Yaratıcı erkeklerin duyularını bir şekilde ters programlamıştır. Öyle ki kadınlardan her zaman onların verebileceklerinin tersini beklerler, biri kolayca bedenini sunuyorsa bunu teşekkürle karşılamak yerine sadece masumiyeti bağlılıkla sevebilecekmiş gibi davranırlar. Fakat bir kadın masumiyetini savunduğu zamanda koruduğu şeyi elinden almak için çıldırırlar. Böylece erkeğin hiçbir talebi, içindeki ikiliği doyuramaz, dolduramaz; bu sonsuz karşıtlık oyunu, tenle tuh arasında gidip gelir.
Demokrasi Abraham Lincoln'ın, "Tüm insanları bir süre kandırabilirsiniz, bir takım insanları sürekli kandırabilirsiniz ama tüm insanları sürekli kandıramazsınız." prensibi üzerine kuruludur.
Bu kitap boyunca insanlığın geleceğinden bahsederken sık sık birinci çoğul şahıs kullanıyorum. "Bizim" sorunlarımız hakkında "biz" ne yapmalıyız diye soruyorum. Ama belki de "biz" diye bir şey yok. Belki en büyük sorunumuz farklı kitleleri tamamen farklı geleceklerin bekliyor olması. Belki dünyanın neresinde yaşadığınıza bağlı olarak çocuklarınıza ya bilgisayar kodu yazmayı ya da hızlı silah çekip düzgün ateş etmeyi öğretmelisiniz.
Biz insanlar geçmişte dış dünyayı kontrol etmeyi öğrendik ama iç dünyamız üzerinde çok az kontrole sahiptik. Baraj inşa edip nehirlerin akışını durdurmayı biliyorduk ama bedensel yaşlanma nasıl durdurulur bilmiyorduk. Kanalizasyon sistemi tasarlamayı biliyorduk ama beynin nasıl tasarlandığı konusunda hiçbir fikrimiz yoktu. Kulağımızın dibinde vızıldayıp uykumuzu kaçıran sinekleri avlamak bildiğimiz bir şeydi fakat zihnimizi meşgul eden bir düşünceden ötürü uyuyamadığımızda çoğumuz bu düşünceyi nasıl avlayacağını bilmiyordu.