Puan vermedi·396 syf.··
2026 9. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 22:37
Selamlar Serinin 3. Kitabını okudum bu ay. İlk 3 kitap arasında en sevdiğim oldu diyebilirim. (Daha önce okuduğum halde net hatırlayamadığımı da fark ettim.) Dursleylere ziyarete gelen Marge Hala yüzünden evden kaçan Harry’nin imdadına Hızır Otobüs yetişir. Yaptığı şeyden dolayı okuldan atılacağını düşünen Harry, sihir bakanı Fudge’i görünce bir miktar korkar. Yalnız yolunda gitmeyen bir şeyler vardır, Azkaban’da tutsak olan Sirius Black ruh emicileri de alt edip oradan kaçmıştır. Voldemort’un sadık dostu olduğu düşünülen Sirius Black’in hedefi Harry midir yoksa başka şeyler de olacak mıdır bunu okurken görüyoruz. Oldukça heyecanlı geçen kitapta uzun uzun Hogwarts’ı, dersleri, hocaları, Quidditch maçlarını okuyoruz. Hogwarts’a doyuyoruz yani. Kitapta aslında verilmek istenen mesaj dostluğun, sadakatin ne denli önemli olduğu. 4. Kitabı heyecanla bekliyorum :) #harrypotterveazkabantutsağı #harrypotterandazkabanprisoner #yky #reading
Harry Potter ve Azkaban TutsağıJ. K. Rowling · Yapı Kredi Yayınları Yayınları · 202242,4bin okunma
7/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2026 13. kitabı
Dorian Gray'in Portresi, elime aldığım ilk andan itibaren o eşsiz ve farklı konusuyla beni büyülemişti. Ancak, ne yazık ki okuma deneyimim beklentilerimin biraz altında kaldı. Zaman geçişlerinin yeterince net olmaması, hikayenin neresinde olduğunuzu anlamayı zorlaştırıyor. Ayrıca, kitabın ana teması olan portrenin yeterince ön planda olmaması da bende büyük bir hayal kırıklığı yarattı. Dorian'ın ruhundaki o karanlık değişimi görsel bir simge olarak izlemek isterdim. Henry ve ressam arasındaki o zıt karakterlerin ahlak ve duygular üzerindeki farklılıkları ilgimi çekse de, Henry'nin yüzeysel ve gerçeği yansıtmayan fikirleri beni oldukça rahatsız etti. Her şeye rağmen, adını çok duyduğum bu eseri okuduğum için bir nebze olsun rahatlamış hissediyorum. Yine de, tekrar okuyacağımı sanmıyorum."
Dorian Gray'in PortresiOscar Wilde · İş Bankası Yayınları · 202199,4bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
10/10
·184 syf.··
Beğendi
·
2026 149. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 00:00
"BEYAZ ZAMBAKLAR ÜLKESİNDE" "Herkes hayatın ağırlığından, acılarından ve düzensizliğinden şikâyet ediyor ama kimse hayatı düzene sokmak ve daha iyi bir hâle getirmek için parmağını bile kıpırdatmak istemiyor. Sanki hepimiz hayatımıza dışarıdan bakıyormuşuz gibi ama içten içe her şeyin hâkimiyiz. Herkes büyük işler, büyük adamlar ve büyük sevinçler umar ve bekler ama kimse kendi veya çevresinin alçak, amaçsız ve değersiz yaşamını bir milimetre bile yükseltmeyi düşünmez." Bir zamanlar Avrupa’nın en fakir, en geri kalmış coğrafyalarından biriydi Finlandiya. Bataklıklarla kaplı, cehaletin karanlığına gömülmüş, yoksulluk içinde kıvranan bir ülke… Peki bu ülke nasıl oldu da kısa sürede kalkınmış, modern bir ulusa dönüştü? Sorunun cevabı, bu kitapta saklı. Mustafa Kemal Atatürk, bu eseri o kadar önemsemiştir ki, 1930 yılında Milli Eğitim Bakanlığı’nın kitabı basmasını sağlamış ve tüm öğretmenlere hediye edilmesini istemiştir. Ona göre bu kitap, sadece bir milletin kurtuluş hikâyesi değil, aynı zamanda Türk milletinin kendi aydınlanma yolculuğu için bir yol haritasıydı. Fin halkının mucizevi uyanışının temelinde şu unsurlar yatmaktadır: · Bilinçli bir avangart kadro: Toplumun önde gelen aydınları, öğretmenleri ve din adamları, halkın içine girerek değişimin tohumlarını ekti. Halka kendi değerlerini ve potansiyelini fark ettirme çabası · Sıradan insanların olağanüstü çabası: Mucizevi dönüşümün kahramanları, tanınmış liderler değil; gece gündüz demeden çalışan, çocuklarını okula gönderen, bataklıkları kurutan sıradan Fin insanlarıydı. · Eğitimi sadece okulla sınırlamamak: Eğitim, okul duvarlarının ötesine taştı; tarlalarda, evlerde, atölyelerde, her yerde devam eden bir yaşam biçimi haline geldi. · Bataklıklarla mücadele: Sadece fiziksel bataklıklar değil, cehalet, tembellik
Edebiyat
Beyaz Zambaklar ÜlkesindeGrigory Petrov · Temel Tarih Kitaplığı · 2025124,9bin okunma
9/10
·664 syf.··
Beğendi
·
2026 21. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 19:24
Roman; 1221 yılının mistik ve karanlık atmosferini, günümüzün bilimle şekillenen dünyasıyla ustalıkla harmanlıyor. Alamut Kalesi'nin taş duvarları arasında başlayan hikâye, bir anda modern bir laboratuvara uzanıyor ve sizi iki uç dünyanın tam ortasında bırakıyor. Eser, Şems-i Tebrizi ile Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî arasındaki derin ve hakikat yüklü bağı merkezine alan mistik bir anlatı sunuyor. Yazarın ciddi bir araştırma sürecinin ardından güçlü bir kurgu inşa ettiği çok net hissediliyor. Sayfalar boyunca sanat, siyaset, felsefe ve dinler gibi pek çok farklı alan iç içe geçerken; geçmişten bugüne, hatta geleceğe uzanan düşünsel bir yolculuk da okuyucuya eşlik ediyor. Hallac-ı Mansur'un Kayıp Risalelerinin peşinde maceradan maceraya koşarken buluyoruz kendimizi. Ama bu macera hem Kuantum Fiziğinden Tanrı Parçacığına, hem de Alamut'tan başlayıp Şems-i Tebrizi'ye, Mevlana'ya uzanan bir yolculuğa çıkarıyor bizi.Okuduğumuz sadece bir kitap değil. Tarih’in derinliklerine uzanan bir tünel, bazen bilinmeyene açılan bir kapı, bazen hepimizin bildiği isimleri içine alan mistik bir yolculuk, bazen de dünyayı değiştirebilecek bilimsel çalışmaların feldiği son noktayı açıklayan bir makale karşımızdaki. Dünyayı yöneten en güçlü ailelerin yeniden peşine düştüğü risaleler, yeni nigâhdarın da hayatını etkilemeye devam ediyor. Yolumuz Alamut Kalesi'nde Şems-i Tebrizi ile başlayıp dünyayı sarsabilecek bir buluşa imza atmak üzere olan Şirin'e uzanıyor. Bir yandan Şems'in Mevlana ile olan mistik yolculuğuna çıkarken diğer yandan Şirin ve Profesör Fisher'in çığır açabilecek deneyinin ortasında buluyoruz kendimizi. İki koldan ilerleyen bu hikayenin birleştiği noktada ortaya keyifle okunan muhteşem bir macera çıkıyor... Ben okurken elimden bırakamadım. Eğer siz de hâlâ yazarın kalemiyle
Gülün Açtığı GeceBaşak Sayan · İthaki Yayınları · 2026146 okunma
Spoiler içermez.
8/10
·80 syf.··
Beğendi
·
2026 31. kitabı
Görünmeyen döngü serimizin bir diğer kitabı olan Madam Pylinska ve Chopin’in Sırrı, yine çok keyifle ve severek okuduğum bir kitap oldu. Kitap, müziğin ruhla olan ilişkisi, müzikle hayatı öğrenmek temalarını barındırıyor aynı zamanda yazarımızın otobiyografik izlerini de taşıyor. Konusuna değinirsek, Eric'in Chopin'in müziğine duyduğu hayranlıkla başlar. Onun için Chopin’in eserleri yalnızca notalardan ibaret değildir; içinde açıklayamadığı bir güzellik, bir hüzün ve bir derinlik taşır. Bu müziği gerçekten çalabilmek, hatta anlayabilmek ister. Bunun için yolu, sıra dışı bir piyano öğretmeni olan Madam Pylinska ile kesişir. Öğretmeni öğrencisinin karşısına oturup uzun uzun teknik egzersizler yaptırmaz. Aksine, onu piyano başından kaldırır. Bahçedeki yaprakların düşüşünü izlemeyi, rüzgarın ağaçlardaki fısıltısını dinlemeyi, göletteki su dalgalanmalarını seyretmeyi ve bir kadını severken piyanoya basar gibi dokunmayı öğretmeye çalışır. Hayatı hissetmesini sağlar, farkındalığını arttırır. Kitap sayesinde siz de modern dünyanın o sürekli çabalama, kontrol etme ve başarma baskısı altında ezilen ruhunuzun derin bir nefes almasını sağlarsınız. Kendi yaralarınıza ve eksikliklerinize daha şefkatli bakarsınız. Kusursuz olmaya çalışmanın insanı sanattan da yaşamdan da uzaklaştıran bencilce bir çaba olduğunu hisseder ve içinizde bir hafifleme bulursunuz. Kitabı okurken, hayatta en güzel şeylerin zorlayarak değil, aksine kendimizi akışa bıraktığımızda gerçekleştiğini fark edersiniz. Schmitt bu kitapla diğer kitaplarında da olduğu gibi kalbinize çok zarif bir dokunuş yapıyor. Kitap size, yaşamanın kendisinin zaten en büyük sanat olduğunu en naif şekilde kanıtlıyor. Şimdi, Chopin'den bir müzik açın ve derin bir nefes alarak dışarıdaki telaşlı ritmi izleyin. Ama hissederek. Hayatın
1000Kitap
Madam Pylinska ve Chopin’in SırrıEric Emmanuel Schmitt · Doğan Kitap · 2025549 okunma
10/10
·72 syf.··
Beğendi
·
2026 197. kitabı
·
9 saatte okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 17:57
Geçtiğimiz aylar boyunca, büyük perakende zincirlerinin mekanlarında gerçek ve hayali olarak uyguladıkları kontrolün gücünü -belirledikleri anlarda arzuları harekete geçirerek- ve bu gücün -hem rengarenk yoğurtların bolluğuna hem indirimli ürünler bölümlerinin kasvetli raflarına sinmiş haldeki- şiddetini giderek daha net kavradım. Tek tek, insanların düşük gelirlerine uyum sağlamalarında, toplumsal boyun eğişin sürdürülmesinde oynadıkları rolü. Kasa önündeki yürüyen bandın üzerine konanlar ister üç-beş parçalık küçük bir tepecik, ister dağ gibi yığınlar olsun, satın alınan ürünler hemen her zaman en ucuz olanlar. Hipermarketten çıkarken çoğu zaman acizlik ve adaletsizlik hissi çökerdi üzerime. Bununla birlikte, bu mekanın ve burada yaşanan ustalıkla örülmüş, kendine özgü, kolektif yaşamın cazibesini hissetmeye de devam ettim. Bu yaşam, orta ve üst sınıflar arasında her geçen gün yayılan intemetten sipariş ve curbside gibi bireysel alışveriş sistemlerinin yaygınlaşmasıyla muhtemelen yakında ortadan kalkacak. O durumda bugünün çocukları yetişkin olduklarında, hipermarketteki hafta sonu alışverişlerini, bugün 50 yaşın üzerindekilerin madeni bir maşrapayla süt almaya gittikleri kokulu eski bakkalları hatırladıkları gibi, hüzünle anacaklar belki de.
Hayata Dair
Işıklara Bak CanımAnnie Ernaux · Can Yayınları · 202671 okunma