Hulâsa inkılâp, halk için, fakat halka rağmen bir harekettir
...Sarayların çekiciliği kadar, sokak kalabalığının ve kör kuvvetin alkışlarına da kulak asmadan, halka rağmen, fakat halk
için çalışmak... Zaten inkılâpçılık bu demek değil mi?
O halde her zaman Dersim'e yapılacak tedip hareketi beyannamesi ve hedefi ne Türklük, Sunnilik ve ne de Alevilik olmayıp ancak 'devlet kanunlarına mutlak itaat' ve eşkıyalığın önlenmesi gibi Dersim ve aşiretleri fikren ve akılca çelecek ve direnme imkanlarını çok azaltarak ve namuslu ahaliyi tarafsız belki de devletin tarafında bulunacak bir esasa dayanmak icap eder.
İranlılar mümkün olduğunca muhataplarına arkalarını dönmezler. Eğer herhangi bir şekilde arkalarını dönmek zorunda kalırlarsa da bu durumu çok zarif ve gönül okşayıcı sözlerle ifade etmeye çalışırlar. Bu arabada bile geçerli olabilir. Arabanın ön koltuğunda oturan kişi hafifçe arka koltukta oturana dönüp <Sana arkamı dönmek zorunda kaldığım için kusura bakma> der. Arkada oturan kişi de jestin altında kalmaz ve karşı jestte bulunur:
<Gülün önü arkası olmaz>
Bu defa öndeki kişi daha güzel bir söz söyleyerek arkadakini onore eder:
<Gülün arkasında bülbül oturuyor>
Bu güzel sözlerin bir de şiirsel bir dil Farsçayla söylendiği düşünüldüğünde, insanın üzerine bir hoşluk ve letafet çöküyor.