Dilara

Nar ağacının altına yattı. Ömrümde ya ikinci, ya üçüncü defa olarak bir cıgara yaktım. O uyumuştu bile. Yine ay vardı. Çünkü her ay ışığında Kaşık Adası'na geçtiğimizi bilmem söylemiş miydim? Ömrümde ilk defa bir insanı uyurken seyrettim. Şimdi hatırlıyorum da tuhaf buluyorum. Bu iyi, temiz, sıhhatli, küçük insanların uykusu bambaşka bir şey. Uyuyanın iyi, güzel, dinlendirici dünyasına, seyreden agâh oluyor gibidir. Onun rüya alemine uyanık olarak girmek insana bir ürperme veriyor. Öyle ki, onun uykusunu ben de uyuyordum; uyanık olarak. İçimde kahramanlıklar, dostluklar, arkadaşlıklar, kocaman otların, denizin, balıkların, sandalın, bahçıvan kulübesindeki şişman kadının -Odisiya'nın anası- posbıyıklı, nefesi şarapla tütün kokan bağcının -babası- Odisiyaların kulübesinin içindeki kırık dökük temiz eşyanın, esmer, sırım gibi, ince uzun bacaklı, etekleri rüzgârlı kız kardeşinin, kocayemişi meyvelerinin, çamların mahremiyetine giriyorum. İçimde arzu bir çeşme gibi akıyor. Eğiliyorum. Bu açık dudaklar, yarı açık gözleriyle uyumuş arkadaşımı yanağından öpüyordum. Belki ömrümde ilk ve son defa bir insanı, bilinmedik bir yerimde yıkanmış arzularımla bir daha, bir daha öpüyorum.
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Bu yılbaşını unutamayan Ali Rıza oldu. Berber Dimitro'nun yemek salonunun çatalları, kaşıkları, bıçakları, pembeye yakın tabakları, kesme sürahileri, tavandaki avizesi, yerdeki ayı postu Ali Rıza'ya bir eve sahip olmanın hazlarını tattırmıştı. Bazen iskeleden göç eşyalarını boş odalara taşımış, fakat bu garip eşyaların boş odaların ortasına atıldıktan bir iki saat sonra alabileceği o insanı sersem eden, içini gıcıklayan rahatı, intizamı hiç düşünmemişti.
Parmaklarının arasında cigarası, tulumun cebinde raptiyesi parlayan kurşunkalem, cebinde mendili, iki papel... Dünya büyüktür, güzeldir. Geceleri yıldızlar parlar. Gündüz sarı altın bir güneş doğar. Sular sakin, motor gürültülüdür. Melek onun küçük kız kardeşidir. Motorun sahibi sarhoş herifin biridir. Biridir ama sevilmeye layıktır. İnsanın en fenasında bir iyi tarafın bulunduğunu biliyoruz. Biz o iyi tarafı bulmaya, ondan istifade etmeye mahkûmuz, mecburuz.
Sayfa 19·Kitabı okudu
hani şu arka çeperde unutulacak gibi duran biri var, hep bir ağızdan unutulacak gibi duran gözleri ne renkti, aşık olduğunda mı koku sürerdi, koku ne zamandan beri sıkılan bir şey vatkası boynunda bir erkek çocuğunu andırır ses yaşlanmaz yalnızca ölür
Vedayı feda ettim kanım kestiğinden nefesimin nemini Kuru bir öksürük gibi tekrar tekrar ve tekrar Dedim ölüm onu izleyenin gözlerine çekilemeyen mil Bekledim göklerden bir esinti gelsin, yoğuşsun ve nem Bekledim, tüm inançsızlığıma zar attım, üstelik zarlar hilesiz Kaybetmek neymiş bir noktanın uzamsızlığından kavradım