Bu kitabı incelemeye nasıl başlamalıyım ya da nereden başlamalıyım hiç bilmiyorum. Atsız'ın bu kadar derinden kendini anlattığı bir kitabı incelemek çok zor olacak o yüzden çok küçük bir şekilde düşüncelerimi dile getireyim.
Tadı damağımda kalmış bir lezzet gibi bir eserdi. Çünkü kitabın her sayfasında, Selim Pusat'ın sert cevaplarını merak etmekle birlikte karakterlerin çoğalmasıyla olayın daha da heyecan uyandırması bende ayrı bir lezzet oluşturdu. Kitabı bitirdikten sonra Atsız'ın aslında Selim Pusat karakteriyle kendini anlattığını fark ettiğimde çok şaşırmış ve kendi içimden vay be! demiştim. Kendi ruhi bulanımlarını ve bizzatihi yaşadığı şeyleri kaleme alması, onu yaşayan biri olarak oldukça zor olsa gerekti çünkü. Ben bu yüzden - böyle bir eseri bu açıdan değerlendirmek benim haddime değil tabii ki de - Atsız'ın çok çok başarılı bir eser ortaya koyduğunu söyleyebilirim.
Eğer Hüseyin Nihal Atsız'ı anlamak istiyorsanız bence bu kitabı okumakla başlayabilirsiniz. Ben iyi ki okumuşum, etkisinden belki bir süre çıkamam ama olsun:)
Kitapta en beğendiğim alıntılar tabii ki Selim Pusat'ın yani Atsız'ın şiirlerinin bulunduğu kısımlardı. Örneğin;
"Vur şanlı silahınla, gönül mülkü düzelsin;
Sen öldürüyorken de, vururken de güzelsin!"
Tavsiyem mutlaka okuyun, keyifli okumalar dilerimm...
Ruhun mu ateş yoksa o gözler mi alevden?
Bilmem, bu yanardağ ne biçim korla tutuştu?
Pervane olan kendini gizler mi alevden?
Sen istedin, ondan bu gönül zorla tutuştu...