Puan vermedi·280 syf.··
2026 25. kitabı
Maalesef 'doğruyu bildiği halde çıkarı için uyumak zorunda kalanların arasında yaşamaya çalışıyoruz'.!! Umarım gözlerini açabildikleri zaman çıkarları da doğruları da yerli yerinde olur diyerek inceleme yazıma başlamak istiyorum. "Ne yaptıysam Allah rızası için yaptım" anlayışını merkeze alarak oluşturulan eser; Necmettin Erbakan'ın kendi anlatımları ile notlarını değerlendirerek -Milli Görüş hareketinin temellerini, siyasi mücadelesini, Türkiye vizyonunu- bizlere aktarıyor. Eser; Hak nizamı sağlamak için İslam Birliği, kalkınma için ağır sanayi hamleleri ile yerli üretim programı, adil düzeni oluşturmak için faizsiz ekonomi ile gelir adaletini oluşturma gibi kavramları bizlere detaylı bir şekilde aktarır. Siyasi hatıralar kısmında ise Necmettin Erbakan'ın yaşamını, Kıbrıs davasına bakış açısını, dünyayı yöneten güçlerin politikalarını ve o dönemin önemli liderleri (Saddam Hüseyin gibi) ile yapılan görüşmeleri bizlere aktarır. Bilinç kazanmak için okumanızı tavsiye ederim. Dipnot; ARİFLER mücadelesini vererek oluşturur; MECZUPLAR sefasını sürerek yok eder misali... ;) "Türk ve Müslüman olmak çok zorsun bir o kadar da hoşsun be..."
DavamNecmettin Erbakan · Mgv Yayınları · 20176bin okunma
Puan vermedi·189 syf.··
2026 49. kitabı
İstihbarat hiç şüphesiz modern harp literatüründe önemli bir yer tutar. İkinci Dünya Savaşı ile had safhaya ulaşan istihbarat faaliyetleri Soğuk Savaş dönemi casusluk sisteminin temelini oluşturur. Bu açıdan hem soğuk savaşı hemde savaşın perde arkasını görmek için okuma yapılması gereken konulardandır. Çünkü savaşlar sadece cephede kazanılmaz, gayri nizami harp de önemlidir nitekim Doğu Cephesinde Sovyetler'e savaş kazandıran unsunlardan birisi de yeraltı organizasyonu idi. Genelkurmay'dan çıkan eserimiz askeri öğrenciler için yazılmış bir kitap olmakla beraber dili gayet akıcıydı. Her sayfada yeni bircok bilgi öğrendim.
İkinci Dünya Savaşında İstihbaratLütfi Sel · T.C. Genelkurmay Başkanlığı · 19853 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
9/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2026 19. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 00:18
Kitabı oxuyub bitirdim, çox bəyəndim və bu haqda fikirlərimi yazmaq istədim; çalışdım ki, bacardığım qədər qısa tutum. Prometheus filmində eşitdiyim "Cəhənnəmdə hökm sürmək, cənnətdə xidmət etməkdən yaxşıdır" sözü, məni Con Miltonun İtirilmiş Cənnət əsərinə aparan ilk addım oldu. Kitab oxumaq öncələri sıxıcı olsa da, daha sonra çox daha axıcı oldu. Əsəri bitirdiyimdə məni ən çox düşündürən mövzu, insan təbiətinin o böyük çıxmazı oldu: Məcburi bir bağlılıq, yoxsa azad iradə? ​Əsərdə Şeytanın azad iradəyə yanaşması, sərhədləri öncədən çəkilmiş bir mükafat-cəza oyununa şərik olmaq deyil, o oyunun qaydalarını kökündən rədd etməkdir. Tanrı tərəfi, hər şeyin yaxşı qalması üçün mütləq bir nizamı və tabeçiliyi tələb edərkən; Şeytan, Cənnətin gətirdiyi o hazır rahatlıqdan imtina edir və başqasının yazdığı ssenaridə iradəsiz bir varlıq olmağı qəbul etmir. Bu baxımdan, kitabda təsvir olunan Şeytan obrazını Yevgeni Zamyatinin "Biz" əsərindəki I-330 xarakterinə çox bənzədirəm; hər ikisi mütləq və məcburi bir nizamın gətirdiyi "xoşbəxtlikdən" imtina edərək, fərdi azadlığın xaosunu seçən üsyankarlardır. ​Adəm üzərindən qurulan azad iradə anlayışı isə tam bir ziddiyyətdir. Tanrı insana ağıl və məntiq verib onu seçimlərində sərbəst buraxdığını söyləyir; ancaq nəyin yaxşı, nəyin pis olduğuna öncədən yenə özü qərar verir. Əgər bir seçimin sonunda ağır cəzalar gözləyirsə, orada gerçək bir azadlıqdan bəhs etmək çətindir. Üstəlik, Başmələk Mikayılın Adəmə gələcəkdə nəslinin çəkəcəyi acıları göstərdiyi hissədə bu ədalətsizlik daha da dözülməz bir hal alır. Bir nəfərin səhvini hələ doğulmamış məsum nəsillərin ödəməsi hansı ədalət sisteminə uyğundur? Günahın irsi olduğu bir nizam quran güc gerçəkdən "ədalətli" sayıla bilərmi? ​Miltonun bu əsəri tamamilə Xristianlığın "İlk Günah" (Original Sin)
Kayıp CennetJohn Milton · Pegasus Yayıncılık · 20151,448 okunma
BRONZ SÜVARİ VE MODERN HAKİKAT REJİMİNİN EPİSTEMOLOJİK İFLASI
10/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
Müellifimiz, çocukluk hafızasında yer eden o sarsıcı "bronz süvari ve plastik leğen takası" metaforunu, asrımızın küresel ontolojik buhranının bir hülasası olarak önümüze koymaktadır. Takasa bakıldığında alelade bir ticari mübadele gibi görünmektedir lakin insanın kadim, köklü, ahlaki ve ontolojik olanı (bronz süvariyi), cazip, hafif, ucuz ve muvakkat olan yeninin (parlak plastik leğenin) seküler şehvetine feda edişinin adıdır. Modern çağ zamanı çizgisel bir ilerleme olarak vazederken; yeni olanı "ileri ve iyi", eski olanı ise "geri ve değersiz" ilan eden habis bir cetvel icat etmiştir. Oysa bu cetvel fıtrata vurulmuş en büyük darbedir. Müellifin sorduğu o can alıcı sual: "İnsan, hakikatin sahibi midir, yoksa muhatabı mı?" sorusu işte bu tahlilin kelami mihverini oluşturur. Ehl-i Sünnet ve Cemaat akidesi sarahatle ilan eder ki: İnsan hakikatin vaz'edicisi, hâkimi ve sahibi olamaz ancak ve ancak aziz bir muhatabı olabilir. İnsanın şu dünyadaki şerefi, hakikati kendi hevasına göre eğip bükmesinde olamaz bilakis Allah Teala’nın kelamına ve fıtratın mizanına sadık bir muhatap olabilmesindedir. Müellif, eserinde Orta Çağ'ın döngüsel, ritüel ve ibadet merkezli zamanı ile büyüyen şehrin borç, vade, verimlilik ve hesap merkezli çizgisel tüccar zamanı arasındaki kavgayı derinlemesine analiz eder. Zaman daha ince bölündükçe emek ölçülebilir hale gelmiş; manastırın kolektif disiplin çanı nihayetinde modern fabrikanın sirenine ve günümüz dijital algoritmalarının saniyelerine evrilmiştir. Zaman artık bir tahakküm aracı olmuş tefekkür alanından çıkmıştır. İslam tasavvurunda zaman, alelade bir kronometre akışı veya paraya tahvil edilecek mekanik bir zemin değildir. Zaman, Allah Teala’nın insana lütfettiği en büyük ontolojik sermaye yani mukaddes VAKİTtir. Zaman asra kasem edilerek
Bronz SüvariMahir Ünal · Ketebe Yayınevi · 20261 okunma
Yorumm
10/10
·528 syf.··
Beğendi
·
2026 18. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 23:23
KAZAZEDE-2 Yazarı: Şevval Demirdöğer Yayınevi: Pukka Sayfa Sayısı: 528 Merhaba. Askeri kurgu serisinin ikinci kitabındayız. Bakalım bu kitapta neler olmuş? Kimler nerelerde? Sezin, ikinci kez bir sivil yüzünden mesleği tehlikeye girer iken yanında olan Turan ve Keleş sayesinde bu zorlu yolu güvenle adımlıyor. Turan ise Sezin'in çevresinde dönen bu komploya anlam veremiyor. Neden Sezin'i meslekten uzaklaştırmaya çalıştıkları üzerine kafayı yormaya başlıyor. Sezin ve Turan'ın sevgili olduğunu öğrenen Keleş ise tam bir komedi idi. Nizami ve Şükrü'nün, Sezin'i Turan'dan uzak tutmaya çalışmaları, Göktuğ'un Turan'a sürekli Sezin benim ablam çıkışı... Ama en güzeli de Fırat'ın yaptığı abi konuşması.. Belki Sezin babası tarafından men edildi. Geri de bir aile bıraktı. Ama Keleş ona candan bir aile verdi. Kubat'ın Turan'a yardım etmesi ise beklemediğim bir yerdi. Tabi Turan'ın da Ziyafet ile Kubat arasındaki etkileşimi fark edip Kubat'a geleceği için soru sorması... Keleş tam anlamıyla bir aileden fazlası. Fahriye babaanne ve Sezgin'in Rize'den Sezin'i görmek için Tunceli'ye gelmeleri, Keleş'in Sezin için seferber olmaları... Ve Sezin'in yaşadıkları.. Çocukluğu zor yollardan geçen Yarbay olma hayali ile büyüyen bir kız çocuğu. Babasının yaptıklarını okumak, sonrasında en yakını Sezgin abisinin bir yardımını bile göremeyen Sezin'in yaşadıklarını okumak zor... Belki üçüncü kitap tam anlamıyla bizi üzecek bu yönden. Ama ben Sezin ile gurur duyarak okuyorum ve seri ilerlediğinde Üsteğmen Sezin Kaza'yı Yarbay Sezin Kaza olarak okumak için hevesliyim. Turan... Şu ana kadar okuduğum karakterler içerisinde ikinci fav erkek karakterimsin. (1 numara her zaman Yaman Alaz. ) Karakter o kadar güzel yazılmış ki ne yazsam az. Sezin'i sevmesi, onunla ilgilenmesi, koruması, arkasında dağ
1000k
Kazazede 2Şevval Demirdöğer · Pukka Yayınları · 2024899 okunma
İslam’ın Özüne Dönüş Çağrısı
10/10
·78 syf.·
2026 42. kitabı
Modern Türkiye'deki din algısına karşı köklü bir itirazımız var. İnsanların büyük çoğunluğunun İslam'ı gerçek anlamıyla tanımadığı, kendilerine aktarılan ve zamanla gelenekselleşen bir din anlayışını İslam zannetmekte maalesef. din sadece namaz, oruç, hac ve dua gibi bireysel ibadetlerden oluştuğu anlayışını İslam'ın özüne aykırıdır. Bu yaklaşım, dini hayatın merkezinden çıkarıp yalnızca vicdanlara ve camilere hapseden bir anlayıştır. Kur'an'ın sadece ibadetlerden değil, ticaretten, hukuktan, aile düzeninden, toplumsal ilişkilerden, adaletten, yöneticilerden ve ekonomik sistemlerden de bahsettiğini, İslam'ın hayatın tamamını kuşatan bir nizam olduğu unutulmamalıdır. "Hüküm yalnızca Allah'ındır" ilkesini hayat merkezimize yerleştirmemiz gerekiyor. İslam sadece bireyin Allah ile ilişkisini düzenleyen bir inanç sistemi olmadığını, aynı zamanda toplumun nasıl yönetileceğine, hangi ilkeler doğrultusunda yaşayacağına dair hükümleri içeriyor. İslam sadece bireyin Allah ile ilişkisini düzenleyen bir inanç sistemi değildir; aynı zamanda toplumun nasıl yönetileceğine, hangi ilkeler doğrultusunda yaşayacağına dair hükümler de içerir. Bu nedenle İslam, yalnızca ahlaki ve bireysel bir öğreti olarak değil, hayatın bütün alanlarını düzenleyen kapsamlı bir yaşam nizamı olarak ele alınmalıdır. Türkiye İslam inanışında, özellikle "tağut", "hâkimiyet", "şirk", "cahiliye" ve "tevhid" kavramlarının arka planda tutuluyor. Yazarın zihninde tevhid yalnızca Allah'ın varlığını kabul etmek değildir; Allah'ın hükmünü hayatın her alanında tek ölçü olarak kabul etmektir. Bu yüzden Allah'ın hükümlerinin yerine insanların veya ideolojilerin hükümlerini koymak “şirk ve kulluktur”. Yazarın Diyanet ve resmî din anlayışına yönelik eleştirileri de kula kul olmaya, beşerin hğkümlerinin tasmalısı olmaya
Din
Din Gerçeği ve İslamMehmed Alagaş · İnsan Dergisi Yayınları · 199495 okunma