Nilay Turan

Nilay Turan
@nilay82
istanbul
Bursa, 28 Eylül
8 okur puanı
Mayıs 2013 tarihinde katıldı
İnsan
Kendi alevinle yakmaya hazır olmalısın kendini: Önce kül olmadan nasıl yeni olabilirsin ki? Zerdüşt Böyle Diyordu
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Hayat
Şimdi de kendi kendime şu lüzumsuz suali soruyorum: Kolay elde edilmiş bir saadet mi, yoksa insanı yücelten ıstırap mı daha iyidir? Evet, hangisi daha iyi?
Sayfa 133·Kitabı okudu
Yalan
— Ne diye geldin, cevap ver! diye bağırdım. Cevap ver bana! Ben sana niçin geldiğini söyleyeyim iki gözüm. Sana o gün dokunaklı laflar ettiğim için geldin. Şimdi de şımarıklığından, canın gene "dokunaklı laflar" duymak istediği için geldin. Ama haberin olsun, seninle o zaman alay etmiştim. Şimdi de alay ediyorum. Niye ürperiyorsun öyle? Evet, alay ettim! Evinize benden önce gelenler yemekte beni tahkir etmişlerdi. Size, onlardan birini, bir subayı dövmek için gelmiştim, ama olmadı, kaçırdım. Birisinden, gördüğüm hakaretin öcünü almak istiyordum, karşıma sen çıktın, öfkemi senden aldım, eğlendim seninle. Beni küçük düşürdüler, ben de aynı şeyi yapmak istedim; beni paçavraya çevirdiler, ben de kendimi göstereyim dedim... Mesele bundan ibaret, yoksa sen oraya seni kurtarmak için geldiğimi mi sandın? Böyle mi düşündün? Böyle mi ha?
Sayfa 126·Kitabı okudu
Hayat
Bir düşün, burada hayatını ne uğruna mahvediyorsun? İçtiğin kahveyi ayağına getirdikleri, mideni tıka basa doldurdukları için mi? Peki, ama sizleri beslemelerinin sebebi ne? Namuslu bir kızın burada bir lokma bile boğazından geçmez, çünkü neden yemek verildiğini hemen anlar. Burada daima borçlu olacaksın ve sonuna kadar, müşteriler senden bıkıp sırt çevirmeye başlayana kadar borcun tükenmeyecek. Gençliğine güvenme; o gün göz açıp kapayana kadar gelecek. Burada zaman dörtnala yol alır ve işte o vakit gözünün yaşına bakmadan seni kapı dışarı ederler. Hem de öyle düpedüz değil; epey öncesinden, sanki bu ev uğruna gençliğini, sağlığını harcayan, ruhunu mahveden sen değilmişsin, patronu batırıp, soyup soğana çevirmişsin, kadıncağızı neredeyse köşe başında avuç açacak hale getirmişsin gibi davranır, her hareketine mim koymaya, olur olmaz sebeplerle azarlamaya, en ufak şeyleri başına kakmaya başlarlar. Kimsenin senden yana çıkacağını da umma; patrona şirin görünmek için hep birlikte seni gagalarlar, çünkü buradaki herkes, vicdanı, acıma duyguları çoktan silinmiş birer esirdir. Bu çamura bulanmış mahlûkların hakareti de dünyanın en adi, en iğrenç hakaretidir. Sağlığını, gençliğini, güzelliğini, ümitlerini, sahip olduğun her şeyi körü körüne bir sadakatle buraya verecek, yirmi iki yaşında otuz beş gibi görüneceksin; bir hastalık kapmamışsan, gene Tanrı’ya şükret. Belki bugün, ağır bir iş yapmadığını, rahat yaşadığını düşünüyorsun. Halbuki dünyada bundan daha ağır, daha kahırlı iş yoktur. Bunu düşünmek bile insanın içini parçalıyor. Buradan kovulduğun zaman da tek bir söz söyleyemez, gık diyemeden, tam bir suçlu gibi süklüm püklüm gidersin.Önce başka bir eve yerleşirsin, oradan da bir üçüncüsüne; böyle birkaç ev daha değiştirir ve nihayet Sennaya’ya kadar düşersin. Oradaysa her
Sayfa 106·Kitabı okudu
Aile
— Yemin ederim kıskanırdım. Elin adamını nasıl öper, onu nasıl öz babasından fazla sever? Bunu düşünmek bile acı geliyor bana. Tabii bunlar saçma, sonunda herkes alışır. Fakat bana öyle geliyor ki, onu evlendirinceye kadar kendim harap olur, isteyenleri bir bir ıskartaya çıkarırdım. Sonunda kendi sevdiği adama verirdim. Ama kızın gönlünü kaptırdığı adam, babanın gözüne daima isteklilerin en kötüsü görünür. Bu hep böyledir. Ailelerin çoğunda bu yüzden anlaşmazlıklar çıkar.
Sayfa 98·Kitabı okudu