10/10
·144 syf.··
2026 7. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 21:19
Romanın girişi ve gidişatı bence çok akıcıydı. İnsanı hiç sıkmıyor. Okurken büyük bir merakla bu işin altından ne çıkacak, kim çıkacak diye heyecanla okudum. Tabii sadece bu merak duygusu değil. Romanda dönemin batıl inançları da çok güzel işlenmiş. İnsanların o dönemde batıl inançlara ne kadar körü körüne bağlandığını, bunlara nasıl kolayca kandığını da çok net görüyoruz.
GulyabaniHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202517,9bin okunma
Puan vermedi·352 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 20:13
Nermin Yıldırım’dan okuduğum ilk kitap olan Dokunmadan beni derinden sarsan bir deneyim oldu. Sayfaları çevirirken sık sık kendimden bir parça buldum, altını çizdiğim her cümlede "İşte ben de tam olarak böyle düşünüyorum!" dedim. Hikaye boyunca Adalet’e kocaman sarılma isteğiyle doldum. :( Zaman zaman karşımıza çıkan toplumsal eleştiriler hikayeye o kadar güzel yedirilmişti ki, mesaj kaygısı gütmeden, son derece net ve vurucu bir şekilde bana ulaştı. Nermin Yıldırım’ın diline ve üslubuna kelimenin tam anlamıyla bayıldım. (SPOILER İÇERİR): Sadi Saber’in bir hayal olmadığını umduğu ve bunu öğrendiği o sahne bence kitabın en duygusal, en can alıcı yeriydi. Mutlu sonla bitecek pembe bir aşk romanı okumadığımın başından beri farkındaydım, bu yüzden final beni şaşırtmadı ama çokça üzdü. Yine de ne yalan söyliyim, Adalet’in daha güzel, içinin tamamen rahat olduğu bir sonu yaşamasını çok isterdim.
DokunmadanNermin Yıldırım · Everest Yayınları · 202511,5bin okunma
Reklam
10/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2026 226. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 20:01
Neler neler... Dedim ya, saldım. Kim ne anlıyorsa anlıyor. Kim kimi seviyorsa seviyor. Kim nereye gitmek istiyorsa gidiyor. Karışmıyorum. Eskiden olsa tepki vereceğim, fırtınalar koparaca­ ğım şeylere yaprak dahi kıpırdatmıyorum. Çünkü ben kendimi çok saçma şeyler ve insanlar için yormuşum. Şimdi çok net görü­ yorum. Bu yüzden artık ben yalnızca kendimde mudu oluyorum. Birilerini sevmek için kendimi zorlamıyorum. Çünkü kendimi seviyorum. Belirli insanlar dışında kimseye değer vermiyorum. Çünkü kendime değer veriyorum, içinde bulunduğum rahatlamışlıktan, duygusuzluktan ve hissizlikten geçmişime sesleniyorum; kimsenin kendisinden başka bir şey düşünmediği bu hayatta, artık ben de kimseyi kendimden daha değerli görmüyorum. Kendi kabuğumdayım, kendimi dinliyorum, iyi geliyor, size de tavsiye ediyorum.
Hayata Dair
Kendine Hoş GeldinMiraç Çağrı Aktaş · Olimpos Yayınları · 201912,5bin okunma
Puan vermedi
Kitabın vaadi çok net: 10 kişi, izole bir ortam ve hayatta kalma mücadelesi. Ware, okuyucuyu sadece bir suçluyu bulmaya değil, karakterlerin kendi içsel çatışmalarıyla yüzleşmeye de zorluyor. Özellikle adanın tekinsiz atmosferi ve yaz sıcağının yarattığı o boğucu gerilim, sayfa çevirdikçe artıyor.
Mükemmel ÇiftRuth Ware · The Kitap · 202635 okunma
Hukuk ve Yanılgı
6/10
·128 syf.··
2026 11. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 17:48
​Şiro Hamao, "Şeytanın Çırağı"nda yasaların toplumsal bir güvenlik kalkanı değil bazen bizzat adaletin önündeki en büyük engel olduğunun altını çiziyor. İçindeki iki hikayeden biri hukukçu kalemiyle, sistemin nasıl hataya meyilli olduğunu olayı olduğu gibi anlatarak bunu gösteriyor. ​Hikayelerde yazarın kanunların yetersizliğine ve sistemin kusurlu doğasına dair bu keskin bakışı oldukça net. Ancak, metnin kurgusunda hissettiğim o teknik ve mesafeli dil, hikayenin duygusal ağırlığını yok etmiş. Varsayımlar da dahil olmak üzere ne yazık ki bende beklediğim sarsıcı etkiyi yaratamadı. Keyifli okumalar..
Şeytanın ÇırağıŞiro Hamao · İthaki Yayınları · 20249,8bin okunma
Puan vermedi·224 syf.··
2026 58. kitabı
Ömer Doruk Koç’un “Suç Mahalli” kitabı, ilk bakışta birbirinden ayrı cinayet dosyalarının çözüldüğü bir polisiye roman gibi görünse de, derinine indikçe bütün vakaların aynı büyük fikre bağlandığı görülüyor: Her suç, yalnızca işlendiği anla açıklanamaz; geçmişte biriken acılar, travmalar, hırslar, suskunluklar ve adalet arayışı o suçu doğuran asıl zemindir. Kitabın bölüm başlıklarında yer alan sözler de bunu destekliyor. “Her suçun faili, geçmişteki başka bir suçun mağdurudur” cümlesi, romanın merkezindeki düşünceyi en net biçimde anlatıyor. Olay örgüsünün merkezinde Başkomiser Kemal Adalı ve yardımcısı Mesut Kara var. Kemal Adalı, yalnızca suçluyu yakalamaya çalışan bir polis değil; olay yerindeki en küçük ayrıntıyı, insanların yüzündeki değişimi, suskunluklarını ve yanlış söyledikleri cümleleri okuyabilen sezgisel bir karakter. Mesut Kara ise hem onun yanında öğrenen hem de olayların insani ağırlığını daha fazla hisseden bir karakter gibi duruyor. Bu ikili sayesinde roman, sadece kanıt takibi üzerinden değil, psikolojik çözümleme üzerinden de ilerliyor. Kitapta Reşat Yıldırım’ın otel odasındaki ölümüyle başlayan ilk vaka, okura şunu gösteriyor: Bir insanın ölümü, onun yaşarken kurduğu bütün sorunlu ilişkileri açığa çıkarabilir. Reşat’ın çevresindeki kişiler; kırgınlıkları, çıkarları, aşkları, kıskançlıkları ve sakladıkları sırlarla olayın içine çekiliyor. Ardından Saffet Akkuş vakasında miras, aile içi hesaplar ve geçmişten gelen tehditler öne çıkıyor. Hilmi Terzi ve Mor Kulübe bağlantısında toplumsal şiddet, kadınların sığındığı alanlar ve korku atmosferi belirginleşiyor. Stadyum cinayetinde ise fanatizm, kalabalık öfkesi ve toplumun kolayca şiddete sürüklenebilen yüzü anlatılıyor. Sonlara doğru “Saat Altı” bölümünde seri cinayet havası güçleniyor; kadın kurbanlar,
Suç MahalliÖmer Doruk Koç · İkinci Adam Yayınları · 20232 okunma
Reklam
Reklam