Notos Kitap etiketiyle çıkan ‘Bunu Kimseye Anlatma’ daha önce birkaç öyküsünü çeşitli platformlarda okuyup beğendiğim Deniz Eldam’ın ilk kitabı. Kendisinin okuduğum ilk kitabı, ama ilk öyküsü değil. Biraz ironi gibi oldu, değil. On beş öyküden ve yüz otuz sayfadan oluşan eserde ağırlıklı olarak kadın kahramanların hikâyelerine yer verilmiş. Çoğunlukla haksızlığa uğrayan kadınlar, bir şeylerin pişmanlığını ya da öfkesini yaşayan kadınların seslerini, kimi zaman da sessizliklerini duyuyoruz kitapta. Bu durum, tıpkı Haruki Murakami'nin "Kadınsız Erkekler"inin tam tersi bir yol izliyor ve içimiz açıyor. Erkeklerin olamayan aptal ve gereksiz dertlerini okumaktansa, kadınların. her türlü sorununu ele alan kadın öykülerini içtenlikle kabul edip kucaklıyorum açıkçası. Öykünün baş rol kadınları, kendi seçimlerini yapabilen, ayakları üzerinde durabilen, özgür ruhlu kadınlar olduklarını söyleyebilirim.
Kitabın ilk hikâyesi Geride Kalan Ayaklar’da, yazar okuru morgun soğukluğunda karşılıyor. Birbirinden ayrılmış iki ebeveynin kızlarının soğuk bedeni karşısında başlayan ve gittikçe tırmanan derin yaralarını, bize geri dönüşlerle ancak geçmişi tamamen açık etmeden veriyor. İkinci öykü Bon Jovi Posteri Sende Kalsın’da ise lösemi hastası kız kardeşin hikâyesini farklı bir pencereden anlatıyor. Diğer öykü, On İki Dakika’da, yazar bizi ikiz kız kardeşlerin birbirinden farklı şekillerde süregelmiş hayatlarının tam ortasına düşürüyor ve aralarında on iki dakika olan kız kardeşlerin görünmez bağlarının koptuğu o ilk âna kadar götürüyor. Dördüncü öykü Neon Tanrılar Karanlık Köşeleri Sever’de ise trafik kazası geçirmiş ve kazada bacağını kaybetmiş bir adamın eşiyle ve kendisinin eski haliyle sonu gelmez bir savaşa giriştiğini gösteriyor. Beşinci öykü Kertenkele’de ise yazar, karakterin