Romanın merkezinde insanın gönül dünyası ve sevdanın insan üzerindeki etkisi vardır. Başlıktaki metafor, insan kalbinin sürekli dönen bir değirmene benzetilmesiyle açıklanır: Nasıl ki yel değirmeni rüzgârla çalışır ve buğdayı öğütürse, gönül de sevda ile hareket eder ve onu dönüştürür.
Aşkın romantik yönünü yüceltmekten çok insan psikolojisini ve toplumsal çelişkileri ortaya koymayı amaçlar. Hüseyin Rahmi, sevdayı insanı olgunlaştıran ama aynı zamanda onu hatalara sürükleyebilen bir güç olarak gösterir. Bu yönüyle roman, okuyucuyu yalnızca bir hikâyeye değil, insanın duygusal ve ahlaki dünyası üzerine düşünmeye davet eder.
“İnsan kalbi çoğu zaman aklın söylemediğini duyar, aklın kabul etmediğine inanır.”
“Sevda, insanın içinde saklı duran nice duyguyu uyandıran bir fırtınadır.”
“Aşk dediğimiz şey bazen mutluluğun, bazen de en büyük yanılgının adı olur.”
“Toplumun ahlak diye savunduğu şeylerin çoğu, başkalarının gözünde iyi görünme arzusundan ibarettir.”
“Gönül işlerinde akıl çoğu zaman geç gelen bir misafirdir.”