Nurdi

Al göğüme bıraktığın yağmurları, al bu satırları Ah yetmiyor, yetmiyor hiç bir sözcük iyileştirmeye. Bir hayali yeniden kurmak için söz sırası ellerimizde Ama ellerim senin…
Şiir
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Çarpa çarpa kırar boynunu serçeler, göğsümün kafesinde. Ritmini yitirir solumdaki kan gülü Kurur orada, öylece. Kara çocuk, tükenme…
Şiir
Ağrılardan bir dağ geldi oturdu ömrümüze Ama sen masal kuşlarını küstürme. Onlar getirecek güneşi karanlık göğümüze, Tükenme… Su durur, ay unutur Bakışsız kalır deniz. Mavisi solar, mehtapsız kalır âşıklar tükenme. Çarpa çarpa kırar boynunu serçeler, göğsümün kafesinde. Ritmini yitirir solumdaki kan gülü Kurur orada, öylece. Kara çocuk, tükenme… Kırılan kemik, atomlarına ayrılan biblo, tuz ve nar aşkına Yani ki, Kanayan kolumuz, kanadımız, adımlarımız, Dağılan avuç içi haritamız aşkına bitme. Ki olmaz, olmaz böyle dağılmak… Sevgilinin saçları rüzgârda dağılır örneğin Bir çocuk gülümser bulutlar dağılır örneğin Yok değil bu benim bildiğim. Dağılmak, kırılmak, ağrımak, başka… Dünya adaletsiz çocuk, dünya zorba Belki eşitleniriz bir gün aşkla. Bu kekeme toz ve duman şarkıyı iyi belle Öyle durdum ki sana, demirim pas içinde. İçime susmaktan derinde besmelem yosun içinde. Besmelem ki dağılan, kırılan, ağrıyan… Kara çocuk; buna, Âmin de Kalk! Al göğüme bıraktığın yağmurları, al bu satırları Ah yetmiyor, yetmiyor hiç bir sözcük iyileştirmeye.
Şiir
Kırmızı bir mumdun, şamdamına yakışan. Hayata benzeyen bir yanın vardı, zümrüt kakmalı hançerimi elimden alan. Sanırım karanlık bir kömürlükte güneşli bir sabahtın, içime dokunan. Bir halin vardı, ölüme benzeyen. Gözlerimin buğusuna yazamadığın adın vardı, rutubet kokusuna sıkışan. Bakımsız bir bahçe görüntüsüydün, yüzünün çitlerini onarırdım, çiçeklerini sulardım, ruhunu beslerdim arsenikle. Tam yükselirken tutup öperdin ruhumu sen, mavi kuşlar düşlerdim. Kelimeleri kanatan bir yanın vardı, bir lalenin sesine benzeyen...
Şiir
Dedi ki : Aşk sizi çağırdığı zaman onu izleyin yolları zorlu ve dik olsa da. Kanatları sizi sardığı zaman, ona teslim olun. Tüyleri arasında gizlenmiş Kılıç sizi yaralayacak olsa da. Hem aşk sizinle konuştuğu zaman, ona inanın. Bahçeyi tarumar eden kuzey rüzgarı gibi darmadağın etse de düşlerinizi sesiyle. Çünkü aşk taçlandırdığı gibi çarmıha da gerer sizi. Hem besler hem büyütür hem de budar sizi. Yücelerinize tırmanıp, okşar sever güneşte titreyen en körpe dallarınızı. Derken inip köklerinize, sarsar toprağı sıkı sıkıya tutmuşlarını. Mısır demetleri gibi derer sizi Aşk. Harman yerinde dövüp çırılçıplak bırakır. Kabuklarınızı elemek için kalburdan geçirir. Apak edinceye kadar öğütür sizi. Yumuşayana kadar yoğurur; sonra da atar kutsal ateşine, Tanrı' nın kutsal şölenine kutsal ekmek olasınız diye. Aşk bütün bunları, yüreğinizin sırlarına ermeniz ve bu bilgiyle Hayat'ın yüreğinin bir parçası olabilmeniz için yapacaktır.
Sayfa 6·Kitabı okudu