"Yaşadığın hayata rağmen onları böylece atlatıp bugüne bu kadar güzel bir ruhla gelebilmen muhteşem bir başarı Mine."
"Ben sadece hayatta kalmaya çalıştım... Bu kadar."
"Senin bu halde olmana hayat bile şaşırıyordur, emin ol. 'Bu kadar vurdum, nasıl düşmedi?' diyordur..."
"Belki de düşmüşümdür. Belki şu an yerdeyimdir."
"Zirvedesin," dedi gözlerimin içine bakarak, "parlıyorsun."
Hayat Kuralı No.7
Bir işe girişmeden önce enine boyuna düşünmelidir. Fakat iş olduktan ve sonuç beklemeye başlandıktan sonra olası tehlikeleri tekrar tekrar düşünerek korkuya kapılmamalıdır. Tersine, kendini artık bu işten tümüyle kurtarmalı, zamanında her şeyi enine boyuna tartmış olduğuna inanıp kendini yatıştırarak düşünme faslını kapatmalıdır. Yine de kötü sonuç alınırsa her şey rastlantıya ve hataya tabi olduğu içindir.
Even knowing that it was coming, that his father was sick with this incurable disease, it still made no sense. All that had just been lost, taken so quickly. Not just his father. Not just the emperor.
His youth. His freedom.
"You will be a good emperor," said Torin. "As he was."
İçimde dolacağına inanmadığım bir eksiklik hissi vardı, kocaman bir eksiklik hissi...
Zaten hayat bu değil midir?
Yaşamak, hiç dolmayacak bir eksiklik hissini tamamlamaya çalışmak ve tamamlayamamaktır.
Büyümek ise o eksiklik hissini hiçbir zaman dolduramayacağını kabullenmektir.
Ben çok erken büyüdüm, büyümek zorunda kaldım.