Nurdi

İki Balığın Öyküsü
Biri olmadan, öbürü olmazmış. Bu böylece yazılsınmış. Bir Rus köyü'nde iki balık yaşarmış. Biri turuncu ve İri, öbürü korkak ve İnce. Bütün çiftler de böyledir biraz düşününce. İri sormuş birgün. 'Madem bütün bu denizler birbirine bağlı, niye biz seninle sadece bu kıyıdan ötekine yüzüp duruyoruz? Kendimizi bir akıntıya bıraksak, yeni sularda yüzsek, başka balıklar yesek daha mutlu olmaz mıydık?' Hak verdi İnce. İnceliğinden sırf. Çünkü onun mutluluğu için, İri ve o kıyı yeterlidir. Gerisi hava su değişikliğidir ki, insan bundan beslenemez. Balıklar hiç... Katıldı yine de, düştü İri'nin peşine. Akıntıya bıraktı kendini. Bunlar beraberce, İstanbul ve Çanakkale boğazlarını geçtiler. Geçerken eğlendiler. Fakat bir balıkçı, akşam yavrularına balık götürmek için suya ağ atmıştı. Ve bizimkiler farkına varmadan bu ağa takıldılar. Daha doğrusu İri takıldı. İri ya. İnce de sıyrılıp çıktı. İnce ya, bırakıp gitmedi. Hem inceydi hem aşık. Kemirip ağları, kurtardı İri'yi. 'E, tabi, ben bu ağlara takılacak kadar güçlü kuvvetli değilim, eriyip gidecek gibiyim' diyerek, onun gururunu da okşadı. Aşkta, en yanlış şeyler bile mantıklı gelir insana. Tabi balıklara da... Çünkü aşk, suyun içinde de aşktır. Derken, bizimkiler soğuk denizlere kavuştular. Fakat İnce, alışık değildi bu serin sulara ve hastalandı.
Öykü
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?

Nurdi

, bir kitap okudu
Puan vermedi·336 syf.·
126 günde okudu
·
2023 1. kitabı
İsmail Bilgin
9/10 · 257 okunma
Al göğüme bıraktığın yağmurları, al bu satırları Ah yetmiyor, yetmiyor hiç bir sözcük iyileştirmeye. Bir hayali yeniden kurmak için söz sırası ellerimizde Ama ellerim senin…
Şiir
Çarpa çarpa kırar boynunu serçeler, göğsümün kafesinde. Ritmini yitirir solumdaki kan gülü Kurur orada, öylece. Kara çocuk, tükenme…
Şiir
Ağrılardan bir dağ geldi oturdu ömrümüze Ama sen masal kuşlarını küstürme. Onlar getirecek güneşi karanlık göğümüze, Tükenme… Su durur, ay unutur Bakışsız kalır deniz. Mavisi solar, mehtapsız kalır âşıklar tükenme. Çarpa çarpa kırar boynunu serçeler, göğsümün kafesinde. Ritmini yitirir solumdaki kan gülü Kurur orada, öylece. Kara çocuk, tükenme… Kırılan kemik, atomlarına ayrılan biblo, tuz ve nar aşkına Yani ki, Kanayan kolumuz, kanadımız, adımlarımız, Dağılan avuç içi haritamız aşkına bitme. Ki olmaz, olmaz böyle dağılmak… Sevgilinin saçları rüzgârda dağılır örneğin Bir çocuk gülümser bulutlar dağılır örneğin Yok değil bu benim bildiğim. Dağılmak, kırılmak, ağrımak, başka… Dünya adaletsiz çocuk, dünya zorba Belki eşitleniriz bir gün aşkla. Bu kekeme toz ve duman şarkıyı iyi belle Öyle durdum ki sana, demirim pas içinde. İçime susmaktan derinde besmelem yosun içinde. Besmelem ki dağılan, kırılan, ağrıyan… Kara çocuk; buna, Âmin de Kalk! Al göğüme bıraktığın yağmurları, al bu satırları Ah yetmiyor, yetmiyor hiç bir sözcük iyileştirmeye.
Şiir