• 127 syf.
    ·1 günde
    27 Kasım 2019 Çarşamba
    18:11

    "Toplumun kadına hazırladığı yazgı genel olarak evliliktir. Kadınların çoğu evlidir, evlenip ayrılmış ya da dul kalmıştır. Evlenmeye hazırlanmakta ya da evlenmediği için dertlenmektedir."

    Evlilik Çağı, Simone de Beauvoir

    Merhaba!

    Güngör Dilmen'in Kurban oyunu ve bazı meseleler hakkında konuşmak için tekrar buradayım. Bu okuduğum 5. Kitabı, bu kez Anadolu Kadını diyeceğiz.

    Güngör Dilmen'e göre "bütün mitoslarda dram vardır. Tarih olayları için de aynı şey söylenebilir. Önemli tarih olayları dramatiktir. Tarih bir yorum bilim... Sözün kısası psikoloji"

    Bu oyunun dramı Anadolu kadınının bin yıl süren sessiz çığlığı karşısında Zehra'nın psikolojik durumudur.

    Zehra üzerine kuma getirilecek olan ilk eştir, iki çocuk sahibi ve çocuk doğurmaktan başka ev içinde ne anlama geldiğini sorgulayan bu sorgulamayı da kocasına hissettiren bir Anadolu kadınıdır. Kurban meselesi ise; yeni gelen bir gelinin eve adımını atmadan önce kesilen koçu temsil ediyor. Kesilen bu koç yeni gelen gelinle birlikte eve huzur ve bereket getireceğine olan bir inancın kurbanı olarak rol oynar. Bakınız Afyon yöresinde bu gelenek mevcut kütüphane kaynağında Evlenme biçimleri ile ilgili bir yazıda geçiyor. Okumak isteyenler için.
    http://afyon.ktb.gov.tr

    Türkiye'de mevcut olan geleneksel evlilik türlerinin birkaçına bakalım mı?


    • Taygeldi Evliliği:

    "Çocuklu dul bir erkekle, çocuklu dul bir kadının, çocuklarının bve kendilerinin evlenmeleriyle ortaya çıkan evlilik olayı" olarak tanımlanır." Bu evliliklere Batı'da rastlanmıyor. İslam memleketlerine has bir evlilik türüdür.

    • Levirat Evliliği

    Abinin ölmesi üzerine erkek kardeşin yengesi ile evlenmesi ile gerçekleşen evlilik türüdür. Güneydoğu ve Doğu Anadolu Bölgesinde yaygındır. Bu evlilikte erkek daha önceden evli ise imam nikahı ile yengesini kuma olarak alır, abisinin çocuklarından başka kendi çocukları olursa resmi nikahlı eşinin üzerine kaydederek çocukları aile nüfusuna katar.


    • Berder evliliği:

    Evlenecek iki erkeğin, evlilik çağındaki kız kardeşlerini birbirleriyle değiştirme biçiminde gerçekleşir.

    Kurban oyununa devam edelim. Erkeğini bir başka kadınla paylaşmak zorunda bırakılan Zehra, tüm toplumun da onayladığı bu durumu aklı, duyguları ve doğal iç güdüsü ile kabul etmemektedir. Zehra imam nikahlı eştir. Ve üzerine kuma olarak gelen Gülsüm'ün ise resmi nikahı var burada biraz da ikinci eşi alabilmek için resmi nikah kıydıran Gülsüm'ün abisi bunu kadının hakkı için değil de olası bir boşanma durumunu maddiyata çevirebilir diye bu ülkede hak, hukuk var artık resmi nikah isteriz söyleminde bulunur. Gülsüm oyunda hiç konuşmaz sadece kuma görevi görüyor abisi kaça, kime satarsa ona varmak zorunda bırakılan bir çocuk gelindir.

    Oyunun ikinci bölümü Zehra'nın düşü ile geçer. Geleneksel Anadolu kadını olan Zehra'nın nasıl yenik düşeceğini görür düşünde, bir kenara itilmişliği, eskimişliğin yüzüne vurulacağını hisseder ve uyandığında bu durumu kabullenmeyen toplumun; töre, gelenek, yasa, düzen ... ne varsa hepsini yok sayan boyun eğmeyen bir yapıya bürünerek güçlü bir izlenim bırakacaktır.

    Kuma Gülsüm evli çocuklu ve yaşı orta denebilecek Zehra'nın tersi bir görüntü çizer. Gülsüm genç, taze ve bakiredir.

    Yazar Gülsüm için soyut ifadeler kullanır:

    Gözleri menekşe
    Lepiska saçları
    Beli zambak demeti.

    Damat Mahmut'tan Değirmenli araziyi kapmak için abi Mirza Gülsüm'ün onbeşinde genç bir kız oluşunu ve bakireliğini kullanarak Mahmut'un arzularına canlı tutmaya çalışır ki Mahmut kadın bedenine sahip olabilmek adına gözü köreltip tüm istekleri yerine getirir. Yazar bu sahnede kadın bedeni üzerinden süren bu ahlaksız pazarlığın altını çizmektedir.

    Halbuki Gülsüm'ün bedenini dışarıda bırakıp onun kim olduğuna bakarsak Gülsüm'ü ara satırlarda şöyle gizler yazar: "ağasının buyruğundan, kocasının buyruğuna geçecek bir toy, bir ürkek kızcağızdır. Gülsüm sevme ve sevilme kaderini abisine bırakmış bir Anadolu kızıdır. Evli orta halli bir adama para karşılığı ikinci eş olarak sunulan bir Anadolu kızını temsil eder.

    Üçüncü ve son bölümde gelini almaya gitneden evvel Mahmut Zehra'ya döndüğümüzde bizi karşılamak istemezsen anahtarı kapının altına koy odanda kal öğüdünü verip çekilir. Zehra'nın kızı Zeynep oyunda sessiz olan ikinci karakterdir Murat ise toplum gelenekleri kulağına fısıldanan bir çocuktur babasının Hz. İbrahim ve koyun hikayesini anlatmasına rağmen Tanrılar bizden niye armağan istesin? Diye sorabilen ve gökten inen Koç'un nasıl geldiğini sorgulayan bir erkek çocuktur. Koçu çok seven çocuklar düğün gününün sabahı kurban olarak kesilmesini istemedikleri koçu annelerinin de desteği ile " Azad" ederler.

    Düğün alayı yaklaşırken Zehra evin tüm kapı ve pencerelerini kapatır. Masum çocuklarının içeceğine afyon katarak gelinin gelmesini bekler bu arada çocuklarının da kendisi gibi bir kadere sahip olmamaları gerektiği yönünde su isyanını duyarız.

    "Erkeklik öyle aşağılandı ki Karacaören'de, öyle örneksiz kaldı ki Zeynebim kadın olmamalı. Muradım,
    Kurbanlık koça acıyan Muradım
    erkek olmamalı.
    Gelişmemiş iki yıldız gibi kalmalı onlar
    Tanrının mavi bağrında."

    Bu satırlardan Zehra'nın ne yapacağını öğrenmiş oluyoruz. Zehra topluma karşı gelecek, ona zamanla alışırsın erkeğini hepten kaybetmek yerine katlanma gerekir diye ona nasihat veren tüm köy kadınlarına karşı gelecek. Rüyasında kurguladığı öğüt veren kadının da dediği gibi:
    "Bugün bir şeyler olacak öyleyse. Bin, bin yıldır Anadolu kadınının sustuğu çığlık belki senin yüreğinden fışkırır."

    Bin yıllık sessiz çığlığı bir fırtına ile harekete geçirecek, Anadolu kadının yazgısına boyun eğmek yerine, bir kadının eve gelişi üzerine kesilen koçu kurban etmek yerine İbrahim'in İsmail'i koçla değiştirmesi gibi bir yol izlemeyecek kuma için kesilen koçu azad edip kendi ve çocuklarını kurban olacak sunacak erkek egemenliğine, tolumun kokuşmuş yapısına, din altında sömürülen kadın bedenine tepki olarak kendi trajedisini yaratarak kurban edecek önce çocuklarını sonra kendisini bin yıllık sessiz çığlığı göklere ulaşacak olan bir kurban töreni ile sonlandıracak Zehra....


    Oyunun inceleme kısmı sona erdi biraz dini nikah, kumalık üzerine konuşalım.

    Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde öğretim üyesi olan ve hain bir bombalı paketle öldürülen alanında kadınların öncülüğünü yapan Cumhuriyet kadını Bahriye Üçok'un imam nikahı hakkında dediklerine bakalım:

    "İslam hukukuna göre evlenme, yakın kan hısımlığı bulunmayan iki ayrı cins arasında ve iki erkek ya da bir erkek iki kadın tanık önünde yapılan bir akittir ve hiçbir dini yanı yoktur."

    "İslâm'da nikah sırasında bir imamın bulundurulması, dua okuması, nikahı imamın aktetmesi gibi bir yöntem de mevcut değildir."
    (Atatürk'ün İzinde Bir Arpa Boyu kitabı sayfa 258)

    Sonradan çoğalan bu geleneğe Onur Ünlü'de yönetmenliğini yaptığı "İtirazım Var" filminde değiniyor: İmam rolünde olan Serdar Keskin kızının ona seni ev arkadaşımla tanıştıracam demesi üzerine tamam yarın getir tanışalım der ertesi gün kızı yanında bir erkekle gelir İmam tepki gösterecekken kız "ama baba bı imam nikahı kıydık bile der" bu söz üzerine baba şunları söyleyecektir. "

    -İmam nikahıymış..
    İmam nikahını ne sanıyorsunuz siz
    İmam nikahının hiçbir hükmü yoktur
    İmam nikahı size nefsinize uyma hakkı vermez
    İmam nikahıymış. So... İmam nikahiniza"

    Bir süre geçer İmam ilk kez rakı içer sarhosken kızının kapısına dayanır ve bu konu ile son olarak şunu der:

    Evliliğin şartı basit
    İcap-kabul
    Benimle evlenir misin? Diye sorasın
    Evet der bitti.
    İmam nikahıymış falanmış fasa fiso...

    Çok guzel bir filmdir izleyin https://youtu.be/4uKqi1m22TU


    Neslin korunması gibi İslam'ın üstün tuttuğu değerler sebebiyle bir kadının birden çok erkekle aynı zamanda evlenemesine izin verilmemiştir. Ama yüce bir varlık olan Erkek için dört bir sınırdır Nisa suresi 103. Ayet ve Peygamber'e isnat edilen dörtten fazla hanımı olanlar dörtten fazlasını boşamasını emrettiğine dair rivayetler (Beyhakî, VII, 184 İbn Mace, Nikah) sebebiyle çok eşliliğin dört kadınla sınırlandırılması kabul görmüştür.

    İslam hukukuna göre evliliklerin yasal olduğu ülkelerde mesela Suriye'de aile defterinin ilk sayfasında koca yer alır sonraki sayfalarda 1.Karısı, 2.Karısı, 3.Karısı, 4.Karısı sayfaları ve ondan sonra onbeş yirmi çocuğu sıralayacak kadar boş sayfalar yer alır. Ben 3 yıldır Geçici koruma altına alınan Suriyeliler adına yürütülen bir projede çalışıyorum bu ayrıntıları oyunda ana temamızdan biri olan "Kumalık" üzerine değineceğiz diye veriyorum.

    Siz hiç şiddet mağduru kadınlarla konuştunuz mu?
    Çocuk gelinlere konuştunuz mu?
    Üstüne kuma alınan kadınlarla konuştunuz mu?
    birincinin ya da ikincinin ya da üçüncünün üzerine kuma olarak giden bir kadınla konuştunuz mu?

    Ben bunların hepsinden yüzlercesi ile konuştum. Oyunda geçen Anadolu kadının bin yıllık sessiz çığlığını bu kadınların gözünden en ince ayrıntısına kadar okudum.

    Siz hiç 28 yaşında torun sahibi olan bir kadın gördünüz mü? Kendisi 14 yaşında çocuk doğuran ve doğurduğu kız çocuğunun da 14 yaşında çocuk doğurması ile torun sahibi olan bir kadın.

    Bu coğrafyada sessiz çığlığa mahkum olan kadınlar yanlarında erkek varken çok nadir konuşur. Dini bir gelenek adı altında ergenlik dönemi başlangıcından itibaren evlendirilen kız çocuklarının Gülsüm'lerin sesini pek duymayız Güngör Dilmen Gülsüm'ü bu yüzden konusturmaz çünkü ona söz hakkı hiçbir zaman tanınmamıştır. Reşit olmadığı için onunla cinsel ilişkinin tecavüz sayılacağı için vereceği polis ifadesinde hep kendi rizamla birlikte oldum dedirtilen kişidir Gülsüm. Çünkü biliyor ki namus belası peşini bırakmayacak önce eşinin ailesi ilk ters hareketinde onu kurban edecek, o olmazsa bile ailesinin yanına döndüğü vakit namus davası diye iade edilecektir. Çünkü bedeli alınmıştır bu çocuk kadınların, ya da reşit kadınların bedeli bir avuç para, birkaç eşya, birkaç arazi. Genç, taze ve bakire olarak nitelendirilen kadının kişilik, duygu ve düşünceleri önemli değildir hepsi erkek evinde öğrenilir yeter ki o kadın bakire olsun geri kalan her şey örtülür. Sapkın zihniyeti annelerde kabullenip hayatlarını devam ettirmektedir, kızlarının bir çeyiz parçası olarak sunulmasını kendi annelerinden öğrenmişlerdir. Onlarda torunlarına öğretisinler diye kızlarını öğreteceklerdir.

    Dördüncü eş bu maddi zorluklara rağmen sık olmasa da karşılaştığım bir durum. Dördüncü esin çocuk yaşlarda olduğu durumlarda erkek orta yaşı geçmiş kalan üç esı de cinsel isteklerinin sapkınlık boyutunu tatmin edecek gençliği yitirmiş olmakta adam taze bir kurban için artık kesenin ağzını açmaktadır zaten ona hizmet edip para getiren çocukları büyümüş oluyor maddi sıkıntıya düşmeden yeni avına odaklanabilmektedir. Hani dört sınırı olmasa ne çeşit sapkınlıklarla karşılasacağız bilemiyorum ama bir kadin bana babasının 7 eşi oldugunu anlatmıştı o kadın da bir Türk'ün aldığı imam nikahlı ıkinci eşti.

    Değinmek istediğim son konu Medeni hukuk örtüsünde tek eşle geçinip imam nikahı uydurması ile kadın bedeninden faydalanan türk vatandaşı olan erkekler üzerine.

    Kadının çok eşliliği neslin devamı için yasaklanmıştı demiştik, kadının kocası öldüğünde kaynı ile evlendirilir. Kaynı da bir bombalama sırasında ölür ve kadın ayrı ayrı erkeklerden dört beş çocukla sınırdan geçip ülkemize sığınır kadının birden olmasa da çok eşliliği mevcut şuana kadar. Ülkemizde de hayırsever erkek çok bu kadın da otuzlu yaşlarda hala diri bir bedene sahip adam evli maddi durumu yerinde kadının zor durumundan faydalanıp bedenini sunması karşılığında başını sokacak bir eve sahip olur. Dini nikahı kiyarlar bu kıyılan üçüncü dini nikah adam cinsel isteklerini tatmin eder kadın hamile kalır ve adam bu sefer kadını boşamak ister üçüncü kez dul olan o kadın şuan bir yardım kuruluşunun sunduğu avukat desteği ile onu istismar eden türk vatandaşına dava açmış sonucunun ne olacağını bilemiyorum ama bunu biliyorum kadın bedenine istismar söz konusu olunca birden çok erkek o kadına sahiplenir vaziyette eşlerin ölmesine gerek yok kadının tekrar evlenmesi için fiziki olarak olmaması yeterli uyduruk bir imam nikahı tecavüzü meşru kılıyor nasıl olsa.

    Zorda kalan kadınların çaresizliğini kullanıp kadın bedenini istismar eden vatandaşlarımız türk anayasanı unuttu hak hukuk bilinci olmayan çoğu dul kadını, ailesi tarafından Türklere sunulması daha faydalı bulunan çoğu kız çocuğunu imam nikahı uydurması ile aldı işimize geldiği vakit dinin nimetlerini kullanır, işimize geldihiy vakit zorda kalan kadına adaletle yaklaşma duygusu ile onu sahipleniriz. Kadın bedeninin istismarının din, dil, ırk ayrımı yok...


    İki kuma gelmişti yanıma, ikisi de yetmiş yaşlarında kimseleri kalmamış bu dünyada birbirlerinden başka birinci eş benimle konuşan yirmi sene önce herif öldü dedi hem benim hem onun çocukları bizi bıraktı kimsemiz yok yatan dulluk maaşı ile geçiniriz (yardım olarak dul olanlara sığınmacı da olsa para yatırılır ve eş sayısı kaç taneyse bu maaştan yararlanır) bazen komşular yardım eder, ama lanet olsun bizi bu hale düşüren zamana.. her yere birlikte gideriz kumam o benim ama biz istemedik kuma olmayı kardeş gibi yaşayıp gidiyoruz hiç kavga falan da etmedik bizim birbirimizden başka kimsemiz yok ki!

    Bu kadar aslında kadınların prangaları söküp atmaları için kendilerinden başka kimseye ihtiyaçları yok en temel sorundan en büyük soruna kadar kendileri bilir sorunlarını ve kendileri bilmeli nasıl dindirmek zorunda oldukları o bin yıllık sessiz çığlıklarını.
  • Allah sizden (ağır teklifleri) hafifletmek ister çünkü insan sabır ve tahammül bakımından zayıf yaratılmıştır
  • Allah sizin yükünüzü hafifletmek ister; zira insan zayıf yaratılmıştır.
  • Hadis karşıtları ne yapmak istiyor?

    Yazar Profesör Dr Mehmet yaşar Kandemir..

    1.Hadis karşıtları Maide Suresi 3 ayeti 'bugün dininizi Kemale erdirdim'i öne sürerek hadise,sünnete ihtiyaç bulunmadığını söylüyorlar.Allahü Teala'nın peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e Kuranı Kerimi açıklama görevi verdiğini hadis ve sünnetin bunu yaptığını görmek istemiyorlar.


    2. Allah'ımız Müslümanlara peygambere itaat etmeyi ona uymayı emrediyor,Ona itaatin kendisine itaat olduğunu belirtiyor. Bu ilahi emir, hadis ve sünnetin ortaya koyduğu hükmün Allah Teala tarafından konmuş olduğu gibi kabul edilmesi gerektiğini gösteriyor.


    3.Rabbimiz Peygamberimizi Alemlere rahmet olarak göndermiş, Miraç da ona kudretinin en büyük delillerinden bir kısmını göstermiştir. Efendimiz bir beşerdir ama herhangi bir beşer değildir.


    4.Rabbimiz efendimize Kuran'da olmayan konularda hüküm koyma yetkisi vermiştir. Sünnete sımsıkı sarılmamızı emretmiştir. Bize düşen onu kendimize rehber edinmek ve sünnetine dört elle sarılmaktır.


    5. Hadis karşıtlarının ileri sürdüğü gibi hadis ve Sünnet sonradan ortaya çıkmadı. Ashab-ı Kiram, Peygamberimizin hem sözlerini ezberlediler hem de hayatları boyunca onun gibi yaşamaya, onun gibi ibadet etmeye çalıştılar.


     6.sahabeler nazil olan ayetleri ve Peygamberimizin söylediği hadisleri öğrenip ezberlemeye önem verir,onun yanında nöbetleşe kalırlardı. Kendisinin duymadığını bile birbirlerinden duyup öğrenirlerdi sonra aralarında müzakere ederlerdi. Bir hadisi öğrenmek için uzun yolculuklara katlanırlardı.


    7.Hadisler Kuranı Kerim'de özet olarak verilen bilgileri açıklar,oradaki genel hükümleri belirgin hale getirir, manası kapalı olan ayetleri izah eder.


    8.Hicr suresi 9 ayette 'Elbette Zikri Biz indirdik ve Elbette biz onu koruyacağız' derken zikir hadis karşıtlarına sandığı gibi sadece Kuranı Kerim değildir. 20 ayrı manası vardır Kur'an Şeriati sünnet bunlardan üçüdür. Zikri islam şeriatı diye anlamak daha doğrudur.Çünkü Kur'an ve Sünnet  şeriattır.


    9. Allah'ımız Kuranı Kerim gibi hadisi şerifleri de korumuştur.Kur'an'ın tefsiri olan hadisi şerifler korunmamış olsaydı sahabe neslinden sonra gelen müslümanlar Allah'ın kitabını doğru dürüst anlayamazdı.


    10.Allah'ımız indirdiği 1 ayetin nasıl anlaşılması gerektiğini peygamberine vahyeder, O da bunu açıklayarak ümmetine bildirmiştir.

    Kuran'ı açıklamak bize aittir ayeti kerimesi bunu gösterir(kıyame Suresi 17 19 ayetler)


    11. "Kuranı Kerim ile birlikte Onun bir benzeri bana verilmiştir,cebrail bana geldi ve şunu haber verdi size iki şey bırakıyorum bir Allah'ını kitabı Kur'an diğeri peygamberin sünneti" şeklinde peygamber buyrukları hadis-i şeriflerin de vahiy edildiğini ortaya koymaktadır.


    12.Rabbimiz hadis ve sünneti İslam'ın ilk 3 nesli ve daha sonraki Büyük Hadis alimleri ile korumuştur.kıyamete kadar da hadis ve sünnetin koruyan kullar yetişecektir.


    13.Peygamberimiz bazılarınin kabaca söylediği gibi Postacı değildir. O getirdiği ayeti kerimeleri açıklayan ve müslümanlara dinlerini nasıl yaşayacaklarını uygulamalı olarak gösteren bir rehberdir.


    14.islam alimleri "Allah sana kitabı indirdi hikmeti verdi"ayeti kerimesinde ki( Nisa Suresi 113 ayet)'Hikmet' i sünnet olarak algılanmıştır.Buda Kuranı Kerimde olduğu gibi hadise, sünnete de uyulması gerektiğini gösterir.


    15."şunu iyi bilin ki bana Kur'an ile birlikte onun 1 misli daha verildi". hadisi Şerif'i hadis ve sünnetin Peygamber Efendimize vahiy edildiğini ifade eder.


    16.Peygamberimiz hayattayken Müslümanların arasında çıkan anlaşmazlıklarda hakemdi, vefatından sonra ise onun hadis ve sünnetin hakem olarak kabul edilecektir.


    17.Beni Nadir yahudilerinin kuşatılıp hurmalarının kesilmesi ve Resulü Ekrem'in hanımlarından birine sır vermesi ile ilgili ayeti kerimeler Peygamber Aleyhisselam'ın Kuranı Kerim dışında da vahiy geldiğini göstermektedir.


    18.Rabbimiz şayet peygambere itaat ederseniz doğru yolu bulursunuz buyurmak suretiyle İslam şeriatını oluşturan ayeti kerime ve hadisi şeriflere itaat edilmesini istiyor.(Nur suresi 54 ayet)


    19.hadis karşıtları hadislerden dini hüküm elde edilmeyeceğini söylerken yine hadise dayanmaları tam bir çelişkidir ve bu sünnetin dinde delil olduğunu itiraf etmek demektir.


    20.Kuranı Kerim'de ve hadis-i şeriflerde vahiy mahsulüdür.Bu sebeple onların arasında çelişki bulunamaz.


    21.hadisler ya da Kuranı Kerim'deki hükümleri destekler veya Kuranı Kerim'de özet halinde verilen bilgileri açıklar yahutta Kuranı Kerim'in hiç temas etmediği konularda hüküm koyar.


    22."Hükmü ancak Allah verir"ayeti bu konu ile ilgili değildir.Bu ayet bir an önce başlarını azap gelmesini isteyen kâfirlere cevap olarak nazil olmuş ve bu konudaki hükmü ancak Allahü Teala'nın verileceği belirtilmiştir.



    23. Kuranı Kerim'de bulunmadığı halde hadis ve sünnetin ortaya koyduğu hükümler Kuran'a aykırı değildir.


    24.hadislerin kurana arzedilmesini isteyenlerin asıl maksadı birçok hadisi Şerif'i devre dışı bırakmaktır.


    25.Kuranı Kerim anayasa hükmünde genel kaideler ortaya koyar,Sünnet ise Kuranı Kerim'in temas etmediği konulara hüküm verir.Böylece Kur'an ve Sünnet birbirini tamamlar.



    26. Hadis inkarcıları bazı hadislerin zamanla ve mekanla ilgili olduğunu zaman değişince o hadislerin hükmünde ortadan kalkacağını ileri sürmektedirler. Fakat müslümanların peygamber mirası olan hadis ve sünnete dört elle sarılmalları onları vazgeçilmez kılmakta zamanla ve mekanla ilgisini ortadan kaldırmaktadır.


    27.Müslümanlar müşkülleri nihayete erdirmek  için peygamberin sağlığında onun şahsına vefatından sonra da sünnetine başvururlar.


    28.toplumun düzenini sağlamak için Peygamberimizin ortaya koyduğu bir esası yine o kaldırabilir. Onun vefatından sonra zaman değişti diye onun koyduğu bir sünneti kimse kaldıramaz.


    29.Hz Ömer'in "peygamber Aleyhisselam yapmıştır,biz onun bu sünnetini terk etmek istemeyiz" demesi remel sünnetinin zamanla ortadan kalkmayacağını göstermiştir.


    30.Allah Teala erkekleri sakallı olarak yarattığı için onlar rablerinin kendilerine münasip gördüğü şekli benimsemelidirler, peygamber Aleyhisselam de erkeğin kadına benzemesini doğru bulmamış karşı cinse benzeyenleri sert bir dille eleştirmiştir,sakal kesmek Allah'ın yarattığı şekli değiştirmektir. Peygamberler ve diğer İslam büyükleri sakallarını kesmemişlerdir. Sakal yüz derisinin kurumayıp nemli kalmasını sağladığı için de faydalıdır.


    31.İslam dini akla büyük değer vermiş fakat onun başında buyruk hareket etmesine doğru bulmamış aklın dizginini şeriatin idaresine bırakmıştır.Çünkü akıl kendini son derece geliştirirse bilgisine en üst düzeye çıkarsa bile yine de her şeyi bilemez ve kavrayamaz. Mesela Peygamberlere verilen mucizelerini izah edemez,ruhun mahiyetini, meleklerin ve cinlerin nasıl varlıklar olduğunu bilemez.


    32.insanların akılları anlayışları ve kavrayışları birbirinden farklıdır. Hiçbir akıl dayanılmaz değildir.İşte bu sebeple insan vahiy ile beslenen ve kararların dayanılmayan üstün bir kudretin eseri olan şeriata teslim olmak zorundadır.


    33.Kuranı Kerim'in birçok ayetinde belirtildiği gibi hadis ve sünnet aklın değil Vahyin ürünüdür. Zaten Allah'ın resulü de kendisine Kuranı Kerim'in yanı sıra Onun bir benzeri olan hadis ve sünnetin verildiğini bildirmiştir.


    34.Resulullah ileride meydana gelecek Tarihi olayları,keşifleri, ahiret alemi ile ilgili haberleri vermesi aklın çok üstünde olan ilahi vahiy ile beslendiğini gösterir.


    35.peygamber efendimizin en hayırlı insanlar diye övdüğü ashab-ı Kiram tabiin ve tebei tabiin nesilleri hadis ve sünneti hep akıllarının ve şahsi görüşlerinin önünde tutmuşlardır.


    36.Rabbimiz Peygamberimize gaybı bilmediğini ve sadece kendisine vahyedilene uyduğunu söylemesini emrediyor.Bu ilahi emir bile hadis ve sünnetin vahiy kaynaklı olduğunu gösterir. Her Müslümanın da bunu böyle kabul etmesi gerekir.


    37.Medine'li alimler kesinlikle hadis uydurma almışlardır.Zira onların arasında peygamber adına yalan uydurmayı küfür sayan,hadis uyduranların tövbesinin kabul edilmediğini inanan alimler vardır.


    38.Medine'nin ünlü Alim said İbni müseyyeb son derece Mut'taki idi.Emevi Valisi ona pek çok haksızlık yaptı. Buna rağmen o emevilere hakaret ve beddua etmedi, onları Allah'a havale etmekle yetindi. Bu ünlü alimin hadis uydurduğuna dair en küçük bir belge yoktur.


    39.Ehlibeyt hakkında hadis uyduranlar Medineli alimler değil aşırı şiilerdir. Medineli alimler onların bu tutumları ile hep mücadele etmişlerdir.


    40.muhaddisler halifelerin Sarayı'na gidip gelen ve onlardan hediye alan ravilerden hadis rivayet etmezdi. Bazı alimler ise yöneticilere nasihat etmenin alimlerin görevi olduğu inancı ile onların yanına gider sorularına cevap verir ve gerektiğinde uyarılardi 


    41.Emevi ve Abbasi halifeleri bazı şii tarihçiler aksini ileri sürse bile kendi lehlerine hadis uydurtmadılar.İmam Malik, el-muvatta'sini abbasiler devrinde kaleme aldığı halde Emevi Halifesi Abdülmelik İbni mervan'ın bazı hükümlerine bu eserinde yer verdi.


    42.Hadisler ileri sürüldüğü gibi halifelerin Sarayı'nda tedvin edilmedi. Öyle olsaydı zalim halifeleri ahiret azabı ile tehdit eden ve onların karşısında hakkı söylemeye teşvik eden birçok hadis,o hadis kitaplarında yer alır mıydı?


    43.ulul emre itaat etmeyi emreden hadise bakarak bunların uyduru.lduğu söylenemez Zira ulul emre itaat Kuranı Kerim'de de emredilir ayrıca halifeye itaat edilmesi ve fitneden uzak durulması yöneticilerin çok yöneticilerden çok halkın huzuru için gereklidir.


    44.İslam alimlerini yöneticileri memnun etmek için hadis uydurmakla suçlamak edep ve ahlak dışıdır devrin bütün halifelerini de dini umursamayan kimseler olarak göstermek en hafif mana ile ölçüsüzlüktür.


    45.Sahabe,tabiin ve daha sonraki Müslümanlar Ebu Hureyre Radıyallahu Anhayı tıpkı Peygamber Efendimiz'in yaptığı gibi künyesi ile çağırdıkları için onun ismi adeta unutulmuştur.Onun gibi sadece künyesi ile bilinen başka sahabiler de vardır.


    46.Ebu hureyrenin mükerrerleriyle birlikte 5374 tekrarsız 1579 rivayetinin bulunması,ondan Asaf ve tabiinden 800 kadar şahsiyetin hadis rivayet etmesi, İmam Buhari,zehebi İbni Hacer, El askalani gibi ünlü şahsiyetlerin eserlerinde ondan çokça hadis rivayet edip bahsetmesi bu ünlü sahabinin hayali bir şahsiyet olmadığını gösterir.


    47.Ebu Hureyre Radıyallahu Anhin dünyalık için Müslüman olduğunu söylemek insafsızlıktır. O daha kendi kabilesiydeyken İslamiyeti kabul etti. Medine'ye geldikten sonra da yokluk içinde yaşadı. O dünya malında gözü olmadığını sırf hadisleri ezberlemek için karın tokluğuna Resulullah'ın dizinin dibinden ayrılmadığını söylerken gerçeği dile getirdi.



    48.Ebu Hureyre Hicret'in 7. Yılında Hayber'in fethi sırasında efendimizin yanına geldi 4 yıl boyunca ondan ayrılmadı ve kendisinden duyduğu hadisleri ezberlemeye gayret etti bu sebeple de en çok hadis rivayet eden sahabe oldu. peygamberimiz ile beraber gazveleri katıldı daha sonra yapılan İslam fetihlerinde bulundu ve cihadı hiç bırakmadı.



    49.Peygamber Efendimiz Ebu Hureyreyi bahreyne sürmemiş.Onu ilk defa oraya İslam dininin öğretmesi ve fetva vermesi için, iki defa da oraya toplanan vergileri Cizre'ye getirmesi için göndermiştir.


    50.Ebu Hureyre Peygamberimizin sevdiği ve değer verdiğim Mut'taki ibadete düşkün insanlarla iyi geçinen yumuşak huylu mütevazi bir insandı 



    51.Hz Ömer bütün valilerine yaptığı gibi Bahreyn Valisi Ebu hureyre'nin mallarından bir kısmına el koymuş fakat tahkikattan sonra onun emanete hıyanet etmediğini görmüş malını kendisine iade etmiş,onu tekrar Vali yapmak istemiş,fakat Ebu Hureyre bunu kabul etmemiş.Bu da onun mal ve mevki meraklısı olmadığını göstermektedir.



    52.Ebu Hureyre Radıyallahu Anhayi küçük düşürmek isteyen kötü niyetli kimseler hadis alimlerinin güvenilir bulunmadığı bazı kitaplardaki asılsız haberlere dayanarak onu suçlamaya yeltenmişlerdir.Bu aziz sahabi,Ashabı güzinin ve ehlibeytin değerini bilir ve onlara layık olduğu şekilde saygı gösterirdi.Peygamberimizin evdeki halleri ile ilgili olarak Hz Aişe'nin verdiği bilgileri önemser ve onun bu tür konuları herkesten iyi bildiğini söylerdi.



    53.Hz Ömer'in Ebu Hureyre Radıyallahu Anhayı kamçı ile vurduğuna dair bir Rivayet var.Fakat bu rivayetin senedinde güvenilmeyen biri bulunduğu için rivayet son derece zayıftır.


    54.Hz Ömer hadislerin yanlış anlaşılabileceği endişesiyle çok hadis rivayetine taraftar değildi.İşte bu sebeple çok hadis rivayet edenleri az rivayet etmeye teşvik ederdi. Ebu Hureyre Radıyallahu anh'ın hafızasının sağlam olduğunu görünce onun hadis rivayet etmesine engel olmadı.



    55.bazı  bidatçılar Hz Osman ve Hz Ali'nin Ebu Hureyre radıyallahu anhı çok hadis rivayet etmekten engellediğini uygun,durmuşlardır böyle bir rivayet güvenilir hiçbir kaynakta yoktur.


    56.Abdullah ibni Ömer Radıyallahu anhüma ya tarla beklemesi için köpek beslenebileceği sorulduğunda Ebu hureyre'nin bir rivayeti bulunduğunu söylediler.O da Ebu hureyre'nin tarlası var o bu konuyu daha iyi bilir dedi Ebu Hureyre düşmanları Onun bu sözünü tarlası olduğu için, bu rivayeti Ebu Hureyre uydurmuştur şeklinde nakletmekten utanmamışlardır.Üstelik daha Sonraları İbni Ömer'in bu hadisi Aynen Ebu Hureyre gibi rivayet ettiğini de görmezden gelmişlerdir.



    57.Ebu Hureyre efendimizin vefatından sonra hicri 58 yılına kadar tam 47 yıl boyunca hadis rivayet etmiş ve fetva vermiştir. Hem derin ilmi hem de Resulullah'ın yakın ilgisine Mazhar olması sebebiyle Ashap ve tabiin neslinden üstün saygı görmüştür.



    58. Ebu Hureyre ölçülü şakalar yapardı onu bu yönüyle vurmak isteyenler Ebu hureyrenin ravinin adaletini zedeleyecek ölçüde şaka yaptığını iddia etmişlerdir.



    59.hadis karşıtları Ebu hureyre'yi midesine düşkün olarak göstermek için kötü bir senaryo yazmışlar.Muaviye Bin Ebu Süfyan'ın 'madire' yemeğini yemek için onun yanına gittiğini ama Hz Ali'nin arkasında namaz kıldığını söylemişlerdir. Ne tuhaf ki Muaviye Bin Ebu Süfyan Şamda, Hz Ali'nin Irak da bulunduğunu,hiçbir zaman bir araya gelmediklerini görmezden gelmişlerdir.



    60.Ebu hureyre'nin menfaati için Emevi yanlısı  olduğunu ileri sürenler onun Medine Valisi Mervan İbni hakemi bazı yersiz davranışları yüzünden eleştirdiğini,Ayrıca Emeviler yönetimi ele almadan önce maddi refaha sahip olduğu için emevilerden bir eklentisi olmadığını dikkate almamışlardır.



    61.Ebu Hureyre Ehlibeyt muhibbi olduğu ve Hz Ali'nin faziletine dair hadisler rivayet ettiği bilinmektedir, hal böyleyken onun hz.ali aleyhine hadis uydurduğu iddiası ne kadar doğru olabilir.



    62.hadis karşıtları Ebu hureyrenin emirlerden korktuğu için bazı hadisler rivayet etmediğini söylüyorlar.Hz Hasan'ın dedesinin yanına defnedilmesine İzin vermeyen Medine Valisi mervana sen ve vali değilsin Vali başkasıdır.( Muaviye Bin Ebu Süfyandır) sen onu memnun etmek için böyle yapıyorsun diye çıkışan biri Emevi emirlerinden niçin korksun?



    63.bir kimseye bildiği bir konu sorulunca cevap vermezse kıyamet gününde ağzına ateşten bir gem vurulur hadisi şerifini rivayet eden Ebu Hureyredır ama o bazı hadis rivayet ettiği takdirde fitne ve fesat çıkacağını insanların bundan zarar göreceğini düşünmüş ve tedbirli davranmıştır.



    64.Ebu Hureyre Peygamberimizin yanında 4 yıla yakın bir süre kalmış Bu esnada kendini tamamen hadis rivayetine vermiş duyduğu hadisleri unutmaması için Allah'ın Resul'ünün duasını almış, bu sebeple de çok hadis rivayet etmiştir.


    65.Hulefa-i raşidin devlet işleri ile de ümmetin dertleri ile de uğraştıkları için bir de Ebu Hureyre gibi uzun süre yaşamadıkları için onun kadar çok hadis rivayet edememişlerdir.


    66.Abdullah ibni Amr İbni as, Ebu Hureyre'den çok hadis yazmıştır.Ancak o hadislerin çok rivayet edildiği Hicaz mintikasından uzakta Mısır ve Şam gibi yerlerde yaşamış. Bu sebeple yazdıklarını Ebu Hureyre kadar rivayet etme imkanı bulamamıştır.



    67. İbni Ömer Radıyallahu anhüma ileri sürüldüğü gibi Ebu Hureyreyi çok hadis rivayet etmekle suçlamamış aksine onun herkesten fazla Resulü Ekrem ile birlikte bulunduğunu,hadisi şerifleri en iyi ezberleyen sahabinin o olduğunu söylemiştir.


     68.Ümmi olmak Yani okuma yazma bilmemek Arapların bir özelliği idi. Onlar duyup öğrendiklerini ezberlemeye ağırlık verdikleri için hafızaları son derece güçlenmiştir. Bu da hadis ravileri için kusur değil meziyet olmuştur Ebu Hureyre de bu meziyeti sebebiyle pek çok hadis hafızasında kurmuştur.



    69.Ebu Hureyre Radıyallahu Anha sara hastası olduğu için değil açlık yüzünden zaman zaman bayılmıştır.Peygamber Efendimizin vahiy esnasında yaşadığı ve halini Sara diye göstermeye çalışanlar Ebu hureyrenin rivayetlerine gölge düşürmek için böyle bir iddiayı icat etmişlerdir.


    70.Ebu Hureyre Radıyallahu Anh Yahudi iken İslamiyet ile şereflenen Mut'taki ve sika bir tabiin alimi olan ka'bu'l-Ahbar'dan bazen onun naklettiği bir kıssayı rivayet etmiştir.Peygamber Efendimizin izin verdiği ölçüde diğer sahabeler gibi israiloğullarından da rivayette bulunmuştur. Onun rivayetlerinin hep İsrailiyat kıssaları olduğunu söylemek büyük infazsızlıktır.



    71.Bir müslüman bazı hadisleri anlamakta zorlandığı zaman bu hadisi akla uymuyor diye ona reddetmek yerine insan aklının her şeyi kavramayağacağını hatırlanmalıdır.


    72.Tıp ilmi geliştikçe bazı hadisler Özellikle de sineğin bir kanadında hastalık diğer kanadında şifası bulunduğunu belirten hadisi şerif daha iyi anlaşıldı. Bu tür hadisi şerifleri reddetmek yerine onları ya iyice araştırmalı veya bu hadisleri benim ilahi vahye mazhar olan Peygamberim söylemiştir diye kabul etmelidir. 


    73.şayet İsrailoğulları olmasaydı et kokmazdı hadisi şerifini akıldışı bulmak ve onu rivayet için Ebu Hureyre suçlamak haksızlıktır.Allahu Teala israiloğullarına her gün bıldırcın eti göndermiş ve onu biriktirmemelerini emretmiş fakat onlar eti biriktirdikleri için tabi olarak et korkmuştur.



    74.Havva olmasaydı kadın kısmı da kocasını aldatmazdı" hadisinde cinsel anlamda aldatma söz konusu değildir Bu aldatma şeytanın hilesine kapılıp yasak ağacın meyvesinden yemek için eşine telkinde bulunup onu yanıltması anlamındadır.



    75.az bir yemeğin peygamber efendimizin duası ile çoğaldığında dair hadisi şerifler bütün hadis kitaplarında yer almıştır. Bu hadisleri sadece Ebu Hureyre değil onlarca sahabi rivayet etmiştir.



     76.Allah Teala'nın resul-i Ekrem'e peygamberliğini ispat etmesi için lütfettiği mucizelerden bahseden hadisi şerifleri garip acayip diye nitelemek gerçekten gariptir.Kuranı Kerim'de diğer Peygamberlere verilen mucizeleri kabul eden birinin böyle bir iddiada bulunması anlaşılabilir bir şey değildir.



    77.Allah'ın izin verdiği kimselerin kıyamet günü şefaat edecekleri Kuranı Kerim'de haber verilmişken efendimizin kıyamet gününde ümmetine şefaat edeceğini belirten Sahih Hadisler niçin gerçeği yansıtmamasın?



    78.yöneticiler kureyştendir hadisine dil uzatanlar onu rivayet ettiği için Ebu hureyreyi de suçluyorlar. O devirde Kureyş Kabilesi diğer kabilelere göre en güçlü en iyi itibarlı en şerefli Ve taraftarları en çok olan bir kabile idi Arap kabileleri de bir yöneticide bu özellikleri arıyordu Peygamber Efendimiz güçlü ve huzurlu bir yönetim için bunu gerekli gördüğü yönetimle ilgili sosyolojik bir gerçeği ifade eden bu sahih hadisi Şerif'te Onun ravisi olan Ebu Hureyreyi tenkit etmek tutarsızlıktır.



    79.İmam Buhari bugün Özbekistan Cumhuriyeti'nin sınırları içinde bulunan Buhara'da doğdu. İran asıllı değildi,hadis karşıtlarının ileri sürdüğü gibi o İran İmparatorluğu'nu yıktıkları için Müslümanlardan İntikam almayı düşünen bunun içinde hadis uyduran biri kesinlikle değildi.



    80.Müslümanlar İran'ı fethettiler ama İran halkını zorla Müslüman yapmadılar.İranlılar kendi istekleri ile müslüman oldular ve yine kendi toprakları üzerinde hayatlarını devam ettirdiler.



    81.Buhari'den önce hadisler yazılmıştı, buhari'nin uydurduğu hadisleri bir kitapta topladığı iddiası hiçbir delile dayanmayan bir yalandır. hadisler Peygamber Efendimiz zamanında yazılmaya başlandı. Buhari'den Çok önce bu hadisler derlenip kitaplaştırıldı.


    82. Sahih hadislerde belirtildiği üzere Mehdi Peygamber Efendimiz soyundan Mut'taki bir insandır, ahir zamanda zulüm çoğaldığında ortaya çıkacak ve yeryüzüne adaleti hakim kılacaktır.



    83.İmam Buhari hem senedi hem de metini sağlam olan hadisleri kitabını aldı Kuranı Kerime ve diğer sahih hadislere ters düşen hiçbir hadisi sahine almadı zaten o senet tenkidinde olduğu gibi Metin tenkidinde de uzmandı.



    84.100 sene sonra bugün yeryüzünde olanlardan hiçbiri kimse hayatta kalmayacaktır Hadisi sahihtir.Bu hadis 100 sene sonra Kıyametin kopacağı anlamında değil Peygamber Aleyhisselam'ın zamanında yaşayanların 100 sene sonra hayatta olmayacağı anlamındadır.



    85.İmam Buhari el camiu's sahihini tamamladıktan sonra onu devrin ünlü hadis alimi olan hocalarına sunmuş takdirlerini kazanmış ve daha sonra eseri 3 defa gözden geçirterek ona son şeklini vermiş ve kitabını binlerce talebesini okutmuştur.


    86.İmam Buhari bütün sahih hadisleri derlemeyi değil, sahih Hadislerden oluşan muhtasar bir kitap yazmayı hedeflediği için sahihi Buhari bütün sahih hadisleri ihtiva etmez.


     87.İmam Buhari bir hadis kitabını yazacağı vakit abdest alır İki rekat namaz kılardı.Bu sebeple bir günde ancak 2 hadis yazardı. Bu yöntemle sahihi Buhari 16 yılda tamamladı.


    88.kötü niyetli kimseler uğursuzluğun üç şeyde bulunduğuna dair hadisi ileri sürerek sahihi buharide İslam inancına aykırı hadisler var diyorlar Halbuki İmam Buhari İslam dininde cahiliye halkının inandığı gibi bir uğursuzluk anlayışı bulunmadığını göstermek için bu hadisi kitabını almıştır. Uğursuzluk konusundaki hadisi göstererek peygambere kadına değer vermediğini söylüyorlar. kadınlara iyi davranmanızı tavsiye ediyorum vasiyetimi tutunuz buyuran bir peygamberin böyle bir şey yapması mümkün müdür?



    89.sahihi Buhari ve sahih-i müslim'deki hadislerin sahih olduğu konusunda İslam alimleri görüş Birliği etmiştir bu konuda İcma vardır derken kastedilen budur.



    90.israiliyat denilince akla 3 türlü rivayet gelir uygun olandır.Bir şeriatımıza uygun olandır bunları rivayet etmekte sakınca yoktur, ikincisi Kuranı Kerime ve sahih sünnete aykırı olanlardır,Bunlar kesinlikle rivayet edilemez. üçüncüsü de Kuranı Kerim ve sahih sünnette konu edilmeyen rivayetlerdir  bu rivayetlere de güvenilmez.



    91.Sahîhi Buhari ve sahih-i müslim'de geçen israiloğullarına dair hadisler Kuranı Kerim ve sünnet-i seniyyeye Uygundur.Bu sebeple onları rivayet etmekte hiçbir sakınca yoktur.


    92. İsra ve Miraç hadiseleri İsrailiyat saymak mantıklı değildir.Bu hadisleri rivayet eden 20'den fazla sahabi arasında Yahudi iken Müslüman olan bir kimse bulunmamaktadır.


    93. üç mescid(Mescidi Haram, Mescidi Nebevi ve Mescidi Aksa)ibadet etmek için seyahat edilebileceğini belirten sahihi Buhari hadisinde Mescidi Aksa adı geçiyor diye o hadisin İsrailiyat saymak son derece anlamsızdır.


    94.İsra ve Miraç hadiselerinin birbirleri ile çatıştığı iddiası tamamen asılsızdır. Bu hadisler Buhari ve Müslim gibi en güvenilir kitaplarımızda yer almıştır.Miraç hadisleri Peygamber Efendimizin hizmetkarı Enes Bin Malik radiyallahu anh'den rivayet etmiştir.



    95.Miraç olayını ne zaman meydana geldiği konusundaki rivayetlerin birbirini tutmadığı iddiası da doğru değildir. Miraca dair bütün rivayetler bu olayın bi'setten yani Peygamber Aleyhisselam'ın peygamberlik geldikten sonra meydana geldiğini gösterir.


    96.hadis karşıtları diyor ki; miracın ruh ile veya hem ruh hem beden ile olduğunu söyleyenler olduğu gibi onun uykuda veya uyanıkken olduğunu söyleyenler de var görüldüğü gibi bu rivayetler çelişkilidir"bu iddiada asılsızdır. Miraç olayı Peygamber Efendimiz peygamber olduktan sonra hem ruhu hem de bedeni ile birlikte olmuştur.Bu konuda pek çok rivayet vardır, miracın Sadece Ruh veya uykuda olduğuna dair sahih bir rivayet yoktur.



    97.Peygamberimizin göğsünün yarıldığına dair rivayetler aslında bir çelişki içermez çünkü onun göğsünün birkaç defa ayrılması Pekala mümkündür.Nitekim bu olaylardan biri onu peygamberlik görevini hazırlamak için çocukluk çağında biri peygamber ahlakına ve özelliklerine sahip olması için bu görevi kendisine verileceği zaman üçüncüsü de Miraç için Rabb'inin huzuruna çıkacağı zaman kendisini o önemli buluşmaya hazırlamak için yapılmıştır.



    98.miracın nereden başladığı konusundaki rivayetler arasında bir çelişki yoktur. Peygamber Efendimiz amcasının kızı Ümmü hani'nin evinde uyurken evin tavanı yarıldı, bu evi kastederek evimin tavanı yarıldı buyurdu.melekler oradan indi peygamber AleyhisselamI. alıp Kabe'ye götürdü Sonra da onu burak a bindirdi ve miraca götürdü.



    99.peygamberlerin Kaçıncı kat semada olduklarını belirten rivayetler arasında da bir çelişki yoktur. Bazı rivayetlerde belirtildiği gibi Miraç olayı birkaç defa meydana gelmişse her defasında onları farklı semada görebileceği için bir çelişkiden söz edilmez.Miraç olayının bir defa meydana geldiği kabul edilirse de yukarıda belirtildiği gibi hadis âlimleri bu konudaki rivayetlerin nasıl anlaşılır gerektiğini açıklamışlardır(merak edesen bu kısmı kitaptan oku)



    100.peygamberimizin Miraç'ta nereye kadar Çıktığı konusunda farklı rivayetler bulunmakla beraber bunlar arasında bir çelişki yoktur.sidretül müntehanin 6 semada bulunduğu ama dallarının 7 semada olduğu belirtilmektedir. 


    101.hadis karşıtları Kuranı Kerim'de isradan bahsedildiğini ama Miraç'tan söz edilmediğini ileri sürüyorlar. Yine doğru söylemiyorlar. Necm suresinde efendimizin peygamberliğini İnkar Eden müşriklere cevap verilirken şöyle buyuruluyor onun gördüğü şey hakkında Şimdi siz onlar tartışacak mısınız andolsun ki onu başka bir inişinde de gördü sidretül müntehanın yanında" bu ve benzeri ayetlerde Miraç olayının meydana geldiğini gösteriyor.



    102.Hadis karşıtları diyor ki Kur'an'da gaybi sadece Allah bilir dendiği halde İsra ve Miraç hadisesinde peygamber gayba dair bilgiler veriyor.Fakat şu ayeti kerimeyi hadis inkarcılarının iddiasını yalanlıyor" gaybı bilen Allah'tır O hiç kimseye gayb bilgisi açık bir şekilde bildirmez,ancak seçip bildirmek istediği bir peygamber müstesna (Cin suresi 26-27 ayetler)


    103.Miraç hadisesinin akla aykırı olduğunu ileri sürüyor.Halbuki Miraç'ta yaşananlar sınırlı aklın kavrayamayacağı olaylardır ve  akıl üstüdür.Allah bize aklı gayb aleminde değil şu yaşadığımız şehadet aleminde kullanmamız için vermiştir.Vahyin bize gayb âleminden getirdiği her bilgiye onun akla uyup uymadığına bakmadan bütün kalbimizde iman etmemiz gerekir. Çünkü Miraç'a dair haberler aklın sınırları dışında kalan bilgilerdir.



     104.Peygamber Efendimizin 50 vakit namazı azaltılması için Allahü Teala'nın huzuruna defalarca gitmesin de bir gariplik yoktur. Bu olay efendimizin ümmetine olan şefaatini ve onlara aşırı düşkünlüğünü gösterir.


    105.Cebrail aleyhisselamın efendimizin kalbini yardıktan sonra onu İlim ve hikmet ve doldurmasına itiraz ediyorlar.İlim ve hikmet manevidir bunlar maddi olan tasa nasıl konur diyorlar bunu söyleyenlerin kıyamet gününde sevapların ve günahların terazide tartılacağına dair ayeti Araf Suresi 8 ve 9a inanıyorlarsa buna da itiraz etmemeleri gerekir.



    106. Atmosferde belli bir yükseklikten sonra havanın bulunmadığını bu sebeple Peygamber Aleyhisselam'ın da miraca çıkamayacağını söylüyorlar.Yunus Aleyhisselam'ın balığın karnında uzun bir süre havasız kaldırması,çocuğun ana karnında, balıkların suyun içinde havasız yaşayabildiğine inananların Miraç olayını takılmamaları gerekir.



    107.Allahü Teala'nın kullarına 50 vakit namazın farz kılmasını Peygamber Efendimizin Hz Musa ile görüştükten sonra defalarca Cenabı Hakk'ın huzuruna çıkmasını Ve sonunda namazın 5 vakite indirilmesini hadis karşıtları garip şekilde izah ediyorlar. Bu olayda Her şeyden önce Allah'ın kullarına olan Merhameti, efendimizin ümmetine olan şefkati öne çıkıyor. burada Hz Musa değil 2 peygamberin birbirleri ile istişaresi vurgulanıyor. Bir de Hazreti Musa ümmeti ile yaşadığı acı tecrübelerden söz ederek insanlığın insanların ağır ibadetleri yapamayacağını dile getiriyor.



    108.sahihayn ile diğer sünen ve müsnedler de bulunan şefaat hadisleri sahih ve Mütevatirdir.



    109. kıyamet gününde Efendimiz ile diğer peygamberler ümmetlerine şefaat edecektir.Ayrıca Şehitler salihler okunan Kuranı Kerim ve tutulan oruçlar da şefaat edecektir.



    110.Allah'ın birliğini kabul eden Müslümanlar ebediyen cehennemde kalmayacaktır. cehennemde ebedi kalacak olan kafirler,Müşrikler ve putperestlerdir.



    111.kıyamet gününde Allahu Teala şefaat edecek olanlara şefaat izni verecek onlar da Cenabı Hakk'ın razı olduğu kimselere şefaat edeceklerdir.



    112.Dünyada hiçbir iyi iş yapmamış ibadet etmemiş olan Mümin günahkarlar önce cehenneme girecek günahları ölçüsünde cezalarını çektikten sonra Allah'ın rahmeti ve adaleti sebebiyle cehennemden çıkarılacak ve cennete gireceklerdir.



    113. büyük günah işleyen ümmeti muhammed ebediyen cehennemde kalmayacaktır. Onlar Peygamber Aleyhisselam'ın meleklerin ve müminlerin kendilerine şefaat etmesi ile cehennemden çıkıp cennete gireceklerdir.



    114.Peygamberimiz müminlerin cennete giremeyeceğini söylememiştir.Allah resulü güzellikleri birbirinden farklı çeşitli cennetler bulunduğunu belirtmiş annesine ve babasına karşı gelenlerin akrabası ile ilgisini kesenlerin söz taşıyanların ve benzeri büyük günahları işleyenlerin Firdevs gibi cennetlere giremeyeceğini ifade buyurmuştur.



    115.Kuranı Kerim ve hadis-i şeriflerde müslümanlara yönelik bazı tehditler bulunmaktadır. Fakat Allahu Teala dilerse bu kullarını affetedecektir.



    116.büyük günah işleyenlerin cennete giremeyeceğini belirten ayet ve hadisler vardır.Bu tehditler ile O günahları ısrarla yapan ve yapmakta sakınca görmeyenler kastedilir. Bu ayet ve hadislerde Muhtemelen o günahkarların Cennet kapıları açılır açılmaz oraya ilk gelenlerle birlikte giremeyeceği ancak günahları bağışlandiktan sonra cennete gireceği anlatılmak istenmiştir.



    117.akıl ve duyular ile bilinmeyen konular vardır.Kuranı Kerim bunlara gayb adı verir.iman etmesi şarttır kabir azabı da bu konulardan biridir 



    118.kabirde Kötü insanlara azap iyilere ikram edileceğine dair hem ayeti kerimeler hem de mütevatir derecesine ulaşan hadisi şerifler vardır Bunun için sadece sahihi Buhari ve sahih-i müslim'deki hadislere bakmak bile yeterlidir.



    119. Gaybı Allah'tan başka hiç kimse Hatta Peygamber bile bilemez diyenler her nedense ayeti kerimede ki istisnayı görmezden geliyorlar Halbuki Allah Cin suresi 26-27 ayette seçip bildirmek istediği peygamberlerin galiba haber veriyor.



    120.kabirde azap gören beden değil ruhtur bu da rüyasında güzel şeyler görüp bundan zevk alan veya korkunç şeyler görüp bundan Elem duyan kimseye benzer.



    121. bir ayeti kerimede kafirlerin canını alan meleklerin onlara bugün perişan eden azapla cezalandırılacaksınız diye haber veriliyor başka bir ayeti kerimede melekler yüzlerine ve arkalarına vurarak canlarını alırken onların hali ne olacak duyuruluyor.Demek ki kötülerin azabı daha onlar Can verirken başlıyor.(Enam suresi 93 ayet Muhammed suresi 27 ayet)




    122.ayette firavun ve adamlarını şiddetli Bir azabın kuşattığı onların sabah akşam ateşe sunulduğu Kıyamet kopunca da Elem verici bir azalma uğratılacakları haber veriliyor (Mümin 45 46 ayet)daha Kıyamet kopmadan onlara yapılan Bu Azap kabir azabı değilse Acaba nedir?



    123.zulmedenler için kıyamet gününden önce bir azap daha vardır (Tur suresi 45/47 ayeti kerimesi) kabir azabına işaret etmektedir.



    124.Nuh kavminin Suda boğuldu ardından da ateşe atıldığı haber veriliyor (Nuh Suresi 25 ayette) bu kafirler kabirde değilse nerede ateşe atılmış olabilirler?



    125. Mehdi hadislerinin sahih olduğunu ve Mütevatir derecesine ulaştığını beyhakiki şevkani ve İbni Hacer El Mekki gibi alimler kabul etmişlerdir.Bu hadisleri Ebu Davud Tirmizi ve Ahmet İbni hanbel başta olmak üzere birçok muhaddis kitabına almıştır.



    126 mehdinin çıkacağına dair Kuranı Kerim'de ayet bulunmaması bu konuda kusur sayılmaz.Tam aksine Allah resulü size ne verdiyse onu alın Neyi yasakladıysa ondan kaçının gibi ayeti kerimeler Mehdi hadisleri ne güvenmek gerektiğini gösterir.



    127.Mehdiye dair hadislerin Sahih i Buhari ve sahihi Müslimde yer almaması bir noksanlık değildir.Çünkü İmam Buhari ve imam Müslim bütün sahih hadisleri Kitaplarına almayı düşünmemişlerdir.



    128. Mehdi hadislerine şiilerin uydurduğu söz asılsız bir iddiadan ibarettir.zaten şiilerin mehdisi ile ehli sünnetin beklediği Mehdi arasında hiçbir benzerlik yoktur.

    şiilerin mehdisi onların inancına göre 12 imamın sonuncusu Muhammed İbni Hasan El askeridir.


     

    129.Hadislere sıcak bakmayanlar Mehdiye dair hadislerin akla aykırı olduğunu söylerken tutarsız bir görüş ileri sürüyorlar. Ahir zamanda yeryüzüne zulüm ve haksızlık yaygınlaştığında Peygamberimizin neslinden Muhammed İbni Abdullah adlı bir zatın çıkması yaygınlaşan zulmü ortadan kaldırıp yeryüzüne adalet ve eşitliği getirmesine için akla aykırı olsun?



    130.Hadis karşıtları Mehdi beklentisinin toplumda kargaşaya sebep olduğunu ve insanları tembelliğe ittiğini ileri sürüyorlar.Mehdi inancı yüzünden Ehli sünnet arasında değil şiilerin çeşitli mezhepleri arasında kavgalar çıkmıştır. Mehdi inancı Ehli sünnet vel cemaat mensuplarını hiçbir zaman tembelleştirmemiş onlar İslam düşmanlarına karşı hep diri durmuş ve dinlerini canla başla savunmuşlardır.


    131.Hadis karşıtları Mehdi hadislerini ka'bü'l Ahbar'ın uydurduğunu söylüyorlar. Halbuki güvenilir Mehdi hadislerinden hiçbirini ravileri arasında ka'bü'l Ahbar yoktur.Mehdiye dair hadis uyduran bazı kişiler uydurdukları hadislerin senedine ka'bü'l Ahbar adını ilave etmişlerdir.

    Vehb İbni münebbih i de bu konuda Hadis uydurmakla suçluyorlar.Halbuki Mehdi konusunda rivayetlerden sadece birinde onun adı geçmektedir. Hadisten tenkidinde Üstat olan alimlerimiz vehb  İbni munebbihi güvenilir bir muhaddis olarak kabul etmişlerdir.



    132.İsa(as) ahir zamanda İslam şeriatına uygulayan biri olarak yeryüzüne inecek ve Müslümanların imamının arkasında namaz kılacaktır.


    132. bu konuda 70'ten fazla hadisi şerif vardır.Bu hadislerin önemli bir kısmı da sahihtir. 28 sahabi tarafından rivayet edildiği için bu hadisler Mütevatir derecesine ulaşmıştır. ünlü hadis alimleri bu hadislere dayanarak Hz İsa'nın yeryüzüne ineceğinin hak ve gerçek olduğunu söylemiştir.


    133.Hz İsa'nın usulüne dair muhtelif ayeti kelimeler bulunmaktadır."İsa kıyamet vakti için bir alamettir(Zuhruf 61)Yani Hz İsa'nın yeryüzüne inişinin Kıyamet alametlerinden biri olduğunu açıkça göstermektedir

    "0 ehli kitaptan hiç kimse yoktur ki ölmeden önce İsa'ya inanmış olmasın (Nisa 154 ayeti kerimesi)Hz İsa'nın yeryüzüne inmesinden sonra ehli kitabın ona iman edeceğini kesin suretle belirtmektedir.



    134.müfessirlerilemizin büyük çoğunluğu "seni vefat ettirip kendi katıma yükselteceğim"Ali İmran 55 ayeti kerimesinde geçen vefatın ölüm değil biri olarak semaya yükseltme anlamını anlamında olduğunu söylemişler buna misal olarak sizi geceleyin vefat ettiren( ölü gibi uyutan) odur.Enam 61 göstermişlerdir.



    135. Hz.İsa'nın öldüğünü ve yeryüzüne inmeyeceğim söyleyenler "senden öncede Hiçbir insana ölümsüzlük vermedik sen öleceksin de onlar ebedi mi kalacaklar?" Enbiya 34 ayeti kerimesinden medet umuyorlar.Bu ayeti kerimede hiçbir insanın ebediyen yaşayamayacağı ifade buyrulmaktadır. bu ayetten Hz İsa'nın vefat ettiği anlamı kesinlikle çıkarılmaz.


    136.Hz. İsa'nın ahir zamanda yeryüzüne ineceği konusu bizim inanç esaslarından biridir. Bu sebeple onun Kıyamet yaklaştığı zaman yeryüzüne ineceğine tereddüt etmeden inanırız.



    137.Cinler ve Şeytanlar alemi gayb konularındandır. Bu sebeple Onlar hakkında sahih hadislerde verilen bilgilere inanmak gerekir.Cin ve Şeytan yoktur diyen bir kimse Peygamberi ve onların gerektirdiği esasları inkar etmiş olur,çünkü hem Kuranı Kerim'de hem de hadis-i şeriflerde cin ve şeytanın varlığı belirtilmiştir.



    138.Allah cinleri çeşitli şekil ve kılıklara girebilecek kabiliyette yarattığı için Onlar insan ve hayvan şeklinde görünebilirler ancak kainatın Rabbi onların Peygamber Efendimizin şekline girmesine izin vermemiştir.



    139.şeytanın yaratılışı hakkında bilgimiz olmadığına göre onun hadis-i şeriflerde belirtildiği şekilde 'boynuzlarının arasından güneşin doğacağı bir görüntü vermesini' de 'insanın kanında dolaşabilecek nitelik kazanmasını' da yadırgamamak gerekir.



    140.şeytanların ilki olan İblis Hz Adem'e secde etmediği için Cennetten kovulduğu günden beri insanın en azılı düşmanı olmuştur. Bu sebeple şeytan insana olan düşmanlığını kıyamete kadar çeşitli şekillerde sürdürecektir.


    141.hadis-i şeriflerde belirtildiği üzere Şeytan insanı ibadetten alıkoymak için uyuyan kimsenin ense köküne üç düğüm atabilir, yiyen ve içen bir varlık olduğu için de namaz kılmayanın kulağına işeyebilir.Ancak o Allah'a içtenlikle yönelen Müslümanlara kötülük yapamaz.


    142.aksırmak ve esnemek fizyolojik bir olay olmakla beraber aksırmak insanın sağlıklı olduğunu gösterir,kulunun sağlıklı olması da Allah-u teâlâ'yı memnun eder. Esnemek ise çok yemekten kaynaklanır. Şeytan esneyen uyuşuk ve tembel kimselere,Allahu Teala ise ibadetlerini canlı bir şekilde yapan kullarını sever.


    143.Allahu Teala şeytanın istemesi üzerine ona insana baştan çıkarabilme fırsatı vermiş, insana da Allah'ı zikretmek ve ona sığınmak suretiyle şeytandan korunma imkanı lütfetmiştir.


    144.yatarken besmele çekmek, su kaplarının yemek pişirilen tencerelerinin ağzını kapatmak, akşam karanlık basarken çocukları eve almak, şeytandan korumayı sağlayan başlıca tedbirlerdir.

    Euzu besmele çekmek, Ayetel Kürsi okumak insanı şeytandan korur fakat insanın tek düşmanı şeytan değildir.

    onu günah işlemeye yönelten Şeytandan daha güçlü etkenler arasında nefsi emmare, hayvan içgüdüleri, dünyaya malı,heva ve heveside vardır….
  • "Allah, sizden (ağır teklifleri) hafifletmek ister. (Çünkü) insan (sabır ve tahammül bakımından)
    zayıf yaratılmıştır."
    Nisâ Suresi, 28.ayet
  • Allah size hafiflik getirmek istiyor. Çünkü insan çok zayıf yaratılmıştır.
  • Allah, sizden (ağır teklifleri) hafifletmek ister. (Çünkü) insan (sabır ve tahammül bakımından) zayıf yaratılmıştır.
  • KADIN OLMAK NE ZOR TÜRKİYE CUMHURİYETİNDE !
    Bilincsiz ve bilgisiz cahil tek yonlu yetiştirilme tarzımı desem adına yoksa kör bir neslin üremesimi desem adını koyamadım şimdi...

    Kadın bu toplumda hep sexs objesi kulucka makınası gorulmuş son yıllarda hergün belden aşağı fetvalar verilmiş kadının onuru şerefi basif görülüp yerle bir edilmiş ayaklar altına alınmış ...

    Yeri geldiğinde cennet kadınların ayakları altında denilmiş hangi cennet bu dunyayı kadına cehennem ettiğiniz cennetmi ?...

    Kuran kerime bakarsak kadına deger sıfır kadınlar sizin tarlanızdır deniliyor bakara süresi 223 ayet ,- Kadınlarınız, sizin için bir tarladır. O halde tarlanıza dilediğiniz gibi varın ve kendiniz için ileriye hazırlık yapın. Allah'tan korkun ve bilin ki siz mutlaka O'nun huzuruna varacaksınız. Ey Muhammed, müminleri müjdele!

    Ve yine kurandan örnekler verelim nisa süresi 34 ayate bakalım
    34 - Erkekler, kadın üzerine idareci ve hakimdirler. Çünkü Allah birini (cihad, imamet, miras gibi işlerde) diğerinden üstün yaratmıştır. Bir de erkekler mallarından (aile fertlerine) harcamaktadırlar. İyi kadınlar, itaatkar olanlar ve Allah'ın korunmasını emrettiği şeyleri kocalarının bulunmadığı zamanlarda da koruyanlardır. Fenalık ve geçimsizliklerinden korktuğunuz kadınlara gelince: Önce kendilerine öğüt verin, yataklarından ayrılın. Bunlar da fayda vermezse dövün. Eğer size itaat ederlerse kendilerini incitmeye başka bir bahane aramayın. Çünkü Allah çok yücedir, çok büyüktür.

    Şimdi ben sorsam bunlar nedir diye elbetki bir acıklama cevap veren olcak ...sonra denilcekki yok oyle demiyor namussuzluk yapan kadınları dövün diyor denilcek alcağım cevap belli bir kaç kez aynı cevabı veren oldu ...Peki sormazlarmı adama namus denilince neden akla kadın geliyor ?

    Namus kavramı sadece kadınamı aittir diye sormak istiyorum erkeğin namusu yokmudur neden ?
    Bir kadının namus bekcisi erkek değildir bir erkeğin namus bekcisi kadın da değildir herkes kendi namusundan sorumludur namus bacak arası değildir namus nedir ey namussuzlar demek geliyor içimden avazım cıktığı kadar bağırmak geliyor anlamayan beyinlere ...

    Evvela Namus bir insanın karekteri onuru şerefi kişiliği düşüncesi görüşü edebi aldığı eğitim kavradığı aile terbiyesi demek ...Zihniyeti bozuk bir insanın namusluyum demesi sizce ne kadar namuslu ?

    Kadın toplumda hep ezilmiş eşit haklara layık görülmemiş ezilmeye susturulmaya mahkum edilmiş köle misali evine eş dost arkadas sevgili can değilde kuluçka makinası almış sexs objesi görmüş hep belden aşağı kadının kişiliği yada karekteri düşüncesi ön planda tutulmamış sadece dişiliği öne cıkarılmış neden peki zihniyet bozukluğu bu ac gözlülük ...?

    Nefis terbiyesi eksikliğimi yoksa beyinlerin faişeliğimi düşünme kapasitesinin eksikliğimi uckura calıştırıyor akıllarını...Yoksa kadını sapık bir düşünceyle görenin körlüğümü?

    Oysaki yuvayı dişi kuş yapar denilir toplumda erkek sel kadın göldür denilir ...peki simdi soruyorum sizlere kadın söyle olsun böyle olsun diye itamlarda bulunan beyinlere size göre nedir kadın desem ilk başta kuluçka makinası sexs objesi düşünceniz ...

    Kadın binbir cefanıza katlanmak zorunda olan kadın istediğiniz zaman sus dediğinizde susan kadın cocuk doğuran ana olan kadın yeri geldiğinde namussuz diye itamlara maruz kalan kadın ...Aslında kadın olmak baslı basına suc helede türkiye toplumunda ...

    Giyiminden tutta yurumesine oturmasına kalkmasına doğurmasına dahi sizin karar verdiğiniz kadını bir obje gördüğünüz kadın ne cileli ...

    Oysaki kadın korunmalı kollanmalı sadece namusu kadına mal etmemeli sevilmeli hoş görü ,le zorla zorbalıkla değil ...,
    Hanginiz kadınları anladınız desem beyler koynunuzda kaç mutsuz kaç dile getiremediği acıyla sabaha uyanan kadınlar var haberiniz varmı yada dusuncesini özgürce paylaşamayan kaç kadın var bir düşündünüzmü ?

    Ve gunumuz toplumunda halen kadına yonelik şiddet hor gorme öldürme iskence cile hep kadına layık görülmüş ...Şimdi sormak istiyoırum zorba bağnaz beyinli düşünen zihniyetlere kadına bu dünyayı zından edip namusu hep kadında arayan şerefsizlere ...SİZ HANGİ NAMUSSUZ DEVRİN LUTKAVLİSİNİZ ?
    28/01/ 2019 / 21:26
    Sonyemin