Nilcan

Nilcan
@nilcann
20 okur puanı
Ağustos 2020 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
"Dinin devri geçti; bilimden başka bir şeye inanmak cehalettir. Bilim ihtiyaç duyduğumuz her şeyi tanzim edecek. Hayatımızda bize mürşidlik etmesi için sadece bilime ihtiyacımız var."
Sayfa 11 - Tolstoy, dönemin bilim insanlarının fikrini belirtiyor.·Kitabı okudu
Alıntı
Nilcan isimli okura yanıt verildi
Nilcan
sıla bilimin desteklenmesi kesinlikle önemli ama bilim hiçbir zaman dinin yerini almayacak. Zaten dönem olarak skolastik düşünceyi incelemiş insanın bilime safi hayranlık duymaması ve dinden soğumaması zor olurdu. Ama din böyle bir şey değil :)
Reklam
" "Hiç evden çıkmadan beş yıl sürekli okusan belki biter bu kitaplar. " demişti Selim. Ne demek? İçinde birden hepsini okuyup bitirme ateşi yandı; kitapları her görüşünde yanan eski ateş. Kaç sayfa eder hepsi? Bin sayfa, beş bin sayfa, on bin sayfa? Bir sayfa kaç dakikada okunur, yemek ve uyku saatleri çıkarılırsa geriye günde kaç saat kalır, cumartesi, pazar ve bayramlar için daha uzun süre konursa... "
Nilcan
Final ve büt zamanlarındaki nasibi zorlayış geldi aklıma...
Bu görsel bir kitap kapağı olsaydı, kitabın adı ne olurdu?
Nilcan
"sürüden ayrılanı kurt kapmadı"
Öyle bir film hayal edin ki; ortada ne önceden yazılmış bir senaryo var, ne de ezberlenmiş replikler... Yaşanan her şeyi sanki ilk kez sahneleniyormuş gibi büyük bir hayretle izliyoruz. İşin garip tarafı: Bu devasa oyunun içinde bizler, yalnızca satranç tahtasındaki birer piyonuz. Peki, bu oyunu asıl oynayanlar kim? Doğru bildiniz; bu filmde bırakın başrolü, yan karakter bile değiliz. Öylesine bir sahnede, dekor niyetine duran satranç taşlarıyız ancak bu gerçek değerimizi düşürmüyor. Aksine bir piyonun küçücük hamlesi, bir başkasının ruhunda hiç sönmeyecek bir ışık yakabilir. En büyük etki, bu sessiz potansiyelde gizlidir. Yaşam dediğimiz bu yolculuk oldukça kısa ve hepimiz elbet bir gün bu sahneden çekileceğiz. Bu yüzden ektiğimiz küçük bir iyilik tohumunun koca bir ağaca dönüşüp dönüşmemesinin pek bir önemi yok. Önemli olan o tohumu sadece içimizden geldiği için saf bir niyetle toprağa bırakmaktır. İşte bu noktada Kant’ın ödev ahlakı felsefesinin tökezlediğini düşünüyorum. Fakat bunu yaparken aklı dışlamıyorum, aksine akıl olmadan saf bir niyetin de mümkün olmayacağına inanıyorum. Kant, ahlaki davranışların etik olup olmadığına bakıyor. Lakin şuraya dikkat çekmek isterim: Saf bir niyet olmadan yapılan bir davranış gerçekten iyi sayılır mı? Bence olayın etikliğine bakmadan önce, o davranışın arkasında gerçek bir istek ve samimiyetin olup olmadığına bakmak gerekiyor. Kanaatimce Kant'ın her şeyi soğuk bir mantık süzgecinden geçirip iyiliği bir zorunluluk olarak görmesinde samimiyet yoktur. Vicdanın sesini; akıl ve saf samimiyetle harmanlayabilen bir insan, ahlaki olarak neyin doğru olduğunu zaten bilir. Bu niyetin yanlış bir sonuca sebep olabileceğini söyleyebilirsiniz. Bu konuda haklısınız da fakat hayatta her şeyi hesaplayamayız, her sonucu öngöremeyiz. Bu yüzden
Felsefe
Nilcan isimli okura yanıt verildi
Nilcan
Dark Ink ben teşekkür ederim hocam bu güzel muhabbet için.