Nesillerden nesile taşınan ünlü The Beatles şarkısı Imagine in unutulmaz sözleri
Hayal et bütün insanları barış içinde yaşarken hayal et
Hayal et bütün insanların tüm dünyayı paylaştığını
Benim bir hayalci olduğumu söyleyebilirsin ama ben tek değilim youtube.com/watch?v=YkgkThd...
1000kitap çok mu bozdu? 1000kitap elden gidiyor mu? 1000kitap'a neler oluyor?!
Buraya katıldığım 2017 yılından beri insanların dilinden düşmeyen tek bir cümle var: "1000kitap artık çok bozdu!" Peki, gerçekten de öyle mi bir bakalım...
• Eskiden kitapların okuma durumlarının içine girildiğinde her kitaba sayfalarca özel not alabilme özelliği yoktu. Artık her kitaba özel notlar alabiliyoruz.
• Eski 1000kitap algoritması gruplaşmalara uygun ve belli bir grubun kendi incelemelerini paylaştığı bir ortamdı. Artık herhangi bir gruba dahil olma ihtiyacı olmadan kaliteli incelemeler yazarak kendi başınıza yol alabiliyorsunuz.
• Eskiden "Gönderi İstatistikleri" denen bir bölüm yoktu. Artık var ve iletilerinizin, incelemelerinizin kaç kişi tarafından görüntülenip etkileşim aldığını görebiliyorsunuz.
• Eskiden Google'da bir kitabın yorumunu araştırdığınızda 1000kitap o kadar üst sıralarda çıkmıyordu. Ama artık yazdıklarınızla Google'dan gelip sizin yazdıklarınızı okuyacak insanlara da hitap edebiliyorsunuz.
• Eski "Akış"ta takip ettiğimiz insanların yazdığı her yorum hemen ana sayfanın en üstünde görünüyordu. Artık size hitap etmediğini düşündüğünüz gönderileri "Gönderiyi beğenmedim" şeklinde işaretleyebilir ve kendi ana sayfanızı belirlemeye kendiniz yardımcı olabilirsiniz. 1000kitap'ın bu konuda zamanla gelişeceğine hiç şüphem yok.
• Eski 1000kitap'ta önünüze saçma sapan iletilerin düşmesi daha olasıydı. Artık takip ettiğiniz insanları ince eleyip sık dokuyarak bu sorunu büyük oranda halledebiliyorsunuz. Ben ana sayfamda uzun zamandır hiçbir gereksiz içerik görmüyorum.
• Eskiden herhangi bir gönderiyi profilimizde sabitleyemiyorduk. Artık sabitleyebiliyoruz.
• Eskiden uygulamanın gece modu yoktu ve gözlerimiz kör olarak uygulamayı kullanıyorduk. Artık gece modu var ve
Bu kitap yorumunu Instagram'daki "alintilarlayasiyorum" profilimde de okuyabilirsiniz: instagram.com/p/CjVq5rjN0uV
Nasıl yani? Kahve fotoğrafı olmadan bir Kürk Mantolu Madonna kitabı yorumu mu? Olacak iş değil...
İncelemeye başlamadan önce yine şunu söylemem gerek. Bu incelemenin altına bir noktaya kadar yazılan her yoruma karşılık olarak harika kitaplar önerdim, o yüzden kitap önerisi alabilmek için yorum kısmına bakmayı unutmayın.
Bence bazı kitaplar bu hayatta ikinci kez okunmak için yazılmıştır. O kitapları 18, 28 ve 38 yaşındaki okumalarımız arasında fark olacağını bilerek yazar bazı yazarlar. Her yaşın o kitaptan anladığı farklıdır hem. Herkes kendi yaşının aidiyetine özel yorumlar o kitabı. İşte Kürk Mantolu Madonna da böyle bir kitaptır bence...
Bu tür kitaplar popülerliklerini kesinlikle hak ediyorlar. 1000kitap'ta bu kitap yıllardır 1. sırada. Neden sizce? Nasıl ki sinema tarihinde Casablanca filmi, sanat tarihinde Aşıklar tablosu ve müzik tarihinde de Bohemian Rhapsody şarkısı bu kadar ünlüyse, bu kitap da Türk edebiyatı tarihinde o kadar ünlüdür işte. Etki boyutuyla yazarından çok daha ünlü olabilmiş bir kitaptır Kürk Mantolu Madonna.
1000kitap'ta eskiden okuduğum kitapları tekrar okuyarak incelemelerini şimdiki yaşımın düşündükleriyle yazacağım. Buna "Nostalji Serisi" adını koyuyorum. Nostalji kelimesinin kökeni nedir, bilenler var mı? Bu kelime nostos (dönüş) ve algos (acı) kelimelerinden meydana geliyor. Geçmişe dönüş acıdır, işte o yüzden Raif Efendi de nostaljik bir adamdır aslında.
Ben Sabahattin Ali'nin kitaplarında ve özellikle de Kürk Mantolu Madonna'da bize sunulan geçmişin gösterişsiz sıradanlığını çok sevdim. Farkında mısınız bilmiyorum ama, şu anda her yanımız yapaylıklarla dolu. Sıradanlık ve sadeliğin peşinde olmak
Bu kitap yorumunu Instagram'daki "alintilarlayasiyorum" profilimde de okuyabilirsiniz: instagram.com/p/Ca7g8HSt9kx
Son zamanlarda okuduklarınızın aynılığından sıkıldınız mı? Şöyle kafa açıcı, karlı havalarda yoğunlaşıp okumaya uygun, yaşadığımız gerçeklik hakkında sizi sorgulatacak bir kitap mı arıyorsunuz? O zaman Simülakrlar ve Simülasyon kitabı sizin için doğru bir seçim olabilir...
Dünyada yüzbinlerce okunma sayısına sahip bu kitabın ülkemizde bu kadar az ilgi görmesi üzücü olsa da pek şaşırtıcı değil. Bizi yoran kitaplara yanaşmıyoruz. Her okuduğumuzun akıcı ve sürükleyici olmasını talep ediyoruz. Kendi gerçekliğimizle kitapların anlattığı gerçekliğin eşleşmesini bekliyoruz. İşte Jean Baudrillard tam da bu noktada gerçekliğin yargıcı olarak devreye giriyor.
Bazı kitapların yazım tarihlerine baktığımda yazarlarına karşı "Abi dünyada ne kadar zeki ve öngörülü yazarlar varmış!!!1!1" diyorum, sizde de arada böyle bir duygu oluşuyor mu? Mesela Baudrillard bu kitabı 1981 yılında yayımlatmış ve bana göre bu inanılmaz bir durum. İçinde bulunduğumuz teknolojik köleliği, sanal gerçekliğimizin esas gerçeklik ile olan heterojen karışımını, bu gerçeklikler arasında kısılı kalmış zavallı varoluşumuzun kimlik mücadelesini bir insan henüz bunların hiçbiri gerçekleşmeden 40 yıl öncesinden nasıl bu kadar öngörülü anlatabilir? İşte düşünürlük sıfatını hak etmek tam da böyle bir şey olsa gerek...
Bu kitap konusunda işimi kolaylaştıran şeylerden biri, sosyoloji hakkında biraz da olsa altyapımın olması, J. G. Ballard'ın Çarpışma romanını önceden okumuş olmam, Paris'teki Pompidou Kültür Merkezi'ni yerinde görmüş olmam ve bunu bizzat derslerde işlemiş olmamız gibi şeyler sayılabilir. Şöyle ki eğer Çarpışma kitabını okumamışsanız direkt olarak bir bölümden hiçbir şey anlamazsınız. Aynı şekilde Paris'teki