Senin fikrin doğruydu, başka her fikir çılgıncaydı, aşırıydı, kaçıklıktı, normal değildi. Bu arada özgüvenin öylesine büyüktü ki, tutarlı davranma sorumluluğu hissetmiyor, ama yine de haklılıkta diretmekten vazgeçmiyordun.
Kötü insanlar belli aralıklarla kötü olduklarını hatırlamazlarsa, kötülüğü bu hayatın normali sanmaya başlarlardı. İyileri aptal gibi görmeye kalkışırlardı sonra. İyiliği absürtleştirirlerdi, kendilerini bu dünya üzerinde yaşayan en onurlu insanlar olarak tanımlarlardı. Kötülük, kötülüğü yapandan daha zehirli değildi. Olurdu ve biterdi. Kendini onurlu gösterecek kadar alçalmazdı.
Bir kişi yaşlandığında dokuları esnekliğini yitirir. Normal biri ölüm karşısında tiksinti duyar. Öyle ki bu konudan kaygısızca bahsetmek genellikle uygunsuz bir davranış olarak görülür. Vasiyetinizi hazırlayıp hazırlamadığınızı soran biri nezaketsizlik göstermiş olur. Kişi ne kadar gençse bu konuları o kadar az önemser; fakat yaşlı insanlar hayata çılgınca tutunurlar. Kilise en çok onlar arasında müşteri bulur. Onları, ölümün hiçbir şeyin sonu olmadığına, insan ömrünün öteki dünyada çok daha iyi koşullarda devam ettiğine ikna eder. Siz de ufacık birikiminizi kiliseye bırakmayı reddedeceksiniz, öyle mi?