Fazla eleştiri içerir diyebiliriz :)
9/10
·80 syf.·
2022 21. kitabı
Bir erkeğin gözünden kadınları ve aşkı görmek isteyen okurlara tavsiyedir. Öncelikli olarak şunu söylemem gerekir ki hemcinslerim kitapta var olan Kadınlara Dair kısmı okurken büyük oranda Schopenhauer’ın katılmayacaktır. Schopenhauer’ın kitapta bir kısımda kadınları, tabiatları gereği ilk çocukluk döneminin bakıcıları ve mürebbiyeleri gibi davranmaya hatta bu işler için biçilmiş kaftan olduklarını söyler. Yaratılıştan itibaren kadınlara atfedilen görev büyük oranda ev ve çocuklarla ilgili işler olmuştur. Bunun nedeni her daim kadının erkeğe oranla fiziksel olarak daha zayıf görünüyor olmasına bağlanmıştır. Ya da bağlanmak istenmiştir. Bu durumun bir öğrenilmiş çaresizliğe dönüştüğünü düşünmekteyim. Psikolojik açıdan bir kişiye her daim zayıf olduğunu söyleyip onu bu çukurun içine atmak, toplumsal rolün getirmiş olduğu görevi dayatarak empoze etmek karşıdaki kişinin bunu kabullenmesini sağlayarak yeni bir duruma adım atmasını engeller. İşte yıllardır süregelen kadınların zayıf olduğunu dair safsatalar da bundan ibaret. Çoğu kadının toplum baskısı yüzünden kendilerine bahşedilmiş akvaryum içinde yaşamlarını sürdürmesi hep bundandır. Kitaptan bir alıntı yapmak gerekirse ‘‘bir genç kız, bir çocukla nasıl da oynar günler boyunca, nasıl da dans edip şarkı söyler hiç sıkılmaksızın: Sonra düşünen bir adam, dünyada tasavvur edebilecek en iyi niyetlerle ne yapardı, ne gelebilirdi elinden onun yerinde olsaydı eğer?’’ görüldüğü üzere burada da kadına ve erkeğe dayatılan toplumsal rolleri görmekteyiz. Tüm bunların nedeni fiziksel güç bakımından bakılarak kadına ev, erkeğe dışarı işlerinin verilmesinden dolayıdır. Eğer ki bir erkek doğduğundan itibaren kız çocuk gibi yetiştirilme tarzına bağlı kalsa o da bir çocukla günler boyunca oynar, dans ederdi. Yahut günümüzde de böyle değil
Felsefe
Aşka ve Kadınlara Dair (Aşkın Metafiziği)Arthur Schopenhauer · Say Yayınları · 202016,8bin okunma
Sökülsün At Gözlükleri; Yok edin İnsanın İnsana Kulluğunu
Puan vermedi
Neden bazı kitaplar çok ses getirse de dünya çapında bir klasik halini alamazlar? Neden bazı yazarlar çok övülseler de eserlerinin değeri yine de dünya çapında tanınmaları için yetersiz kalır? Elbette bunlar ve bu sorulara verilecek yanıtlar, bir hakikat iddiası taşımayacak bu incelememde. Ancak bana göre bir eser eğer dünya çapında bir eser olacaksa, evrensel bazı değerlere değinmesi gerekiyor. Bunu sağlayacak olan şeyin de daima bir felsefi bakış açısına sahip olmak gerektiğini düşünüyorum. Şimdi sırayla açıklayayım ne demek istediğimi... Bildiğimiz gibi toplumların kendilerine has gelenek-görenekleri var. Bir toplumda önemsenen şey, başka bir toplumda anlaşılmaz olabiliyor. İşte bir eserin ve yazarın kendi toplumunda çok sevilmesine rağmen, dünya çapında bir yapıta dönüşmesinin önündeki engellerden biridir bu; gelenekçilik. Kendi geleneklerini eleştirememiş, aksine onları körükleyen eserler, kendilerini ülkelerinin sınırlarına hapsederler. İşte evrensellik tam da burada devreye giriyor. Olayın kişilerine değil, o kişilerdeki tüm insanlığa ait meseleleri ele almak gerekiyor. Bu meselelerin ne olduğunu bilebilmek/görebilmek için ise felsefeye dair bir bilgi birikimi gerekiyor. Sofistlerin felsefe tarihi açısından önemini öğrenmiş ve bu bilgileri içselleştirebilmiş olmak gerekiyor. Burada vurgulanan nokta şuydu: Her toplumun kendine ait doğruları vardır, dolayısıyla aslında zamandan mekandan bağımsız bir bilgi türü olarak hakikat yoktur. İnsan bir kere bunu kabul ettiğinde artık kendi toplumunda insanların hayatları pahasına inandıkları şeylerin de aslında birer hakikat olmadığını anlar ve bunu eleştirmeye başlar. Düşünmenin esasen eleştirel düşünmek olduğunu ve özellikle Nietzsche'den beri önüne gelen her şeyi yıktığını anlayacağından, kültürel-geleneğin dogmalarını
Felsefe
Şeker PortakalıJosé Mauro de Vasconcelos · Can Yayınları · 2025275,3bin okunma
Reklam
çöp plaza serisi için ortak yorum
6/10
·152 syf.··
2021 195. kitabı
Bir çocuk kitabı olduğu düşüncesiyle ve tudem den çıkmış olmasına güvenerek aldık bu kitabı. Fakat bambaşka bir sürprizle karşılaştık. Oğlum kitabı eline alıp biraz okuduktan sonra hemen bıraktı. Bir sorun olduğu belliydi. Ben de ziyan olmasın diye geceleri çocuğa okuyayım diye başladım kitaba. Fakat ilk başta fakirle zenginin mücadelesini anlatarak başlayan kitap sonrasında çocuklara pek uygun olmayan bir toplumsal çözümlemeye doğru dönüştü. Sonra kitabın bazı yerlerinde sol görüş prpopogandası kokan che guavera alıntıları, şanışer ile norm ender reklamı gibi irite eden ayrıntılar çarptı gözüme Şimdi gelelim bu yazıyı neden yazdığıma. Bu kitap bence tüm yetişkinlerin okuması için güzel ve etkileyici fakat çocuklar için uygunsuz. Çocuk kitabının içine çaktırmadan siyasi propaganda serpiştirmek ne ahlaki ne de mantıklı Yarın bir gün sol görüşlü devrimci çocuklar büyüsün kafasının da çok sağlıklı olduğunu düşünmüyorum. Çocuk kitabı yaratıcılığı harekete geçirmeli, siyasi görüşleri değil. Bir yetişkin olarak kitabı çok beğendiğimi söylemeliyim fakat bir çocuk için bu konular hem ağır hem de aşırı. Evet toplumdaki eşitsizlikleri elbette çocuklarımıza göstermeliyiz ama bunun yolu Uğur Dündar ın arenası gibi bir eser okumak değil. Daha masumane, daha çocuksu yolları var bunun. Toparlayacak olursak eğer bu kitabın yaş grubunu 13 yaş ve üstü olarak belirlersek kitap güzel diyebilirim. Fakat 9 yaş ve üstü için yazıldıysa bir sorun var. Özetle benim eleştirim bu kitabın içeriğine değil hangi yaş grubuna sunulduğuna. Ve son söz olarak şunu bir kez daha vurgulamak istiyorum, eğer kitabı yetişkinlere yönelik yazmadıysanız içine siyasi umut tohumları atmayın lütfen. Çocukların tertemiz hayal dünyalarını siyasetle kirletmek gerçekten çok kötü bir fikir
Çöp PlazaMiyase Sertbarut · Tudem Yayınları · 2016809 okunma
Camus, Sartre, Hande Ataizi, Sevda Demirel, Şener Şen ve İlyas Salman
9/10
·160 syf.··
2020 66. kitabı
·
9 saatte okudu
·
Okunma: 26 Mayıs 2020 21:20
YouTube kitap kanalımda Albert Camus'nün hayatı, bütün kitapları ve kronolojik okuma sırası hakkında bilgi edinebilirsiniz: ytbe.one/-_X3xWwwAoA Fransız fırınlarından aldıkları bagetleri koltuk altlarında taşıyan şık giyimli Batılı kadınlar ile Selefi-İslami hareketi savunan adamların Casablanca filminin etnik çeşitliliğiyle bir araya getirilmişcesine yaşadığı Cezayir'de doğmuş bir adam, neden Yunan mitolojisindeki bir başka adamla ilgileniyordu? Hızlı bir inceleme olacak. Alıntılarla Yaşıyorum Okuma Grubu'nun ilk ayında bu kitabı okuduk ve Camus, 1913'te Fransız sömürgesi Cezayir'de doğdu. Gençliği I. Dünya Savaşı ve II. Dünya Savaşı arasında geçti. Bu iki savaşın arasının çocuğu faşizm. Faşizm geldiyse hümanizm, ahlaki, dini, kültürel, entelektüel değerler gider, yerine militarizm, seçicilik, ataerkillik, güçlülerin hakimiyeti gelir. Belki de Camus, Sisifos'un sadece kendi kayasına odaklanmış olup Tanrılara meydan okumasını dönemin faşizm zihniyetinden etkilenerek yaptı. Sonra Sartre ona diss attı. Ortalık Şener Şen ile İlyas Salman'ın "Aşıksan vur saza, şoförsen bas gaza" ile başlayan kahvehanedeki atışmasına döndü. Sartre dedi: "Ya biraderim, iyi güzel de sen hem Tanrısızlığı savunuyorsun hem de bütün absürt ve saçma felsefeni çok Tanrılı bir inançtan baz alıp Tanrıları suçluyorsun" dedi. Tabii, Camus şok. Sonra Camus, varoluşçu filozoflardan olmadığını ve Sisifos Söyleni kitabının da sözde varoluşçu filozoflara doğrultulduğunu söyleyince Sartre, Hande Ataizi'ne tokat atan Sevda Demirel gibi "Ne dedin sen?" deyip ayağa kalktı. Absürt kelimesinin etimolojisindeki "surdus" kelimesi, sağır, duyusuz, hissiz, tepkisiz, silik demekse Camus fiziksel bir sağırdan daha sağırdı. Matematikte + ve - sayıların arasında anlam ve eşitlik arayanlardansa Camus irrasyonel
Sisifos SöyleniAlbert Camus · Can Yayınları · 201511,3bin okunma
Shakespeare Neden Kronolojik Okunmalı?
10/10
·148 syf.··
2020 59. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 14 Mayıs 2020 15:46
YouTube kitap kanalımda Shakespeare'in hayatı, mutlaka okunması gereken kitapları ve kronolojik okuma sırası hakkında bilgi edinebilirsiniz: ytbe.one/rGxh2RVjmNU 42 tane kitabı yayımlanmış bir yazarı kronolojik okumak... Zor iş. Peki neden Shakespeare'in kronolojik olarak okunması gerektiğini öneriyorum? Shakespeare'in oyunlarını tarihsel oyunlar, komedyalar ve tragedyalar olarak üçe ayırabiliriz. Bu konuda hiçbir sıkıntı yok. Zaten bütün kitaplarını okumayı tamamladığımda kitaplarının hepsini okumak isteyenler ya da sadece en önemlilerini okumak isteyenler için çok geniş bir okuma rehberi paylaşacağım. İşin çetrefilli yönü, Windsor'un Şen Kadınları kitabını yazmadan önce Kral IV. Henry-1 ve 2 adlı oyunlarını yazmış olması. Yani, bir okurun Windsor'un Şen Kadınları kitabındaki Falstaff karakterinin nereden geldiğini anlayabilmesi ve yanına aldığı adamlarının kimler olduklarını anlayabilmesi için Kral IV. Henry-1 ve 2 oyunlarını okuması lazım önce. Ayrıca şimdiye kadar okuduğum 18 adet Shakespeare kitabının içerisindeki en yaratıcı, en özgün karakterlerden birinin Falstaff olduğunu söyleyebilirim, Romeo ve Juliet oyunundaki karakterlerden bile daha iyi tasarıma sahip olduğunu düşünüyorum Falstaff'ın. Shakespeare okumalarımda dikkatimi çeken şey şu oldu... Erken dönem eserlerinde nispeten asimetrik ve dengesiz karakter tasarımları varken olgunluk dönemine yaklaşıldığında uyum, simetri, perspektif ve denge gibi Rönesans dönemine has özellikleri kitaplara katmaya başlıyor sanki. Aşkın Emeği Boşuna kitabındaki üçlü erkek ve üçlü kadın gruplarının dengeli bir bütün şeklinde hareket ediyor olmasını, Windsor'un Şen Kadınları
Windsor'un Şen KadınlarıWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2015789 okunma