Yemek yerken utanan köylü çok gördüm. Ayıpmış gibi yemek yiyorlardı. Sonra sofrasındaki ıstakozu ağzını açmadan kibarcasına, martıdan daha çabuk tüketen beyler de gördüm. Kibarlığına kibar yiyorlardı: Ağzını şapırdatmadan, yalnız çenelerini oynatarak... Ama o çeneye biraz dikkat etsen korkardın. Ne korkunç şeylerdi. Çene değil makine. Makine değil, değirmen.
Sayfa 49 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Reşit nasıl ahır kapısına dönüşmüşse, o da muhtarlık odasının kapısına dönüşmüştü artık, ikisi, ellerinde mavzer, karşılıklı yankılanıp duruyorlardı. Kördüler üstelik kapılar gibi, sağırdılar duvarca, taştılar ve bulundukları yerden uzak mı uzaktılar...