Yalan!!!
Üzerine hüzün dokunmuş kalp tanık ki, Yörüngesi her gün kısalmakta olan güneş tanık ki, Tarihten ne okudumsa unuttuğum edebiyat tanık ki, Anlattıklarım yalan gibi görünecek, hükmü tarih risaleleriyle terbiye edilmiş kalplerinize önce. Doğru! Nihade yalan, Mansur yalan, Nur yalan. Yalan bütün bu anlattığım hikâye. Bütün metin içinde ismi bir kez geçmese de bu romanın kendi çilesini omuzlayan baş kahramanı yalan. Nezuka yalan, annesi yalan, ırmak yalan. Yalan turnanın efsanesi. Ismi tarihin defterine kayıtlı olsa da, yalan belki, benim aynamın derinliğine düşen görüntüsüyle gencecik bir Osman. Yalan. Adli olarak anılmak isteyen Mahmudların ahir geleni. İlhamıyla anılmak isteyen Selimlerin üçüncüsü. Hepsi yalan! İsimle Ateş Arasında
O öyle incelikli ve bir çocuk kadar korumasız, bir hatanın süreğinde hata hata üzerine, hatanın yorumu kader, kaderin sırrı gayret. Gayreti bana meçhul. Bir Nur bir de Nur'un annesini feda etmişken. İstanbul'un sabaha karşısı ateş olurdu. Nihade ateş. Sultan ateş. Kulu ateş. Bu zaman ateş. Geçmişim ateş. Geleceğim külliyen ateş. Numan bir gelincik sadece. İçi ateş dolu zahiri ateş. Cam Irmağı Taş Gemi
Reklam
Kırmızı bir gül kurutulduğunda rengi siyaha dönüyor. Gelinciğin ortasında bir yangın hatırası. Ve varlığın, ateşi söndürecek unsuru, su değil kan gibi duruyor. Bu duruşla tamam oldu Numan'a dair kader. Onun kaderi bana rastlaması, benimse yazılacak daha yazım vardı. Acı, bilmenin hengâmesi. Bu acıyla, içinde inci saklı istiridyenin açılması gibi açılmaya başladı Nihade'nin siyah gözleri önünde yine Nihade'nin seyri, mahiyeti, karanlığı, muamması. Sisin dağılması vaktin girmesiyle başladı. Karanlık, bir anda değil, perde perde kalktı gözlerimin önünden. Önce bir kamaşma. Sonra ağır ağır çöken mana. Ona uğrayan yanımla, siyahlar giymiş tekinsiz bir gece yolcusu gibi hayatından geçtiğimi. Uğradığımı, kalmadığımı, sadece uyanıklık ve acımasızlıkla baktığımı. Onun esemesi ateşe düşerken fark edebildim ben. Onun kanlı bir gelincik gibi ateşe düştüğü an. Gördüğümün dumanı yok alevi yok. Öyle bir yandı ki külü hiç yok. Sadece tek kelime edebildim. Numan, dedim. Sustum. Kimseler duymadı, ben duydum. Cam Irmağı Taş Gemi
Nihade...Buhur...Akşam, esmer... Hayalle, gerçek arasında ipek telinden asma köprü. Ben...Buhur...Zamansız...
"Bir gün cennete kabul edilirsek, dedim Nihâde'ye, ömrüm, orada bir nar ağacının altında buluşalım olur mu?."
Etrak-ı bi idrak
"... On beşinci yüzyıldan itibaren Osmanlıca sözünü kullanmamız kaçınılmaz hale gelmektedir. Bu devrede Eski Anadolu Türkçesinin söz varlığı kadar açık bir Türkçe söz varlığı yoktur. Ancak, dilin yapısındaki yabancı sözlerin kullanımı metinden metine, muhitten muhite değişebilmiştir. Örneğin, sanat yapmak kaygısıyla saray muhitinde yazılan ve sadece dar aristokrat kesime hitap etmesi amaçlanan şiir ve nesir örneği eserlerin dili oldukça ağırdır. Halk arasında “Osmanlıca” denince algılanan o Türkçenin dışında farklı dil düşüncesi bu gibi kullanımların sonucu olmuştur. Türkiye Türkçesinde on üçüncü yüzyıla ait en eski metinlerde toplam kelime hazinesinin üçte biri Arapça ve Farsça alıntılardan oluşurken on beşinci yüzyıl ortalarından itibaren kullanılan yazı dili, günümüz konuşma dilinden yapıca çok uzaklaşmaya başlar bu uzaklaşma on yedinci yüzyılda hat safhaya çıkacak ve biçim olarak aşağıdaki gibi eserler yazılacaktır: "Amed-i medid ve ahd-i ba'iddir ki daniş-gâh-ı istifadede nihade-i zanu-yı taleb etmekle arzu-yı kesb-i edeb kılıp gerçi irre-i ahen-i berd-i gûşiş-i bî-müzd zerre-i fulad-ı fu'ad-ı infihamı hıred edemeyip şecere bî-semere-i isti'daddan yek-bar-ı imkân intişar-ı nüşare-i asar-ı hayr-ül me'ad as'ab-ı min-hart-ül katad olup ancak piş-nigâh-ı ihvan ve hullanda hem-ayar-ı nühas-ı hassas olan hey'et-i danişveriyi zaharif-i tafazzul ile temviye ve tezyin edip bezm-gâh-ı sühan-gûyanda iksar-ı sersere ile ser-halka-i ihvab-ı hava-ayin olmuş idim" Bu şu demektir: Anadolu Türkçesi on beşinci yüzyıldan başlayarak yazılı bir dil olmaktan çıkmıştır. Halkın konuştuğu dil yazılıp korunmamış ve geliştirilmemiş, yazı dili saray ve çevresindekilerin anlayıp beğenecekleri tarzda bir yapay dile dayandırılmış ve Türkçe yazılmaz hale gelmiştir. Öz dilini konuşmaya devam
Reklam