Tövbelerini hazır tutup dillerinin bir kenarında su içer gibi kolay yemin etti bana birileri.
Ve etin peşinde koşan kuduz itler kadar şuursuzdular; çok geçmeden unuttular verdikleri sözleri.
Kıblesi şeytan, secdesi şerden olanlara beş vakit avuç açıp dualar etmişim oysa... bilemedim.
Eğer korkuyorsak, bazen bu
korkuyla beslenen şeyler olabilir. Korku bizler için her şeyi daha kötü bir hale getirir. Asıl ustalık, görebildiğin şeye yoğunlaşmak ve kendin hakkında düşünmekten kaçınmaktır.
Yaş konusunu, tavandan damlayarak insanın geriye ne kadar ömrü kaldığını bildiren bir su sızıntısı gibi düşünmemiştim hiç. Çok küçükken duymuştum, bir insan öldüğünde uzamış saçlarının içinde kuluçkaya yatan bitler yastıkların üzerinden korku içinde kaçışıp aileyi rezil ederlermiş. Bu bana öyle bir ibret olmuştu ki, okula gitmek için kafamı kazıtmalarına ses çıkarmamıştım, kalan tek tük telleri de hâlâ minnettar köpeğin sabunuyla yıkarım. Şimdi düşünüyorum da, demek daha çok küçükken ölüm duygusundan fazla edep duygusunu geliştirmişim.
Sevgili Anneciğim,
Binlerce kez açıldım, binlerce kez kapandım yokluğunda
Kocaman bir dağ lalesi gibi
Ve kapkara göbeğini dünyaya fırlatacakmış gibi duran.
Şimdi mucizevi bir yerdeyim
Muc'ın ucuz evinde
Sanki mürekkebi rutubet olan bir kalem
Duvarlara hep senin resmini çiziyor
di'li geçmi zamanda birçok resim,
Hep gülümsüyorsun
Aklının ortasında mavi bir yıldız varmış gibi
Ve o yıldız karanlık bir şubat akşamında
Durmadan soluyormuş gibi