Kadın olmak üzerine çok kafa yorduğum bir konu. Bu kadar zor bir coğrafyada kadın olmak üzerine de kafa yormayan bir hemcinsim olduğunu sanmıyorum. Okuduğum kadını konu alan tüm kitaplarda bir tanışıklık hissediyorum. Ve bizi yaralayan bu kadar çok ortak noktamızın olması belki de beni bu hikayelere daha da bağlıyor.
Kadının adı yok’daki kadın karakter önce bir kız çocuğu. Sonra genç kız. Sonra çalışan genç bir kadın. Bazen sevgili bazen eş. Bazen kayıplar yaşamış bir anne, hatta dul. Tacize uğruyor, ataerkil düzenin saçma sapan kurallarıyla boğuşuyor. Babasından göremediği şefkati sürekli olarak karşı cinste arayıp hayal kırıklığına uğrayınca işine sarılıyor falan. Eminim bir sürü kadının hikayesi de buna benzerdir. Bence bu yüzden yakalıyor kitap insanı. Kitaptaki kadın bir şekilde kendini seçebilmiş. İçinde bulunduğu ortama ayak uydurmaktan bir noktada vazgeçmiş. Kendi değerini bilen bir kadına dönüşmüş. Ne diyebilirim ki. Darısı olduğu yeri eşeleyen, toplumun biçtiği rolleri soyunmak isteyen tüm kadınların başına.
Kadının Adı YokDuygu Asena · Doğan Kitap · 20268,1bin okunma
“Mesela neden senin odanda duran, sen sandalyende ya da çalışma masanda otururken, uzanırken, ya da uyurken, seni bütünüyle gören mutlu bir dolap değilim? Neden değilim?”