Kırmızı bir mumdun, şamdamına yakışan.
Hayata benzeyen bir yanın vardı, zümrüt kakmalı hançerimi elimden alan.
Sanırım karanlık bir kömürlükte güneşli bir sabahtın, içime dokunan.
Bir halin vardı, ölüme benzeyen.
Gözlerimin buğusuna yazamadığın adın vardı, rutubet kokusuna sıkışan. Bakımsız bir bahçe görüntüsüydün, yüzünün çitlerini onarırdım, çiçeklerini sulardım, ruhunu beslerdim arsenikle.
Tam yükselirken tutup öperdin ruhumu sen, mavi kuşlar düşlerdim.
Kelimeleri kanatan bir yanın vardı, bir lalenin sesine benzeyen...