Stoacının Günlüğü
"Hayattaki başlıca görev çok basittir. Yapmamız gereken tek şey sorunları tespit edip birbirinden ayrıştırmaktır. Ancak bu şekilde kontrolümüz dışındaki şeyleri net bir şekilde belirleyebilir ve gerçekten kontrol edebildiğimiz tercihlerimizi bunlardan ayırabiliriz. Peki iyi ve kötüyü nerede aramalıyız? Bunun cevabı kontrolümüz dışındaki şeyler de değildir. Bakacağımız yer içimiz ve yaptığımız seçimler." --------Epiktetos
Sayfa 11·Kitabı okuyor
Çağdaş dünyaya özgü ikinci hızlandırılmış dönüşüm ve üst-moderniteyi ıralayan aşırılığın ikinci figürü mekânla ilgilidir. Mekânın aşırılığına dair, onun gezegenin daralmasıyla bağıntılı olduğunu yine biraz paradoksal olarak başlangıçta söyleyebiliriz: [Yani] kozmonotların performanslarının ve uydularımızın devri[-daimi]nin tekabül ettiği bu kendi kendimizden uzaklaşmayla bağıntılı olduğunu. Bir anlamda, uzaydaki ilk adımlarımız kendi mekânımızı uydu aracılığıyla çekilen fotoğrafların bize net olarak kesin ölçüsünü verdiği sonsuz küçük bir noktaya dönüştürmektedir. Ama aynı zamanda dünya kendisini bize açmaktadır. Bittabi uzayın fethedilmesi bakımından, ama aynı zamanda yeryüzünde ölçek değişimleri çağındayız: Hızlı ulaşım araçları herhangi bir başkenti herhangi başka birisinden birkaç saat öteye konumlandırmaktadır. Nihayet konutlarımızın mahremiyetinde, uydular tarafından yayınlanan ve en ücra köylerimizin çatılarını kabartan çanak antenler tarafından yakalanan her çeşit görüntü, gezegenin öteki ucunda meydana gelmekte olan bir hadisenin anlık ve bazen eş zamanlı seyrini sunabilmektedir. Elbette görüntüleri böyle seçilen bir malumatın sapkın etkilerini veya muhtemel çarpıtmalarını sezinlemekteyiz: Görüntüler söylenildiği gibi manipüle edilmiş olabilmekle kalmamaktadır, aynı zamanda (mümkün olan binlerce görüntü arasında sadece bir tane olmaktan başka bir şey olmayan) görüntü bir etki uygulamakta, taşıyıcısı olduğu nesnel malumatı çok aşan bir iktidara sahip olmaktadır. Ayrıca, gezegenin ekranlarında günlük bazda, en azından prensipte ne ele alınıșı ne de erekliliği özdeş olan, ama farklılığı içinde görece bağdaşık olan bir evreni gözlerimizin önünde terkip eden görüntülerin, reklam ve kurgu görüntülerinin, birbirine karıştığı da elbette tespit edilmelidir. ABD'deki
Sayfa 34·Kitabı okudu
Reklam
Tuhaf bir biçimde, sanki beklediğiniz biri vardır ama o kişi gelene kadar beklediğinizin o olduğundan haberiniz yoktur. Daha öncesinde hayatınızda bir şeyin eksik olduğunun farkında olun ya da olmayın, istediğiniz kişiyle tanıştığınızda o farkındalığa erişirsiniz. Psikanalizin bu aşk hikâyesine katacağı fikir ise şudur: Âşık olduğunuz insan aslında rüyalarınızın erkeği ya da kadınıdır; daha tanışmadan önce onu hayal etmişsinizdir - yoktan değil, zira hiçlikten hiçlik çıkar, ama yaşanmış veya arzulanmış deneyimlerinizden. O kişiyi o denli net bir biçimde ayırt edebilmenizin sebebi onu bir anlamda zaten tanıyor olmanızdır; onu bunca zamandır beklemiş olduğunuz için ezelden beri tanıyormuşsunuz gibi gelir, ama aynı zamanda size gayet yabancıdır. Tanıdık yabancı kişilerdir onlar. Fakat bu basit hikâyede oldukça dikkat çekici bir unsur var: Rüyalarınızı süsleyen bu kişiyle tanışmayı ne kadar istiyor, umut ve hayal ediyor olursanız olun onu özlemeye ancak onunla tanıştıktan sonra başlarsınız. Bir nesnenin yokluğunu (ya da başka bir şeyin yokluğunu) hissetmek için onun varlığı gerekli gibidir. O gelmeden önce de bir tür hasret duyuyor olabilirsiniz, ama yokluğunun yarattığı hüsranı tüm gücüyle hissetmek için önce onunla tanışmanız gerekır. Denilebilir ki hayallerinizin erkeği ya da kadınıyla veya esasen hayatınızın herhangi bir tutkusuyla karşılaşmadan önce genele yayılmış ve boşlukta asılı bir hüsran hissederken, bu mucizevi nesneyi bulmanız hüsranınızın kaynağını tespit etmenize yarar.
Sayfa 23 - Metis·Kitabı okudu
85 yıllık araştırmanın en önemli sonucu olan sosyal bağlar faktörünü iyice vurguladıktan sonra gelin geri kalan 5 temel bulguya da bir göz atalım. 1- Mutlu bir çocukluk: Çocukluğu mutlu şekilde geçen bireylerin ilerleyen yaşamlarında fiziksel olarak daha sağlıklı, sosyal ilişkileri daha kuvvetli ve depresyona daha dirençli oldukları tespit edildi. Kötü bir çocukluk geçirenlerin ise ileride mutlu olmalarının daha zor olduğu görülmüş ancak orta yaşlarda bu durumun üstesinden gelinebileceği vurgulanmıştır. 2- Zaman Yönetimi: Çalışmanın yine çok net vurguladığı sonuçlardan birisi, sevdikleri kişilere daha fazla zaman ayıranların daha mutlu olduğuyla ilgili elde edilen bulgudur. Günümüzde başarı ve hırs peşinde koşan birçok insanın içlerinde hissettiği derin mutsuzluğun nedenlerinden birisi de sevdiklerine ayırmaları gereken vakti başkalarıyla mücadele etmek için harcamalarından kaynaklanıyor olabilir. 3- Yaşam tarzı: Katılımcılar içerisinde fiziksel olarak aktif, sigara içmeyen, kilosu normal ve evliliği huzurlu olan kişilerin deyim yerindeyse güzel yaşlandıkları vurgulanmıştır. 4- Ne zaman bırakacağınızı bilmek: Geçmişte yaşadıkları sıkıntı ve başarısızlıkları daha çabuk unutanların ileride çok daha mutlu oldukları görülmüş. Bu kişiler zamanlarının çoğunu daha pozitif gelişmelere odaklanarak geçirdiklerini belirtmişlerdir. Bu sonuçlardan da gördüğümüz üzere bir şey için mücadele etmek elbette önemli ama bazen ne zaman vazgeçeceğimizi bilmemiz de gerekiyor. Tıpkı o güzel sözün söylediği gibi "Bir şeyi çok sıkı tutmaya çalışmak; onun elinizde daha fazla kalmasını sağlamaz. Sadece giderken avuçlarınızın daha fazla yaralanmasına neden olur." 5- Mutsuzlukla Başa Çıkma Stratejileri: İhtiyacı olanlara yardım etmek, fedakârlık yapmak, olumsuz duyguları hayattan çıkarmak ve
Sayfa 115
12 Eylül müdahalesi ile kahvehanelere Atatürk posterlerinin asılması zorunlu hale getirilmiş, Ankara'da Atatürk heykeli yapımı için bir fabrika açılmış, Atatürk'e ait olduğu şüpheli olan sözler, pragmatik amaçlara hizmet ediyorsa Atatürk söylemiş gibi kamu alanlarına yerleştirilmiş, Kenan Evren, Atatürk benzeri pozlar vermeye ve fotoğraflar çektirmeye gayret etmiştir.Dönem özelinde incelendiğinde Kenan Evren'den bir Atatürk yaratma gayreti olduğu tespit edilebilir. Kenan Evren'in halk ile olan teması, Atatürk'e benzer giyim tercihi, Atatürk'ün fotoğraflarına benzer fotoğraflar çektirmesi, sık sık Atatürk vurgulu konuşmalar yapması, İslam dini temalı söylemleri, onun basın tarafından yüceltilmesine olanak sağlamıştır. Atatürkçülük üzerine net bir tanımlamanın yapılmadığı ve her cephenin kendince bir Atatürkçülük tanımı yapıp, bu tanımın dışında kalanları dışlamasının yaygın olduğu bir dönemde Kenan Evren'in yapmış olduğu Atatürkçülük tanımlamaları muteber görülmüş, Atatürkçülüğün ne olduğu Kenan Evren'in söylemleri üzerinden tanımlanmaya başlanmıştır. Diğer bir deyişle, 12 Eylül müdahalesi Atatürkçü bir kimlik taşımaktadır; ancak bu Atatürkçü kimliğin içeriğini Kenan Evren doldurmuş, sınırlarını Kenan Evren çizmiştir.
Hayattaki başlıca görev çok basittir. Yapmamız gereken tek şey sorunları tespit edip birbirinden ayrıştırmaktır. Ancak bu şekilde kontrolümüz dışındaki şeyleri net bir şekilde belirleyebilir ve gerçekten kontrol edebildiğimiz tercihle­rimizi bunlardan ayırabiliriz. Peki iyiyi ve kötüyü nerede aramalıyız? Bunun cevabı kontrolümüz dışındaki şeylerde değildir. Bakacağımız yer içimiz ve yaptığımız seçimlerdir
Sayfa 11 - Epiktetos
Düşünce
Reklam
Reklam