiş olan melankoli dozu oldukça yüksektir; neşeli, umut dolu bir kitap arayanlar için Animal Triste tam bir hayal kırıklığı olabilir. Karakterle özdeşim kurmak da herkese göre değildir: kendini dünyadan tecrit etmiş, huysuz bir yaşlı kadının dünyasına girmek sabır ister. Kısaca; Animal Triste, klişe
Animal TristeMonika Maron · Alef · 2016573 okunma
Hekim ve yazar
10/10
·158 syf.··
2026 30. kitabı
Mihail Bulgakov’un Bir Genç Doktorun Anıları kitabını elime aldığımda, kendi psikolojik gerilim romanım Soğuk Sarı’nın yazım sürecini çoktan tamamlamış ve zorlu kurgu mesaisinin ağırlığını omuzlarımdan yeni atmıştım. Eseri okumak, tıp fakültesi koridorlarında ve yorucu nöbetlerde geçen yılların ardından hem bir intörn doktor hem de taze bir yazar olarak benim için tuhaf, zamanın ötesinde bir yüzleşme oldu. Bulgakov, 1917 devrimi arifesindeki Rusya'nın karlı ve ücra bir kasabasına atanan yeni mezun bir doktorun, doğanın acımasızlığı ve kendi mesleki tecrübesizliğiyle verdiği zorlu mücadeleyi anlatıyor. Sayfaları çevirirken o genç hekimin bir hastayla ilk kez tek başınayken hissettiği çaresizliği, döktüğü soğuk terleri ve hissettiği klinik izolasyonu o kadar içselleştirdim ki... Çünkü hekimlik, tıp kitaplarından öğrenilen kusursuz teorinin, gerçek insan eti, kanı ve ızdırabıyla buluştuğu ilk sarsıcı anın ta kendisidir. Fakat bu kitabı benim için asıl çarpıcı kılan, onu Soğuk Sarı’yı yazdıktan hemen sonra okumuş olmamdı. Kendi romanımı kurgularken, insanın zihinsel karanlığına ve karmaşık doğasının labirentlerine inmiş; hastaların gözündeki korkuyu, saklamaya çalıştıkları travmaları ve psikolojik derinlikleri tıbbın bana kattığı gözlem gücüyle metne dökmeye çalışmıştım. Bulgakov’u okurken çok net bir aydınlanma yaşadım: Ben Soğuk Sarı’da kelimelerle insanların zihinsel düğümlerini çözmeye, psikolojik bir atmosfer yaratmaya çalışırken; Bulgakov’un genç hekimi dondurucu kar fırtınaları arasında, elinde neşteriyle doğrudan bedensel ıstırapla boğuşuyordu. Farklı yüzyıllarda, farklı savaşlar veriyorduk ama odak noktamız aynıydı: İnsanın en savunmasız, en kırılgan hali. Benim tıp eğitiminin ve hastane temposunun ortasında, yazabilmek için kendi içimde oluşturduğum zihinsel
Genç Bir Doktorun AnılarıMihail Bulgakov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202332bin okunma
8/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2026 41. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 14:30
Selamm. Salahaddin Enis'i bu on üç hikayesinden oluşan Bataklık Çiçeği ile tanıdım. Arka kapak yazısında edebiyatçı dostu bu yazar için en gözlemci ve çözümleyici hikâye yazarı demiş. Kesinlikle katılıyorum. Bu kitap gerek dili ile olsun gerekse anlatıldığı konular ile olsun gerçekten çok sevdirdi. Anlattığı hikayelerin içindeki durumları, karakterleri bu kadar net ve gerçekçi anlatmasını çok sevdim. Alt sınıftan bir insanı okurken onun gibi hissetmek, ya da tıp fakültesindeki ceset odasındaki o ürpertiyi yaşamak, kocası askere gitmiş bir kadının kışın kapısının önündeki kurtlardan onun gibi korkmak, bir hayat kadınına aşık olmak ve daha nice olayların içine girmek işten bile değildi. Her bir hikaye vermek istediği duyguyu çok güzel verdi. Özellikle Kurtlar hikayesini okurken o tramvayı yaşadım diyebilirim. Kitaba adını veren Bataklık çiçeği, Bir Kadının Son Mektubu, İsyan dönüp tekrar okumayı isteyeceğim hikâyelerden oldu. Anlatılanlar sıradan konular olsa da yazarın dilinin başarısı hepsine sirayet etmişti. Nefis bir öykü kitabı diyecektim taaa ki son öykü Hufre'yi okuyana kadar. Bu öykü yine dil bakımından çok başarılı, fakat yazarın verdiği mesaj, değindiği konu hiç hoş değildi. Erkeklerin kadınları neden sevdiğinden, kadınların bedeni üzerinden yargılanmasından bahsediyordu. Kadınları cinsel bir obje olarak değerlendirmesini ve özünde hepsinin kötülükle dolu olduğunu söylemesini anlamlandıramadım. Garipti. Son öyküde yazara sinir olsam da hakkını yiyemem diğer öyküleri çok güzeldi. Yine de tavsiye ediyorum. Keyifli okumalar.
Edebiyat
Bataklık ÇiçeğiSalahaddin Enis · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022746 okunma
Reklam
Reklam