Bir kelebek koleksiyoncusunun hastalık boyutundaki aşkını(!) konu edinen bir kitap. Her şey, takıntı haline getirdiği sanat öğrencisi olan Miranda'yi kaçırıp bodruma kitlemesiyle başlıyor. Olayların önce koleksiyoncunun ağzından sonra da Miranda'nın ağzından anlatılması çok hoşuma gitti. Gayet akıcıydı. Sadece sonlara doğru olaylardan çok Miranda'nın hayatına, düşüncelerine ve okuluna fazlasıyla değinilmiş. Sanat hakkında çok fazla terim ve derin düşünceler olduğu için küçük bir kısımda zorlandım. Fazlasıyla beğendim. Konunun uzatılmadan olayların hemen yaşanması da kitap hakkında en sevdiğim şeylerden biriydi. Koleksiyoncunun kitap boyunca sürekli kendi içinde kendini aklamaya çalışması, kaçtığı için kızı suçlaması, yaptıklarının doğru olduğunu savunması, ilk başta hiç kaçırmak gibi bir planı olmaması ama kafasında bu tarz senaryolar kurması onun psikolojisini çok iyi yansıtmış. Yaklaşık bir günde bitirdiğim bir kitap oldu. Tavsiye ederim.