Puan vermedi·320 syf.··
2026 60. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 17:01
Kocamın Karısı – Alice Feeney Alice Feeney’nin tüm kitaplarını okumuş biri olarak artık şunu kabul etmem gerekiyor: Bu kadınla zekâ savaşı yapmayı bırakmalıyım. Her kitabında olduğu gibi bunda da daha ilk sayfalardan teoriler üretmeye başladım. Bir karakterden şüphelendim, sonra diğerinden, sonra başka birinden… Sayfalar ilerledikçe “tamam, bu sefer çözdüm” dedim. Çözemedim. Yazar yine bütün ipuçlarını gözümün önüne serip beni bambaşka yerlere bakmaya ikna etmeyi başardı. Üstelik kitap boyunca “bu ne alaka?” dediğim kişilerden çıkanlar da cabası. Benim için Alice Feeney’nin zirvesi hâlâ Daisy Darker. O kitabın yeri ayrı. Ama Kocamın Karısı da diğer kitaplarının biraz gerisinde kalsa bile merak duygusunu son sayfaya kadar canlı tutan, ters köşeleriyle şaşırtmayı başaran oldukça keyifli bir gerilimdi. Eğer okurken sürekli teori kurmayı, her bölümde fikrinizi değiştirmeyi ve kitabın sonunda “yine mi kandırıldım?” demeyi seviyorsanız Alice Feeney’nin tüm kitaplarını gönül rahatlığıyla önerebilirim. Not: Bir gün Alice Feeney kitabında katili doğru tahmin edersem bunu bayram ilan edeceğim. Şimdilik gelenek bozulmadı.
Kocamın KarısıAlice Feeney · Yabancı Yayınları · 202698 okunma
5/10
·376 syf.··
Beğendi
·
2026 54. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 20:23
Yazarın bu kitap ile okuduğum dördüncü kitabı oldu. Daha öncekileri sevmiştim ama bu kitap için aynı şeyi söyleyemem, beğenmediğim kitaplar için daha önce de kurmuş olduğum bir cümle var yine tekrarlıyorum. Belki de yanlış zamanda okumuşumdur. Hikaye biraz bölünüp durdu sanki. Akış olarak okumayı bölüyor sanki. Tamam yine güzel gülümseten zeka kokan espriler eleştiriler vardı tabi ama dediğim gibi yüksek not veremedim. Artık yaz okulunda bakacağız duruma benim olumsuz yorumuma bakmayı siz. Okuyun herkesin ağız tadı farklıdır sonuçta. Yine muhteşem bir cümle ile bitirmiş olayım. Sağlıkla
Tanpınar'a Huzur YokMurat Menteş · Everest Yayınları · 2026748 okunma
Reklam
Keşke bende böyle bir şey yazabilsem.
10/10
·536 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
Ne harika yazılmış bir kitap ya. Zaman buldukça ara ara tekrar dönmek isteyeceğim bir kitap. Uzay yolculuğunun zorlu mücadelesinin büyük bir dostlukla birleştiği harika bir kitap. Bir bilim kurgu hastası olarak kitabı okurken sürekli not aldım unutmamam gereken daha sonra bakmam gereken bir sürü şey var çünkü kitabın içinde. Okuyacak dostlarada not almayı tavsiye ederim. Çok güzel hisler içeren insanı düşündüren keyifli mizah yönü tadında bir kitap. Keşke bende böyle bir şey yazabilsem dedirtti. Bilim kurgu ve diğer bir çok alandaki yanlarının yüksek olduğunu düşünüyorum kitabın. Tartıştığı konular ve anlattıkları düşündürücü. Eh bir kitaptan daha başka ne isteyebilir insan.
Kurtuluş ProjesiAndy Weir · İthaki Yayınları · 20251,716 okunma
Puan vermedi·848 syf.··
2026 276. kitabı
İki ayrı dünyadır: Wittgenstein, özü aynı olan. Büyük bir dönüş ve bitmeyen felsefe. Çünkü o Tractatus’un önsözünde şunları yazmıştı: “Kitap felsefe sorunlarını ele alıyor ve-sanıyorum- gösteriyor ki, bu sorunların soru olarak ortaya çıkmaları, dilimizin mantığının yanlış anlaşılmasına dayanır.” ve devam eder “Böylece, şu kanıdayım ki, sorunları özlerinde sonuna dek çözdüm.”1 der, önsözünün sonlarında. Fakat yanılmıştı Wittgenstein. O, tüm sorunları çözdüğüne inandığı felsefeyi tamamen bırakarak, artık hiç geri dönmeyeceğini sanarak, kendine, felsefesine uygun olarak iş aramaya koyuldu. Çünkü babasından kalan mirasın bir kısmını entelektüel çevreye, geri kalan kısmını ise kız kardeşine bağışlamıştı. Onun için yapacak tek bir şey kalmıştı, tüm sorunları çözdüğüne inandığı felsefeden sonra kendisinin inandığı felsefeyle bağlantılı iş yapmasıydı. Şüphesiz ki onun bu fikirlerinin oluşmasını sağlayan kendisinin defalarca okuduğunu söylediği Tolstoy’un İncil’i, Thakur’un fikirleri ve belki de Schopenhauer olmuştu.Belki de o artık Tolstoy’un İncil’indeki Wittgenstein’a gösterdiği yolu aramak üzere, bir İsa yaşamı, yani basit bir yaşam modeli belirleyerek mutluluğa ulaşmakdı.2O, Birinci Dünya Savaşı’na katıldığı zaman da şöyle bir not almıştı: “Mutlu bir biçimde yaşamak için ne yapman gerektiğini biliyorsun .” der. Yine devam eder: “Neden yapmıyorsun peki? Çünkü akılsızsın. Kötü hayat akıldan yoksun hayattır.” Ve bunun için Wittgenstein Tanrıya dua eder; kendisine güç vermesi için.3İşte onun mutlu biçimde yaşaması için bildiği şey ise, bir İsa hayatı gibi basit ve yalın bir yaşam sürmesiydi. (O, basit yaşam için, giyimine dahi dikkat etmeye başlamıştı. Ömründe tüm bu geçiş aşamasından sonra çok nadiren kravat takmaya başlamıştı.4) Bunun içinde mirasını dağıttı ve kırsal da
WittgensteinRay Monk · Kabalcı Yayınevi · 200533 okunma
10/10
·568 syf.··
Beğendi
·
2026 123. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 20:25
Bu kitabı anlatmak gerçekten kolay değil çünkü içeriği birkaç cümleyle özetlenebilecek kadar dar bir alana sıkışmıyor. Daniel Levitin, modern dünyanın bizi her gün maruz bıraktığı bilgi yükünü, sürekli karar vermek zorunda kalışımızı ve bunun zihnimizde oluşturduğu yorgunluğu ele alıyor. Ancak bunu yaparken klasik kişisel gelişim kitaplarında olduğu gibi yalnızca tavsiyeler sıralamıyor beynimizin nasıl çalıştığını, dikkatimizin nasıl dağıldığını ve neden bazen en basit şeyleri bile unuttuğumuzu bilimsel araştırmalarla açıklıyor. Kitabı okurken en çok dikkatimi çeken şey, yazarın her iddiasını sağlam temellere dayandırması oldu. Anlatılan hiçbir konu havada kalmıyor. Günlük hayatımızda sıradan kabul ettiğimiz birçok davranışın aslında zihinsel enerjimizi nasıl tükettiğini öğrenmek oldukça ilgi çekiciydi. Özellikle karar yorgunluğu, dikkat yönetimi, bilgi depolama biçimimiz ve beynin sınırlı kapasitesi üzerine anlattıkları uzun süre düşündüren türden. Not aldığım ve altını çizdiğim yerlerin sayısı tahmin ettiğimden çok daha fazla oldu. Çünkü kitap yalnızca bilgi vermekle kalmıyor, aynı zamanda insanın kendi yaşam düzenine de farklı bir gözle bakmasını sağlıyor. Çoğu zaman unutkanlığımızı, dağınıklığımızı veya odaklanma sorunlarımızı kişisel bir eksiklik olarak görüyoruz. Oysa yazar, beynin belirli sınırları olduğunu ve bu sınırları anlamadan verimli olmaya çalışmanın bizi gereksiz yere yorduğunu anlatıyor. ️Kitabın sevdiğim bir diğer yanı ise teoride kalmaması oldu. Beynin çalışma prensiplerini anlattıktan sonra bunları günlük hayata nasıl uygulayabileceğimizi de gösteriyor. Eşyalarımızı düzenleme şeklimizden zaman planlamasına, yapılacaklar listelerinden bilgi yönetimine kadar pek çok konuda uygulanabilir öneriler sunuyor. Fakat bunu "hayatınızı değiştirecek 10
Organize ZihinDaniel J. Levitin · Pinhan Yayıncılık · 03 okunma
Whatever our souls are made of...
Puan vermedi·500 syf.··
2026 5. kitabı
“He is more myself than I am. Whatever our souls are made of, his and mine are the same. If all else perished and he remained, I should still continue to be, and if all else remained, and we were annihilated, the universe would turn to a mighty stranger. He’s always, always in my mind; not as a pleasure to myself, but as my own being.” Bendeki yeri çok ayrı bu kitabın, lisedeyken başlayıp başlayıp araya zaman girince hiçbir yeri kaçırmamak için tekrar başa alarak çokça kez okudum. Geçenlerde Margot Robbie 'nin filmi çıkacağını görünce tekrar okuyup tazelemek istedim. Bronte kardeşlerin aşığı olarak kitabı bir çırpıda bitirdim. Heathcliff çıldırttı beni ama. Toxicliği de geçtim, kötü bir karakter. Her karakterde aslında büyük hatalar var. Ama kitapta gerçekliklerin olmasının büyük bir nedeni de bu karakterler. Tam bir baş yapıt.
Uğultulu TepelerEmily Brontë · Martı Yayınları · 201258bin okunma
Reklam
Reklam