"Chevalier de Grieux, Manin Lescaut'nun henüz soğumuş cesedini kolları arasına alıp öptü idi. Fakat, Dostoyevski'nin masum kahramanı, artık kokmaya başlayan sevgilisinin ölüsü yanında duramadı. Amma, bu taaffün, onun hasretini gönlünden silemez. Ondan kaçar, lâkin gene onu kovalar."
"Her türlü gururu bir yana bırakınca bana öyle geliyor ki onlar, bize göre gerçeklerden çok uzaktalar. Fakat bir yandan da onlarda bizim sahip olmadığımız bir şey olduğunu, bize karşı bir tür üstünlükleri olduğunu hissediyorum... Gençlik mi? Hayır, sadece gençlik değil. Bu üstünlük, onlarda bizdekinden daha az kibir izleri olmasından ibaret değil mi?"