"Bir kitabın, ölümden sonra da insanlarla bağının kopmaması için yazıldığını ve kitabın, her yaşamın en acımasız düşmanları olan faniliğe ve unutulmaya karşı en büyük başkaldırı olduğunu bilmesi gereken ben, kitapçı Mendel'i unutmuştum.."
"ama sonunda kaybeden siz olmuşsunuz."
"kayıp mı? kaç kişi böylesine sevebilmiştir dünyada?"
"ama kucağında bir kucak korla kalan siz olmuşsunuz."
"iyi ya, boş değildi kucağım."
"ama yandınız, kül oldunuz."
"ama vardım, kül bunun kanıtı."
Hz. Peygamber'in(asm) buyurduğu gibi, insan bir günah işleyince, bu günahın olumsuz tesiri ile kalpte bir siyah nokta olur. günahın büyüklük ve küçüklüğüne göre bu noktanın da boyutu faklıdır. bu nokta manevi bir siyahlıktır. eğer günahı işleyen pişman olur, tevbe ve istiğfar ederse, bu nokta silinir ve giderilir, kalp yine parlar.
ancak kişi günaha devam eder, bunu bir alışkanlık haline getirir ve tevbe etmezse, bu leke büyür, kalp aynasını kaplar ve onun iman ışığı ve şems-i ezeli olan Allah'la irtibatı kesilir. demek her günahta insanı küfre götüren bir yol vardır. kalp aynasındaki lekeler onu bir örtü, bir kılıf gibi iyice kaplar. şu halde kalbin mühürlenmesinin başlıca nedeni günahlardır..
bedenimizin yüzde yetmişi sudur. o yüzden her gün kendine söylediğin sözler bedenini, bilinçaltını etkiliyor. yani su, kayıt yapıyor.
su bir kodlama ve hafıza alanıdır.
artık şikayet etmeyi ve şikayet içeren sözcükleri kullanmaktan vazgeçtiğimizde, büyük dönüşümümüz de başlar..
bir şey kaderdeyse, tüm vesileler sana hizmet eder. ne endişe, ne korku, ne çaba gerekir. ruh, kaderinde olanı bilir. o istemeye devam etme hali de oradan gelir..