Bilirsiniz, böyle yerlerde beklemek, her an bir şey olması ihtimali içinde, saatlerce, günlerce hiçbir şey olmadan beklemek azapların en korkunçları arasındadır. Bir kapının önünde, bir hücrede, neden olduğunu bilmeden beklemek. Kafanıza dolmak isteyen türlü ihtimallerle zaman zaman yüreğinizin çarpıntısı artarak beklemek. Ben kendimi buna bile alıştırmışım.
Kitapların özgür artık,
Müjdeler olsun Nâzım.
Sen yazmaya devam et,
Hasreti yazma Nâzım.
Varna önlerindeydin,
Sen artık döndün Nâzım.
Karadeniz köpürdü,
Memlekettesin Nâzım.
Cumhuriyete, Mustafa Kemal’e, uygarlığa sahip çıkmak için paraya, güce veya üniformaya ihtiyaç yoktur. Tek ihtiyaç boyun eğmemek ve ruhen teslim olmamaktır. O da umut etmeyi gerektirir. Umudun olduğu her anda ve her yerde mutlaka bir çözüm vardır. Umutsuzluk ise savaşmadan kaybetmektir.
Bugün içinde bulunduğumuz jeopolitik, siyasi, sosyolojik ve ekonomik konjonktür erkek egemen kitleleri cesaretten çok esarete davet eden bir tablo sergiliyor. Acı bir tespittir ama gerçektir. Bugünün kadını erkekten daha cesurdur.