Bir canavarın avucunda,
Bağdaş kurdum sessizce.
Kimi zaman sendin o canavar,
Kimi zaman da,
Anlamayan diller ve gözler.
Avuç çizgilerimde bekledim,
Ayakta kalmak ve düşmek arasında.
Ve öğrendim;
Bazı yaralar dişlerle değil,
Anlaşılmamakla açılıyor.
Hala bir canavarın avucunda bağdaş kuruyorum,
Korkmuyorum,
Sığınacak bir yer bulamıyorum.
Bu şiiri senin için yazdım minik Çağıl. Umarım duyuyorsundur.
Çağıl
@neytiri
·
fırtınalı ruhların
fırtınalı havalarda sakinleşmesi gibi
içimdeki gazabı dışımdaki dünyada görünce uysallaşıyorum
ne zaman bir çocuk uyanır içimde
ne zaman bir canavar
hiç bilmiyorum bunu
Bugün günlerden Bernhard…
Çevren kalabalıktır. Herkes alkışlar, herkes yanındayım der, herkes beğenir, herkes ne kadar iyisin der, herkes seni bildiğini sanar. Sen bir yanılsamaya hapsolursun. Kalabalık içinde varlığın kendine parlamaya başlar. Bir aidiyet ararsın o insanlara bakarak. Ama yoktur, herkes aslında bir vitrine bakıyor ve seni çözdüğünü sanıyor. İnsan o kalabalıkta daha da yalnızlaşıyor. O kadar ses var ki, senin sesin artık yok olmuştur. Herkes senin yerine konuşmaya başlar.
Ölüm, yaşayamadığımız hayatın başında sallanan bir balta gibi. Özgürlük, yok oluşun yasını tutmayı reddetmektir, bir bilgeliktir aslında. Ölümün gölgesini silmeye çalışmak da nafile bir çabadır ama bazen yaşamımız bir veda provasına dönüşüyor. İçimizdeki bu sızıyı bir şefkate dönüştürebilmek en büyük tiyatrodur. Güzel tiyatrolar dilerim hepimize.
İnsanlar kendi karanlıklarıyla yüzleşemediğinde diyetini başkalarına ödetmeye kalkıyor. Bana zehir verilirse onu tabii ki de kadehlerine ben koyarım çünkü can almayı da canımı yakanlardan öğrendim. İstemezdim böyle olmasını ama oldu. İnsanların emek verip inşa ettiği gül bahçesini talan etmeye gelirseniz karşılaşacağınız şey sadece dikenler olacak. O güller yeniden açar ama kokuyu asla içinize çekemezsiniz.
Şiddetin nihai amacı mutlak kontroldür. Şiddet yapısı içinde bireyi fiziksek olarak yenmek insanlığa yetmez, psikolojik olarak da kan dökmek gerekir. Bir başkasının iradesini kırmak, yönetici kitleye tanrısal bir güç illüzyonu verir. Şiddet, en ilkel ama hala en etkili araçtır. İnsanlık tarihi, karanlık bir döngüdür. Biyolojik olarak hayatta kalmaya çalışan biz bilinçli organizmalar, varoluşsal olarak da özgür kalma istenciyle savaşırız. Bedenimizde yaralı bir insanlık tarihi taşıyoruz.
Çağıl
@neytiri
·
İnsanlık tarihi kanla yazılmıştır; insanın
istencini kırmak için şiddetin şaşmaz bir
biçimde uygulandığı bir tarihtir bu.