Aydınlık bir günde gözlerinizi kapadığınızda bir süre gözlerinizi kapamadan önce baktığınız her neyse onun görüntüsünü görürsünüz ya, benimki de öyle bir şeydi.
"Film işi iğrenç bir iş," dedi. "Tanışmayı hiç istemediğin insanlarla tanışmak, nefret ettiğin insanlara iyi davranmak zorundasın. Neyse ki bu işten kurtuldum."
Salih Mirzabeyoğlu‘nun “iktisada giriş” kitabı… Birinci sayfasını açıyorsunuz ve şu harikulâde satırlarla karşılaşıyorsunuz:Allah bu yeryüzünü ve istihsal [üretim] sahalarını hikmetle yaratmıştır; mamur, semereli ve faydalı kılınması hikmetiyle… Eğer halk dünya mamurluğundan ne fayda erişeceğini ve yeryüzünü kupkuru bırakmaktan ne günah doğacağını bilseydi, gayesini ve vücut hikmetini tamamiyle anlamış olurdu. Toprağından bin batman mahsul çıkacak bir insan, eğer ihmâl ve isteksizlik yüzünden dokuz yüz batman mal elde edecek olur ve aradaki yüz batman fark insanların istifadesinden uzak kalırsa biliriz ki, bunun hesabı kendinden sorulacaktır. İnsanların faydasına sarfedecek bir vaziyeti bulunduğu hâlde bundan kaçan, yeryüzünün umranında pay sahibi olmak istemeyen ve üstelik bunun ismini, dünyayı terk, zühd ve takva koyan insan, Şeytandan başka kimseye tâbi değildir… Nefsin kucağında esneyenlerin miskinliklerine hak kisvesi biçmelerine ve bunun mesuliyetine dair bir İslâm büyüğünden altını çizdiğimiz işaretten sonra, dünyaya kazık kakma heveslisi başka bir nefs azmanı tavra yine bir İslâm büyüğünden: “Sizin rabbiniz ayağımın altındadır!”Ayağını bir noktaya basıp böyle haykırıyor… Küfre benzeyen bu sözü belki delâlete kavuşturacakları ümidiyle o noktayı kazdılar… Bir de görsünler ki, bir yığın altun… Büyük velî, insanları, paraya tapmakla suçluyordu." [*]
Sözü edilen büyük velî, Muhiddin-i Arabî‘dir. Konya’da kapısına gelip, “Allah için bir şey!” diyen dilenciye, evinin anahtarını verip şehri bırakıp giden adam… Ve İslâm’da “dünya malı”nın ölçüsü de budur. Haydi, ayağını bastığı yerden bir kese altun çıkmasın da, sadece mânen ve konu hangi dünyalık olursa olsun, söylemiş olsun:"Sizin taptığınız ayağımın altındadır!"
**Tehlike, güç, şöhret, ünvan,
İktisat ve Ahlâk -İktisada Giriş -I-, 13 Ocak 2012, Çarpıcı Kitap·Kitabı okuyor
Ben çocuklara uzun vadede oldukça zararlı yan etkileri olan bu tür ilaçların verilmesini doğru bulmuyorum. Ne yazık ki bu görüşümü dile getirdiğimde uzmanlardan şaşırtıcı tepkiler alıyorum. Neyse ki Ebeveynliğin Çöküşü adlı kitabında Dr. Leonard Sax’ın da benimle hemfikir olduğunu okumak az da olsa beni rahatlatıyor.
Bu bilgiyi takipçilerimle paylaştım. Belli ki suçluluk hissine kapılan bir anne hemen -bu tür ilaçları “çok faydalı” bulup üstüne üstlük öven- bir doktora beni şikâyet etmiş. … Ve şöyle tamamlamış: “Bu çocukların vebalini alacak mısın?”
Peki siz çocuklara dopamin salgılatan kimyasalları dayatmanın ve övmenin vebalini alacak mısınız? Ne yazık ki pandemide aşıları öven, aşı olmayanları cahil ilan eden uzmanlar, bugün aşıların yan etkilerinden yaşamını kaybeden ya da sorun yaşayan kimsenin vebalini almıyor.
"Herkesten verebileceği neyse onu istemek gerekir," dedi kral. “Otorite her şeyden önce mantığa dayanmalıdır. Eğer halkına, gidip kendilerini denize atmalarını emredersen, onlar da sana karşı devrim yaparlar. Ama bana itaat edilmesini istemeye hakkım var, çünkü benim emirlerim mantıklıdır.