Her Ülkeden Bir Kitap - İsrail
6/10
·152 syf.··
2026 19. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2026 13:49
İsrailli yazar Amos Oz, İsrail-Filistin gerilimine iki devletli çözümün ilk savunucularından biridir. İsrail-Filistin meselesini daha iyi anlayabilmek için çeşitli araştırmalar yapıyor, aynı zamanda her iki taraftan yazarların romanlarını okumaya çalışıyorum. Ancak tüm bu çabalara rağmen net bir sonuca ulaşamadım; hatta kafamın daha da karıştığını söyleyebilirim. Romanı, 12 yaşındaki Profi’nin gözünden okuyoruz. Hikâye, 1947 yılında İngiliz yönetimindeki Kudüs’te geçiyor. Sokağa çıkma yasakları vardır ve sokaklarda İngiliz askerleri devriye gezmektedir. Profi ve arkadaşları da çocuk akıllarıyla kurdukları gizli çeteleri aracılığıyla İngilizlere karşı mücadele etmeye çalışırlar. Kitap bittiğinde kendimi şu soruyu düşünürken buldum: “Zulüm gören bir halk nasıl olur da zamanla zalime dönüşebilir?” Romanın 1995 yılında yazılmış olduğunu da belirtmek gerekir. Yazar, İsrail-Filistin barışı için çaba göstermiş biri olmasına rağmen, bu eserde Yahudilerin yaşadığı acılar ve zorluklar ön planda tutulmuş. Romanın anlattığı dönem (1947-1948) açısından bu yaklaşımı anlaşılır bulsam da, eserin yazıldığı tarih olan 1995’i düşündüğümde başka hiçbir boyuta değinmemesi beni kitaptan bir miktar uzaklaştırdı.
Pusudaki PanterAmos Oz · Doğan Kitap · 2012116 okunma
10/10
·392 syf.··
Beğendi
·
2026 150. kitabı
·
26 günde okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2026 12:52
"BATISIZLIK" "Zorla çalıştırmak için köle almak çok eski bir uygulamaydı. Örneğin Umman Sultanlığı, Zanzibar ve Mombasa'da imparatorluğunu kurarken Doğu Afrika kıyılarından esirler aldı. Ancak Avrupalılar açık ara en acımasız ve sistematik köle tüccarlarıydı ve Amerika'da Avrupalılar tarafından işletilen plantasyonlar Afrikadan gelen köle işgücü olmadan kârlı olamazdı. Portekizliler ve İspanyollar 1500'lerin başlarında Batı Afrika'dan aldıkları köleleri Amerika'da çalıştırmak için gemilerle taşıyorlardı. İngilizler ve Hollandalılar da çok geçmeden bu tüyler ürpertici işe dâhil oldular. John Hawkins, 1562'de Batı Afrika'dan Karayipler'e kraliyet tarafından onaylanan ilk İngiliz köle misyonunu yönetti. Bir asır sonra, İngiltere'nin Kraliyet Afrika Şirketi, transatlantik köle ticaretinde önemli bir oyuncu olarak kendini kabul ettirdi. Batı Afrika, Avrupalıların yerleşmek için mücadele ettikleri, çoğu zaman hastalıklara yenik düştükleri ve Yeni Dünya kolonilerindeki kâr artırmak için sistematik olarak insansızlaştırdıkları topraklardı." Batı’nın yüzyıllardır kurduğu düzenin çatırdamaya başladığı bir çağdayız. Bir zamanlar dünyanın ekonomik, kültürel ve siyasi merkezini temsil eden Batı, artık aynı mutlak güce sahip değil. Ve belki de ilk kez, dünyanın geri kalanı bu değişimi sadece izlemiyor; doğrudan şekillendiriyor. “Batısızlık” kavramı burada devreye giriyor. Bu durum, Batı’nın gerilemesi, dünyanın geri kalanının yükselişi, sesini daha güçlü duyurması ve küresel dengelerin çok merkezli bir yapıya dönüşmesi demek. Uzun yıllardır alıştığımız “Batı merkezli dünya” fikri artık sorgulanıyor. Çünkü ekonomik güç Asya’ya kayıyor, nüfus dengeleri değişiyor, kültürel etkiler çeşitleniyor ve yeni aktörler sahneye çıkıyor. Bugün Çin’in ekonomik yükselişi, Hindistan’ın demografik
Edebiyat
BatısızlıkSamir Puri · Yeditepe Yayınevi · 20252 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·336 syf.··
2026 36. kitabı
Bugün pek çok kişinin özellikle +18 satırların fazla olması nedeniyle bu kitabı erkek düz mantığıyla yazılmış bir kitap olarak gördüğü bir kanı var. Ama aslında okudukça karakterin ne kadar büyük bir psikolojik yalnızlık içinde olduğunu çok net şekilde görülüyor. István 15 yaşında annesiyle yaşıyor, içine kapanık ve kimseye tam uyum sağlayamayan biri. Sonra zamanla hayatı değişiyor; orduya gidiyor, farklı yerlere sürükleniyor, Londra’da daha “üst seviye” hayatlara karışıyor. Ama nereye giderse gitsin aslında içinde olan şey değişmiyor: yalnızlık. Para, güç, ilişki, statü… Hepsine sahip oluyor. Ancak hiçbir zaman “tam” olamıyor. Hatta büyüdükçe daha da kopuyor kendinden. Para, güç, ilişki gibi şeyler hayatına girsede onu mutlu etmek yerine daha da büyük boşluk hissettiriyor. Bir yandan yükseliyor ama bir yandan da sanki içi giderek boşalıyor. Genel olarak düşüncem kitabın yazarı hislere odaklanıyor.insan dışarıdan değişiyor gibi görünüyor ama iç dünyasındaki yalnızlık bazen hiç değişmiyor.
BedenDavid Szalay · İthaki Yayınları · 2026323 okunma
Hayatta Başarının Sırrı Namaz
4/10
·144 syf.··
2026 2. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2026 09:10
Metin boyunca okuyucuya "Şunu şöyle yaparsanız düzelir, bunu böyle yaparsanız işleriniz yoluna girer" şeklinde muğlak, soyut ve ucu açık vaatler fırlatılmaktadır. Ancak bu vaatlerin pratik hayatta, iş dünyasında veya akademik süreçlerde tam olarak nasıl karşılık bulacağı sorusu yanıtsız bırakılmaktadır. "Kitap boyunca sorunlar havada uçuşurken, çözümler 'şunu yaparsanız düzelir' muğlaklığında boğuluyor. Okuyucu net bir harita beklerken, yazarın kendi gölgesini izlemek zorunda kalıyor."
Alıntı
Hayatta Başarının Sırrı NamazHalid el-Lahim · Guraba Yayınları · 202029 okunma
Puan vermedi·284 syf.··
2026 19. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 29 Mayıs 2026 13:06
Öncelikle Geçmiş bayramınız mübarek olsun İnşallah güzel bir bayram geçirmişsinizdir Bir daha ki bayramlarınız daha bir güzel olur inşallah Kitabın adı Çıban ama çıbandan çok kaos yüklü bir kitaptı İtiraf ediyorum kitabın ilk yarısında oldukça Sıkıldım çünkü farklı farklı hikayeler vardı ikinci yarıdan sonra bu hikayeler birleşti ve çok güzel birleşti Sonunda net bir final olmaması bekleyiş olması ayrı bir hoşuma gitti Kitabın konusundan bahsedecek olursam Önce liseye kitabımız diğer kitaplardan biraz farklı 2026'nın ağustosunda başlıyor hikaye Yani henüz yaşamamış bir zamanda bu yönüyle oldukça dikkat çekiciydi 4 ana karakterimiz var Serdar, Ayruk, Deniz, ve Ezgi Serdar bir gün sokakta kimsesiz ya da Hırpani kılıklı bir adamı hastaneye yetiştirir sonra bu adamın hikayesini öğrenir ve adamın gizeminde kendisi boğulur dersem yanlış olmaz sanırım Biraz Dark Wader'e hikayesi gibi bir dönüşüm hikayesi vardı en uygun tanımlama Sanırım bu olur daha uygun kitap okuyanlardan daha uygun bir tanımlama öğrenmek isterim ya da duymak isterim Neden böyle bir tanımlama yaptığıma gelirsem eski bir uygarlığa ait yazıklar var ve bu yazdıkları çözdükçe kendini kaybeden, bu yazıtlarda kaybolan bir karakterimiz vardı. Doğru şeyi yapmak istiyor ama yanlış sonuçlara varıyor, doğru şeyi nasıl yapacağını bilmiyor Kitabın sonunda ikincisi olacak mı acaba demedim de değil açıkçası
ÇıbanFurkan Emre Aynur · Tilki Kitap · 202690 okunma
Puan vermedi·704 syf.··
2026 4. kitabı
Ben bu kitabı okuduğumda, aslında Raskolnikov’un baltayı indirdiği an asıl cinayeti kendi ruhuna karşı işlediğini çok net gördüm. Dostoyevski bana katilin dışarıdaki polisten değil, kendi içindeki vicdan mahkemesinden kaçamayacağını muazzam bir psikolojik gerilimle hissettirdi. Kitap boyunca karakterlerin her birinin kendi doğrusunu savunmasını, insan ruhunun ne kadar çok sesli ve karmaşık bir yapısı olduğuna yordum. Bence yazar, Raskolnikov'un çektiği o amansız azap üzerinden, insanın ne kadar dibe vurursa vursun ahlaki bir arınmayla yeniden doğabileceğini kanıtlamak istemiş. Nihayetinde bu eser benim için kuru bir polisiye değil, vicdanın ve kefaretin sınırlarını zorlayan muazzam bir içsel yüzleşme metnidir.
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025194,6bin okunma