Nihan Özdamar

Kalp ve Zihin Bağlantısı
Eğer hayatının herhangi bir alanında sadece ve sadece mantığınla karar verip hareket edersen, eninde sonunda psikolojin de, seçtiğin surumda patlak verir. Söz konusu durum Öz' üne, ruhuna ve kalbine ters düşuyorsa, mutsuz olursun. Elbette tam tersi de olabilir. Sadece kalple karar vermek se mutsuz sonuçlar doğurabiliyor. Baktığında hayatını ne sadece kalple yöneteceksin ne de sadece zihin olacak sahnede. İkisini birleştireceksin. Ortaya karışık her zaman daha zengin ve güçlüdür. Bu iki element, yani kalp ve zihin birbirine bağlıdır. Birbirinin içine geçmiştir. Zaten o yüzden kalpten yaşamanın en büyük düşmanı zihindir.
Sayfa 93·Kitabı okudu
Reklam
Hint felsefesinin 4 altın kuralı
HİNT FELSEFESİNİN 4 ALTIN KURALI: Karşına çıkan kişiler her kimse, doğru kişilerdir. Bunun anlamı şudur, hayatımızda kimse tesadeüfen karşımıza çıkmaz. Karşımıza çıkan, etrafımızda olan herkesin bir nedeni vardır, ya bizi bir yere götürürler ya da bize birşey öğretirler. Yaşanmış olan her ne ise, sadece yaşanabilecek olandır. Hiç bir şey, hemde hiç birşey yaşadığımız şeyi değiştiremezdi. Yaşadığımızın içindeki en önemsiz saydığımız ayrıntıyı bile değiştiremeyiz. Şöyle yapsaydım, böyle olacaktı gibi bir cümle yoktur. Hayır, ne yaşandıysa, yaşanması gereken, yaşanabilecek olandır, dersimizi alalım ve ilerleyelim diye. Her ne kadar zihnimiz ve egomuz bunu Kabul etmek istemese dei hayatımızda karşılaştığımız her olay, mükemmeldir. İçinde başlangıç yapılan her an, doğru anda başlar, ne erken ne geç. Hayatımızda yeni bir şeyler olmasına hazırsak, o da başlamaya hazırdır. Bitmiş olan birşey bitmiştir. Bu kadar basittir. Hayatımızda birşey sona ererse, bu bizim gelişimimize hizmet eder. Bu yüzden serbest bırakmak, gitmesine izin vermek ve elde etmiş olduğun bu tecrübeyle ileriye doğru bakmak daha iyidir. Kendine iyi bak. Tüm kalbinle sev. Sonuna kadar hayatın tadını çıkar. Hayatındaki her gün bir hediyedir, kıymetini bil.
İlişkiler
Fesatlık
Bazı insanların içinde bir yerlere kök salmış nefretleri olabilir. Genelde bu nefretleri kendi geçmiş olumsuz yaşantıları ve kendilerinden memnuniyetsizlikleri ile ilgili olabilir. Böyle duygularla bazı insanlar sağlıklı bir şekilde baş edebilirkenbazı insanlara diğer insanşarın kendilerinden daha kötü durumda olmalarından hoşnut olarak kendi içsel sotunlarını geçici olarak rahatlatabilirler. Ve eğer çevresinde kendisine takın olan insanların kendisinden daha iyi duruma geldiğini görürse bu durum böyle insanları rahatsız edebilir. Çünkü kendisinden başka her insanın başına gelen iyi bir şey, fesat insane kendisinin olumsuz yönlerini hatırlatır. Temelde zaten kendisinden memnun olmadığı için, böyle bir şeyle birlikte bu memnuniyetsizlik had safhaya ulaşır ve kişi bundan kurtulmak için başla insanları eleştirir ve yargılar. Bu tipteki zehirli insanlar, en yakınındaki insanlar hakkında bile çok fazla dedikodu yapabilirler.  Ve başkası hakkında seninle konuşurken, dedikodusunu yağtığı p kişiyle birlikteyken senin hakkında da dedikodu yapması çok muhtemeldir. Böyel insanlara göre birçok insan hatalıdır, eksiktir ve yetersizdir, sadece şansları yaver gitmiştir. Böyle insanları dikkatlice gözlemlediğin zaman bütün bu çabaların arkasındaki itici gücün kıskançlık olduğunu fark edebilirsin. Başka bir insanın iyiliği sağlıklı insanda çok büyük rahatsızlıklar ortaya çıkarmaz. Sağlıklı insan başka insanların başarılarını gördüğü zaman, bende yeterince çaba gösterirsem onlar gibi başarılı olabilirim diye düşünür. Ama fesat insan, kendisinden başka bir başarılı insan gördüğü zaman kendisinin başarısız olduğunu düşünür, kendisinden nefret eder ve bu nefreti başkaları üzerine yansıtarak rahatlar. Bçyle insanları tanıdıktan sonra onlara karşı temkinli olmalı, kendinle ilgili özel bilgi
Sayfa 88·Kitabı okudu
İlişkiler
Kara kutunun ilk elementi: RUH- KALP- ÖZ
Kalpten yaşamak ne demek? Yaşaman gerektiğini düşündüğün hayatı değil, yaşamayı gerçekten istediğin hayatı yaşamandır. Başkalarının ya da toplumun ne düşündüğünü, ne istediğini değil, kendinin ne düşündüğünğ merkeze koyan bir yaşam biçimidir. Annenin veya babanın sana kodladığı gerçeği değil, kendi gerçeğini yaratabilmendir. Başkalarını ve düzeni suçlamktan vazgeçmek, sorumluluk alarak hayalindeki yaşamı kurmaktır. Özgürce, hiç kimsenin veya hiçbir toplumun kalıbına girmeden ‘’kendin’’ olabilmektir. Bu noktada ‘’seçimini’’ yapman, kalpten yaşamaya karar vermen, çok ama çok cesurca bir karar olur. Çünkü kendi gerçeğini olduğu gibi Kabul etmek ve sevmektir bu. Kusurlarınla, zafiyetlerinle, güçlü yanlarınla, tüm çıplaklığınla sadece kendini değil, tüm dünyayı böyle Kabul edip sevmendir. Şimdi sana sorularım var: Senin yaşam tarzın nasıl? Hayalindeki hayatı mı yaşıyorsun yoksa senden beklenen, doğru olan, alien ve toplum tarafından onaylanan hayatı mı yaşıyorsun? Kimleri memnun etmeye çalışıyorsun? Toplumun sana biçtiği hangi gömleği giydin? Eminim cevapları gayet iyi biliyorsun. Cevaplar seni acıttıysa eğer, sonraki bölümde rahatlayacaksındır. Çünkü kalpten yaşamanın en büyük düşmanı ‘’zihninde’’ ve biz onu derinlemesine inceleyip tanıyacağız. Düşmanını iyi tanı ki, yenebilesin. Kalpten yaşamanın en büyük düşmanı zihindeki ‘’ideal ben’’ kavramıdır. Kalpten yaşamanın sırlarını daha iyi anlayabilmen için öncelikle zihnini iyi tanıman gerekir.   3 soyut elemen bedenimizfe somut hangi organlara tekabül ediyor: Ruh- Öz= Kalp Zihin= Beyin Duygu Bankası= Auranın Dış Çevresi
Sayfa 82·Kitabı okudu
Yahu kim bu "içindeki çocuk" dedikleri vatandaş?
Neden aynı yeteneklere sahip bazı yetişkinler çok mutlu hayatlar yaratırken, aynı yeteneklere sahip farklı yetişkinler aynı mutluluğu yaratamıyor? Fark nerede biliyor musun? Üzgünüm iş yine dönüp dolaşıp çocukluğuna geliyor! İş yetiştiğin ve büyüdüğün aieleye ve çocukken yaşadığın deneyimlere geliyor. En bilinçli ve iyi niyetli aileler bile istemeden çocuklarında öfke, hayal krıklığı, utanç, suçluluk gibi duyguların yoğun şekilde yer etmesine sebebiyet verebiliyor. Çocukluğunda yaşadıkların bugününü etkiliyor. Her çocuk idea ortamda büyüyemiyor. Dolayısıyla yetişkinlikte zorlandığın ve değiştimek istediğin tüm davranış şekillerin ve duygularının altında içindeki çocuk var. Bugünkü yetişkin halimizle yaptığımız birçok seçimi ve davranışı aslında sipte size yöneten bu mutsuz çocuk yanımızın kontrolünde yapıyoruz. Yetişkin olarak hissettiğimiz birçok negatif duygu bile içimizdeki mutsuz çocuklara ait duygular. Sadece kendi sevgine, tekdirine ve onayına ihtiyacın var. Bunu da ancak o küçük kızın varlığını kanullenip, onu sahiplenerek iyileştirebilirsin. BUgünkü Ben’ I ben yapan en önemli etkenlerden biridir o küçük kız. Bu anlamda hayatıma çok hizmet etmiştir. Ama hayatımı mutlu etmemiştir. Aksine öfkesi ile sabote etmiştir beni. Olayları, ilişkilerimi, davranış şekillerimi.. Peki içideki çocuğu nasıl yönetirsin? Tabiiki onu sakinleştirmeyi öğrenerek.. Eğer 18 yaşını geçmemişsen içindeki çocuğu sakinleştirmek sadece ve sadece senin sorumluluğun. Artık senden sorumlu ebeveynlerin yok. Senden SEN sorumlusun!! Ne demiştik? BOKU BAŞKASINA ATMA, SİFONU ÇEK! Geçmişte olanlar olmuş ve olumsuz kayıtlar kara kutuna işlenmiş. Şu an bunları nasıl yöneteceğin senin sorumluluğunda, senin kontrolünde. Mesela ben içimdeki velet dikkate alınmadığı için devreye girdiğinde dönüp o veletle
Sayfa 64·Kitabı okudu
İlişkiler
Reklam