"Zamanın suları hepimizi yutacak."
10/10
·496 syf.··
Beğendi
·
2026 63. kitabı
Nereden başlayacağımı bilemiyorum... Kitabı okumayı sırf bitmesin veda etmeyeyim diye uzattıkça uzattım ve şimdi de inceleme yazarken aynı hisleri paylaşıyorum. Hainin Mührü'ne veda etmeyi hiç istemiyorum Övgü Deveci Safi lütfen novellalar ile gerekirse başka hikayeleri ile şu evreni bize daha fazla göster hiç ayrılmak istemiyorum... İlk iki kitaptaki olayların bu kitaptaki durumlara ilerleyeceğini söyleseler hayatta inanmazdım. Diğer kitaplarda da birbirinden çok farklı olaylar yaşanmış, atmosfer çok değişmişti bu kitapta da aynısının yaşanacağına emindim ama bu kadarını beklemiyordum doğrusu. Öncelikle konudan bahsedecek olursak, karakterlerimizi ikinci kitapta bıraktığımız yerden sonra bambaşka bir mücadelenin ortasında buluyoruz. Hepsi kendince dağılmış durumda ve bambaşka zorluklarla uğraşıyorlar. Ve karakterlerinin, bizim alıştığımız özelliklerinin getirisiyle bize yine beş farklı olay örgüsüyle beraber aynı zamanda birbirine bağlanan beş farklı yol gösteriyorlar. Gerçi bu kitapta farklı bakış açıları da ekleniyor, ekibimiz büyüyor da denebilir özellikle Beş beter'i okumak ayrıca hoşuma gitti. Eklenen hiçbir bakış açısı boşu boşuna değildi kitabın sonunda da özellikle anlamış olduk. Kitabın ilk kısımlarında Gizliman halkının yaşayış biçimini farklı gözlerden okuyup durumun ne kadar göründüğünden farklı olduğunu öğreniyoruz. Bu güzeldi ama toplumun halinin bizim dünyamızdaki çoğu toplumla özdeşleşmesi can acıtıcıydı. Bazı cümleler vardı ki üzerine düşünmek saatlerce duvara baktırırdı. Kitapta ilerledikçe yavaş yavaş büyüyen bir isyan ve beklenmedik bir felaket sonucu gerilen kayışların kopması ile hiç de tesadüf olmayan bir savaşın başlamasını okuyoruz. İlk kısım karakterlerin hikayesi açısından ikinci kısım ise savaşın gerçekliğini suratımıza çarpması
Hainin Mührü 3Övgü Deveci Safi · Dokuz Yayınları · 202664 okunma
Kahkaha Tufanı
Puan vermedi
Seyahat ederken okunacak bir kitap arıyordum ama iyi ki yolum bir yolculuk esnasında Ülker Abla ile kesişmemiş. Yoksa kendi kendime kahkaha attığımı görenler beni deli sanabilirdi Günümüz Türkiye 'sinde bir kadının yaşadığı acı gerçekleri bize espri ile karışık muhteşem bir akıcılıkla vermiş yazar. Sadece kadınların hayatının acı yüzü yok, toplumun kirli yüzü de komedi makyajının altında açık ve net görülüyor. Okuduktan sonra yüzünüzde kocaman bir gülümseme, aklınızda saf gerçeğin kekremsi tadı kalacak.
Ülker AblaSeray Şahiner · Everest Yayınları · 20213,436 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
8/10
·128 syf.··
2026 8. kitabı
Selamunaleyküm 1K ailesi,🪻 Bugün kütüphanelerde kendine has sarı kapağıyla hepimizin illa ki gözüne çarpan, ama derinlerine indikçe bugünün dünyasını anlamlandırabileceğimiz bir uyanış belgesiyle geldim: İngiliz Casusunun İtirafı. ​Hepimizin hayatında bazı kırılma anları, bir uyanış evresi olur ya; bu ince kitap da benim için tam olarak öyle bir etki yarattı. Bu eser, edebi bir kurgu ya da sanatsal kaygılarla yazılmış popüler bir roman değil; bir medeniyeti içten çökertmek için kimlik değiştiren ajan Hempher’ın hatıratı. Ancak mesele sadece tarihi bir casusluk hikayesi olmaktan çok uzak. Saf niyetlerin, manipülasyon çarklarında nasıl bir silaha dönüştürülebileceğinin sarsıcı bir anatomisi. ​Bu satırları okuyup bugün kafamı kaldırıp etrafıma baktığımda, insanlığın hâlâ aynı tuzaklara düştüğünü görmek cidden içimi acıtıyor. :(( Kitap bana net bir şekilde şunu gösterdi: Bir toplum cephede savaşarak değil, kendi içindeki sevgi, birlik ve kardeşlik bağları koparılarak savunmasız bırakılıyor. Temiz niyetler, cehalet ve öfkeyle birleştiğinde nasıl birer yıkım aracına dönüşüyor, dehşetle izliyorsunuz. ​Hakîkat Kitabevi’nin o bildiğimiz yalın, doğrudan ve iddiasız üslubuyla basılan bu eser, süslü cümlelerin arkasına saklanmıyor. Gerçeği en çıplak haliyle önümüze koyuyor. ​ İngiliz Casusunun İtirafı, sadece geçmişte yaşanmış bir hileler silsilesi değil; bugünün insanına da kendi kalbini, inancını ve değerlerini koruması için verilmiş güçlü bir ihtardır. Çünkü bu kitap bize fısıldıyor: Dünyada sadece iyi ve temiz kalpli olmak yetmez; o kalbi ve toplumu bir arada tutacak bir ferasete, keskin bir uyanıklığa da ihtiyacımız var. Malûm, devir uyanık kalma devri. İngiliz Câsûsunun İ'tirâfları ve İngilizlerin İslam Düşmanlığı ​Keyifli ve ferasetli okumalar dilerim 1K ailesi!
İngiliz Câsûsunun İ'tirâfları ve İngilizlerin İslam DüşmanlığıM. Sıddık Gümüş · Hakikat Kitabevi · 20092,497 okunma
9/10
·56 syf.··
2026 22. kitabı
·
15 saatte okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2026 13:31
Sanmıyorum ki mutluluk sadece bir kitabı bitirince elde edilebilecek ve kavranacak kadar basit olsun ancak bu eser, yüzyıllardır filozofların içinden çıkamadığı böylesine derin bir felsefi konuyu en basit ve en yalın haliyle işlemeyi başarıyor ve sanırım bu nedenle parçaları birleştirirsek neredeyse kitabın büyük bir kısmını alıntıladım :)) Ağır teorilerle boğmayan, anlatısını karmaşıklaştırmadan olabilecek en yalın cinsten ele alıyor konuyu. Kitaptan kabaca anladığım ve zihnime kazınan en net fikir ise şu oldu: “Mutluluk aslında onu aramamakta ve özellikle de başkasında aramamakta yatıyor.” Onu bir hedef gibi hırsla kovaladıkça kendimizden uzaklaştırıyoruz. Belki de asıl sır, sürekli bir şeyler aramayı bırakıp anın ve elimizdekilerin tadını çıkarabilmekte saklıdır ama bunların tümü hâlâ dile getirmesi kolay ancak hayatımıza empoze etmesi oldukça zor yönlendirmeler çünkü “Çok mutsuz olmak aslında çok kolaydır; oysa çok mutlu olmak sadece zor değil aynı zamanda imkansızdır da.”
Mutlu Olma SanatıArthur Schopenhauer · Can Yayınları · 202017,8bin okunma
Okunabilir
10/10
·288 syf.··
2026 9. kitabı
Bu kitabı okurken en çok hissettiğim şey şu oldu: Evet, fazlasıyla tekrar var… ama buna rağmen insan okumaya devam ediyor. Hatta garip bir şekilde, o tekrarların içinde bile bir sakinlik hissi oluşuyor. Yazar aynı fikirleri farklı cümlelerle tekrar tekrar anlatıyor ve bu durum zaman zaman sıkıcı olabiliyor. Özellikle kişisel gelişim kitaplarında bu kadar uzatılması açıkçası benim çok sevdiğim bir tarz değil. Ama işin ilginç tarafı şu; kitap ilerledikçe o tekrarlar rahatsız etmek yerine sanki zihne yerleşmeye başlıyor. Okudukça insanın bakış açısı yavaş yavaş değişiyor. Farkında olmadan düşünce yapına küçük dokunuşlar yapıyor. Ben bu kitabı oldukça stresli bir dönemde okudum ve belki de bu yüzden etkisini daha fazla hissettim. Okurken iyi geldi, uygulamaya çalıştığımda ise gerçekten daha da iyi hissettirdi. Ruhuma dokunduğunu söyleyebilirim. Özellikle zihni sakinleştirme ve düşünceleri yönlendirme konusunda fark yarattı. Şunu da net söyleyebilirim: Eğer daha rahat bir dönemde okusaydım, muhtemelen yarıda bırakabilirdim. Çünkü dediğim gibi, tekrarlar sabır istiyor. Ama doğru zamanda karşıma çıktığı için kitabı bırakmadım ve iyi ki de bırakmamışım. Sonuç olarak; eksikleri var, özellikle anlatımın uzaması ve tekrarlar yorabiliyor. Ama buna rağmen verdiği his, kattığı farkındalık ve okurken oluşturduğu o içsel huzur hissi gerçekten değerli. Bu yüzden benim için okunması zevkli ve önemli bir kitaptı.
Bilinçaltının GücüJoseph Murphy · Koridor Yayıncılık · 200918,5bin okunma
10/10
·468 syf.··
Beğendi
·
2026 149. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 00:00
"KARANLIĞIN FISILTILARI" "Çünkü değişmeyen bir hakikat vardı; insanın özündeki iyilik, eninde sonunda her zaman galip gelirdi. Değişimden korkuyordu... Kendi renginden, inancından ya da dilinden farklı olan herkesten çekiniyordu... En çok da onun yolundan gitmeyenlerden..." Masumiyetin ve güvenin simgesi olan bir beşik, bir sabah ansızın boşalır. İki yaşındaki Henry Clark, bir sabah evinin beşiğinden kaybolur. Geride kalanlar: rüzgârla sallanan bir pencere, üzerinde sessiz bir çığlık gibi duran kanlı battaniye ve herkesin dilinde aynı soru: “Nasıl olabilir?” Polis soruşturması tüm okları annesi Colleen Clark'a çevirir. Kendi çocuğunu kaçırmak ve öldürmekle suçlanıyor. Kamuoyu kararını çoktan vermiş: Suçlu. Medya onu linç ediyor, komşular fısıldaşıyor, hatta kocası bile karısının suçluluğunu kabul etmeye ve bunu yaymaya fazlasıyla hevesli. Ancak ortada ne bir tanık ne de kesin bir gerçek vardır. Peki ya herkes yanılıyorsa? Eser, tam da bu soru üzerine inşa edilmiş bir gerilim başyapıtı. Ama bu kitabı diğerlerinden ayıran şey, türler arasında ustalıkla yapılan bir geçiş — ve biz bu geçişin geldiğini asla görmüyoruz. Yargılamak için gerçeğe değil, yalnızca bir hikâyeye ihtiyacımız varsa… Adalet diye bir şey var mıdır? Özel dedektif Charlie Parker, davanın tozlu dosyalarına eğildiğinde görünenin altında yepyeni bir kasaba keşfeder. Her sokağın, her evin, her sessiz komşunun sakladığı sırlar… İpuçları basit bir kayıp vakasından çok daha karmaşık, çok daha karanlık bir hikâyeye uzanır. Roman ilerledikçe anlıyoruzki asıl mesele kaybolan çocuktan ibaret değildir. Her karakterin geçmişten taşıdığı ağır yükler, konuşulmamış sözler, unutulmaya yüz tutmuş karanlık anılar vardır. Yazar, bizi sürekli “Asıl suçlu kim?” diye düşünmeye iterken aslında çok daha derin bir soruyu
Edebiyat & Roman
Karanlığın FısıltılarıJohn Connolly · The Kitap · 202692 okunma