emine

emine
@nihayetinde
dünya sonlu, kalbim kederli
Çağdaş toplumlarda incinmek ve diğerlerini incitmek eskiden olduğundan daha kolay. İnsanlar birbirleriyle eskisine oranla daha çeşitli biçimlerde ilişki kuruyorlar. Bunun sonucu kendimizi koruyacak savunma sistemleri geliştiriyoruz, incinmemek için diğer insanlara tereddütle yaklaşıyoruz. Diğer insanlara zarar vermemek için onlarla ilgilenmemek, her insanın kendi başının çaresine bakmasını gerektiriyor. Bunun getirdiği yalnızlığa dayanamayan birçok kişi alkol, uyuşturucu madde, vb. araçlarla çevresine yabancılaşmasının verdiği acıdan kurtulmaya çalışıyor. Hiçbir şeye bağlanamamak insanın boşluk ve anlamsızlık duyguları yaşamasına neden oluyor.
Sayfa 29
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
“Ey gönül bakma cihâne, Gün gelir seyran gider...”
Şiir
zengin görünme hastalığı
"Günümüzde zengin görünme hastalığı kol gezmektedir. Dar gelirliler dahî, hanımlarına karşı aynı tavrı taşımaktadırlar. Ne istenirse, borç-harç temin ederek, hemen yerine getirirler. Halbuki ailesine karşı samimi bir hava içerisinde, "Hanım! Bu istediğini alamam, bizim bütçemiz buna müsait değildir. Fırsat olursa belki ileride alabilirim" demelidirler. Bu sözleri işiten ailesi intibaha gelir, yani uyanır, her şeyi cesaretle isteyemez. Böylece aile arasında muvazene ve istikrarlı bir hayat yaşanır. Sık sık elbise ve ayakkabı almaya, mobilya değiştirmeye ne lüzum var? Ancak eskiyip solduğu veya fersûdeleştiği [yıprandığı] zaman yenisini almalıdır. Sebepsiz yere sık sık değiştirmek doğru değildir. İnsanın kenarda üç-beş kuruşu bulunmalıdır. Her davet için ayrı ayrı yeni elbise yaptırıp giymeye lüzum yoktur. Her giyişte "Yâ Rab, bu senin fazl u ihsanındır" diyerek Allah Teâlâ'ya hamd etmelidir. Müsrif olan, üç-beş kuruş artırıp bir kenara koyamaz. Maddî sıkıntısı eksik olmaz. Zekâtını veremez, hayır yapamaz. Daima hayat pahalılığından şikâyet eder." Rahmetli Mûsâ Topbaş (1917-1999), bu sözleri 1992'de söylemiş. Bugünleri görse, kim bilir ne derdi? Zengin bir Müslümandan bunları işitmek ve söylediklerini ayniyle yaşadığını bilmek de ayrıca tesirli... Taha Kılınç
Gelişim Psikolojisi
Mizaç, kişiliğin gelişiminde birincil önemi olan, nöral ağlar sayesinde davranışlarda bireysel farklılıkları sağlayan bir yapıdır. Mizaç, erken bebeklik döneminden itibaren, çocukların çevreye tepkileri önemli oranda değişkenlik gösterir. Mizaçtaki farklılıklar, biyolojik temelli ve bireylerin genetik miraslarına bağlıdır (Rothbart, 2007). Bireylerin seçimleri mizaçlarını yansıtır. Örneğin, sosyal gelişimi daha iyi düzeyde olan çocuklar akranlarıyla ve diğerleriyle iletişimde daha başarılı olurlar. Atletik çocuklar piyano çalmaktan çok az zevk alabilir ancak basketbol oynamak için çok fazla zaman harcayabilir. Dolayısıyla çeşitli aktiviteler için herhangi bir genetik temel çocuğun yaratma ve deneyimleme ortamını etkiler. Çocuklar büyüdükçe kendi mizaçlarına uygun çevresel uyaranları seçme olasılıkları da artar. Buna verilecek en iyi örneklerden birisi, aynı ailede yaşayan çocukların aynı ailede aynı ebeveynlerin sağladığı çevreden uzaklaşarak büyüdükçe birbirlerine daha az benzemeye başlamalarıdır (Bukatko ve Daehler, 2004).
Bilim