spotify'da, yakın ilişkiler isimli podcast hesabında bir podcast'te arkadaşlıklar üzerine şöyle bir şey dinledim. arkadaşlıklar sona erdiğinde de bir ayrılık yaşanır. ayrılık yalnızca romantik ilişkiler için kullanılan bir kavram da değil. o arkadaşlık bittiğinde aslında, o dönemine ait bir parçayı, bir anı parçalamış ve o andan bir kişiyi de kaybetmiş oluyorsun. dolayısıyla arkadaşlığın bitişi bir yas sürecine dönebilir.
ilkokulda çok sevdiğim bir arkadaşımla aramız sebebini bile hatırlamadığım muhtemelen çocukça bir durumla açıldı ve bir daha da eskisi gibi olamadık. yıllarca kendisini rüyamda gördüm. yaklaşık yirmi senedir rüyalarımdaydı, yakın bir zamana kadar. bir dönem rüyalarıma girmeye başladı ve benim kalbimde rüyalar üzerinden bir bağımız oluştu. kafamda ona dair imgelemlerim olmuş olacak ki onu bir statüye bir konuma bir mekana oturtuyorum ve onunla bağım silik ama çok yakından sürüyor.
yaşadığım bu şey bir kaybın arkasından tekrarlı izlemek, tekrarlı bir araya gelişi kovalamak, o kopan parçayı bulup birleştirmek sanıyorum. ben bu arkadaşlığı kaybedişime uzun müddet sessiz bir biçimde çok üzülmüşüm, bunu kendimden bile saklamışım. yası doğru düzgün yaşayamadığımdan olsa gerek bu hiç hesaba dahi katmadığım yası rüyalarımla yaşamışım. bunun bir duygu varlığına, yaşamaya işaret olduğunu bildiğim için artık bu yasıma üzülmüyorum. yas tutmaya üzülmek diye bir şeyi dahi yaşamış olduğumu fark ettim çünkü.
podcasttin diğer bir vurgusu ise, sürmeyen arkadaşlığı açıkça konuşmak, bir bağlantının sönümleşmesine duyarsız kalmamayı anlatıyor. bunu defalarca yapmış ve buna çok defa pişman olmuş biri olarak sanırım arkadaşlığın sürmeyişine vakur bir tavırla yaklaşmayı öğrenmeye çalışıyorum. her ne kadar daha doğru görünen yaklaşım konuşmak gibi gelse de mevcut şartlar