Bir kardeşe sahip olmak nedir? Eğer hiç tatmadığınız bir duyguysa, tek çocuk olmak size gayet tabii tatlı gelebilir. Anne babanızın tüm ilgisi üzerinizdedir, her isteğiniz yerine getirilir, üstünüze titrenir, biraz da maddi durumunuz iyiyse, her türlü imkandan faydalanmanızı, en iyi eğitimi, sosyal imkanları vs. almanızı sağlayacak tüm kaynaklar seferber edilir, bir de bizde ata sporudur, ebeveynleriniz kıçını yırtıp sizi, kendileri göçüp gittiğinde rahat ettirmek için miras biriktirme derdine düşerler. Sizi pek de yormazlar yani. Genel olarak bu da sizi hazırcı, armut piş ağzıma düşçü biri haline getirir. Mızmız bir çocuktan, tatminsiz bir yetişkine evrilir, hayatına girdiğiniz herkese hayatı zindan eden biri olur çıkarsınız. İstisnalar kaideyi bozmaz elbet. Bu kalıplara uymayan bir "tek çocuk" iseniz, ne mutlu size ve de sizi yetiştiren aileye derim ben... Ama bir kardeşinizin olması, hele de sizden küçük bir kardeşinizin olması... Çocukluğunuza dair tüm kırılganlıklarınızı bir kenara bırakır, onun yanında kaya gibi sertleşirsiniz. Ona karşı ziyadesiyle müşfik, ona gelecek tüm tehditlere karşı ziyadesiyle gaddarsınızdır. Ben ki öyle aman aman kavgacı biri olmadım hiçbir zaman, ama kardeşim için kaç kişiyle gözü kapalı kavga ettim bilmiyorum. Kimilerinde o haksız olduğu halde hem de... Haksızdır, ceza verilecekse siz verirsiniz ama onu dışardan kimseye de ezdirmezsiniz. Bilirsiniz, dışardan belli kırığa müdahale etmesi kolaydır ama içerden kırılırsanız, hem teşhisi hem de tamiri zordur o kırığın. İçerden kırılmamak gerekir her zaman. Çocukken, kardeşliğin en çetrefilli döneminin elbette ki çocukluk dönemi olduğu sanılır ama günler geçer, gözünüzden sakındığınız o kardeş büyür, serpilir, kendi kendine yetebilecek bir birey haline gelir gözlerinizin önünde. Siz