10/10
·144 syf.·
2026 76. kitabı
Notos dergisinin bu sayısını çok beğendim. Her okurun kitaplığında (digital kitaplığı da olabilir) olmasını isterdim. Lütfen, not alın: Notos - Sayı 27. 1K okurları, eğer, hakikaten kitapları tutkuyla, saygıyla okuyorsanız/dinliyorsanız, derginin bu sayısına bir şans veriniz. Bize bir şeyler anlat da okuyalım diyorsanız, derginin kapak fotoğrafına tıklamanız yeterli olabilecektir diye düşünüyorum. Yeniden okumak arzusuyla...
1000Kitap
Notos - Sayı 27 (Nisan - Mayıs 2011)Notos Dergisi · Notos · 201110 okunma
5/10
·144 syf.·
2026 61. kitabı
Tolstoy'u ya anlamıyorlar ya da anlaşılmasını istemiyorlar. Onun dehasına ulaşamayanların, onu küçümseme çabaları bile Tolstoy'un hakikaten zirvede olduğunu gösteriyor. Tolstoy'u anlamak Hıristiyanlığı sorgulamak demek. Bunu kim ister!? Hiç kimse! Tolstoy'u anlamak Hz. İsa'nın (aleyhisselâm) yolunu arama çabası demek; hayatın anlamını aramak demek, insanı yüceltmek ve özgürleştirmek demek. Bunu ise hiç mi hiç istemezler. Fakat, onun yüksek sanatı aşılmaz engel olarak önlerinde dağ gibi dikilir durur. Dolayısıyla, sosyalistler kendi zihniyetleri içinde bir Tolstoy profili inşa etmek isterler. Komunistler yine aynı şekilde. Ve diğerleri... Hepsi aynı şekilde. Derin psikoloji arayanlar bile, nedense, Tolstoy eserlerinde psikolojinin edebi estetikle (bediyyat/bedii edebiyat) nasıl ustaca harmanlandığını görmezler. Akrabam olsaydı biraz daha övmek isterdim. Bir Rus yazarı işte. Tolstoy'dan ne okuduysam hep hayranlığımla baş başa kaldım. Onu anladığımı düşünüyorum. Belki de sahiplenmem bundandır.
Edebiyat
Notos - Sayı 58 (Haziran - Temmuz 2016)Notos Dergisi · Notos Yayınları · 201618 okunma
Reklam
Sardunyalar Güneşe Bayılır
9/10
·112 syf.··
2026 12. kitabı
instagram.com/reel/DYsJcbeAAp... Başak Arslan’ın ilk öykü kitabı Sardunyalar Güneşe Bayılır, Sel Yayıncılık etiketiyle Ocak 2025'te yayımlandı. Arslan, bu ilk eseriyle Darüşşafaka Cemiyeti, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları ve Türkiye İş Bankası iş birliğiyle düzenlenen 72. Sait Faik Hikâye Armağanı’nı kazandı. Kitabın 190 eser arasından seçilerek bu ödüle layık görülmesi, üzerinde durulması gereken bir başarıdır. ​1979’da Ankara’da doğan Arslan, Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi mezunu. İstanbul’da yaşıyor ve Türkçe öğretmenliği yapıyor. Kaleme aldığı metinler daha önce Notos, Trendeki Yabancı, Öykü Gazetesi, Lacivert, Parşömen, Masa, Altzine, Oggito, Sin Edebiyat, Öykülem, Kitap Eki, Koza, Çıvgın gibi çeşitli dergilerde okurla buluştu. ​110 sayfalık bu eserde on dört öykü yer alıyor. Yazar, öykülerinde birinci şahıs anlatıcıyı tercih ederek samimi, etkileyici ve içten gelen doğrudan bir aktarımı okuyucuya ulaştırıyor. Sade bir dile sahip olan Arslan, kısa cümleler kuruyor ve karakter analizlerini uzun uzadıya yapmaktan kaçınıyor. Bununla birlikte anlatılardaki duygu yoğunluğu o kadar fazla ki kitap bittiğinde zihninizde kendi aforizmanız şekilleniyor. Yazar, “Ey okuyucu, ben satırlara hazır aforizmalar serpiştirmedim ama sen metni bitirince kendi çıkarımını yap” demek istiyor sanki.​ Öykülerde, aile içinde yaşanan ya da yaşanamayan ilişkilerin izdüşümleri, karakterler üzerinden bugüne taşınıyor. Konuşulanlar ile konuşulamayanların oluşturduğu atmosferde okur, hüzün ve tebessüm salıncağında bir o yana bir bu yana sallanıyor. Duygular o kadar yalın ve az sözcüklerle veriliyor ki bu durum, okuyucuya geniş bir anlam alanı açarak onu metnin içine çekiyor. Metafor veya alegori gibi dolaylı yollara başvurmayan yazar, gizem ve
İnadınaEdebiyat
Sardunyalar Güneşe BayılırBaşak Arslan · Sel Yayınları · 202547 okunma
Puan vermedi·224 syf.··
Beğendi
·
2026 29. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2026 00:00
Kitabı Notos Kitap Yayınevi’nin Nisan 2016 basımından okuduğumu söyleyerek incelememe başlamak istiyorum. Bu yayınevinin basımının ilk sayfalarında yazarın hayatıyla paralel olarak edebiyatta ne olduğunu ve tarihsel olayları yazan bir kronoloji mevcut, yazarın öldüğü yıla kadar. Kitabın sonunda tamamlanmamış bölümler ayrıca yer almış ve ardından Kafka’nın vasiyetine rağmen eserlerini yayımlayan arkadaşı Max Brod’un Dava kitabının ilk üç baskısının ardından yazdığı sonsözler var. Bu sonsözlerden ilkinde neden Kafka’nın vasiyetine uymadığını açıklamış. Gerçekten ciddi ve zor bir karar ama ben samimi ve haklı buldum kendisini. Onun Kafka’nın kişiliği ve düşün dünyasına dair aktardığı şeyler de oldukça ilgimi çekti. Kütüphaneden ödünç aldığım bu kitabın bilindik bir yayınevinden olmadığını gördüğümde biraz moralim bozulmuştu. Fakat kitabın yukarıda anlattığım gibi bir çok eklentiye sahip olması benim aşırı hoşuma gitti. Çevirisi zaten popüler yayınevlerinden birine çeviri yapan İlknur İgan’ınmış, o yüzden çeviri de iyiydi bence. Dava kitabının içeriğiyle ilgili düşüncelerime gelirsek; bir hukukçu olarak Josef K.’nın davası benim ruhumu bunalttı. Kafka’nın da hukuk okumuş biri olduğunu dikkate alırsak bir hukukçuyu korku tünelindeymiş gibi hissettirecek bu romanının etkileyiciliğine şaşırmamak gerekir. Gerçi bu roman mesleği fark etmeksizin her insanı benzer hisler içine sürüklemiştir. Josef K. ve davasının benim güncel travmalarıma da hitap eden tetikleyen bir yanı vardı. Dolayısıyla ruhum sıkılarak bunalarak okumama şaşmamak gerek. Devletin yargı sistemi, bürokrasisi, memurları, kalemleri vs. her şeyi; gerçekten insanoğlunun elinde dünyanın her yerinde çok büyük sıkıntılı ortak noktalar içeriyor belli ki. Yargıda adalette yüz yılda bir adım ilerlemiş miyizdir? Belki bir
DavaFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202163,9bin okunma
6/10
·132 syf.··
2025 69. kitabı
Notos Kitap etiketiyle çıkan ‘Bunu Kimseye Anlatma’ daha önce birkaç öyküsünü çeşitli platformlarda okuyup beğendiğim Deniz Eldam’ın ilk kitabı. Kendisinin okuduğum ilk kitabı, ama ilk öyküsü değil. Biraz ironi gibi oldu, değil. On beş öyküden ve yüz otuz sayfadan oluşan eserde ağırlıklı olarak kadın kahramanların hikâyelerine yer verilmiş. Çoğunlukla haksızlığa uğrayan kadınlar, bir şeylerin pişmanlığını ya da öfkesini yaşayan kadınların seslerini, kimi zaman da sessizliklerini duyuyoruz kitapta. Bu durum, tıpkı Haruki Murakami'nin "Kadınsız Erkekler"inin tam tersi bir yol izliyor ve içimiz açıyor. Erkeklerin olamayan aptal ve gereksiz dertlerini okumaktansa, kadınların. her türlü sorununu ele alan kadın öykülerini içtenlikle kabul edip kucaklıyorum açıkçası. Öykünün baş rol kadınları, kendi seçimlerini yapabilen, ayakları üzerinde durabilen, özgür ruhlu kadınlar olduklarını söyleyebilirim. Kitabın ilk hikâyesi Geride Kalan Ayaklar’da, yazar okuru morgun soğukluğunda karşılıyor. Birbirinden ayrılmış iki ebeveynin kızlarının soğuk bedeni karşısında başlayan ve gittikçe tırmanan derin yaralarını, bize geri dönüşlerle ancak geçmişi tamamen açık etmeden veriyor. İkinci öykü Bon Jovi Posteri Sende Kalsın’da ise lösemi hastası kız kardeşin hikâyesini farklı bir pencereden anlatıyor. Diğer öykü, On İki Dakika’da, yazar bizi ikiz kız kardeşlerin birbirinden farklı şekillerde süregelmiş hayatlarının tam ortasına düşürüyor ve aralarında on iki dakika olan kız kardeşlerin görünmez bağlarının koptuğu o ilk âna kadar götürüyor. Dördüncü öykü Neon Tanrılar Karanlık Köşeleri Sever’de ise trafik kazası geçirmiş ve kazada bacağını kaybetmiş bir adamın eşiyle ve kendisinin eski haliyle sonu gelmez bir savaşa giriştiğini gösteriyor. Beşinci öykü Kertenkele’de ise yazar, karakterin
Bunu Kimseye AnlatmaDeniz Eldam · Notos Yayınları · 2022162 okunma
Beden hapsedilebilir ama düşünce zincirlenemez.
8/10
·339 syf.··
Beğendi
·
2025 36. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 10 Kasım 2025 23:00
Jack London; En sevdiğim yazarlardan biri diyebileceğim çoğu kitabını soluksuz okuduğum canım yazarın bir diğer güzel kitabı Yıldız Gezgini Romanın merkezinde bir mahkum, Darrell Standing, ve onun zihin gücüyle yaptığı olağanüstü bir iç yolculuk yer alıyor. Standing, bedeni mahkum edilmiş bir adam olmasına rağmen, zihniyle zamanın, mekânın ve ölüm korkusunun ötesine geçmeyi başarıyor. Kitap okura şu soruları sorduruyor: Zihin gücü insana neler yaptırabilir? Fiziksel acı gerçekten aşılabilir mi? Jack London , bu sorulara doğrudan yanıt vermek yerine, okuru Standing’in zihninin derinliklerine sürüklüyor. Orada geçmiş yaşamlar, acı, özgürlük ve ruhun ölümsüzlüğü üzerine düşündürücü bir yolculuk başlıyor. London’ın dili her zamanki gibi sade ama vurucu. Karanlık bir hapishane hücresinde geçen bir hikâyeyi, insanın içsel evrenini anlatan bir metne dönüştürmeyi başarıyor. Zaman zaman sert, zaman zaman mistik bir atmosfer kurarak hem düşünsel hem duygusal bir yoğunluk yaratıyor. Yıldız Gezgini, yalnızca bir mahkûmun hikâyesi değil; insanın kendini aşma çabasının sembolü. Kitabı okurken hem acı hissediyorsun hem de garip bir umut. Çünkü anlatılan her şey, insanın en karanlık anında bile zihniyle yıldızlara ulaşabileceğini kanıtlıyor. Jack London bir kez daha gösteriyor ki; beden hapsedilebilir ama düşünce asla zincirlenemez.
Edebiyat & Roman
Yıldız GezginiJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202510,3bin okunma
Reklam
Reklam