Bir zamanlar, yüzyılın başlarında bir şair yaşarmış. O kadar yaşlıymış ki, onu kâtibi çıkarırmış gezmeye.
'Üstat!' demiş kâtibi bir gün. 'Havada ne var bakın! Kentin üzerinden uçan bir uçak!' 'Bende resmi var onun,' demiş şair kâtibine, gözlerini yerden kaldırmadan.
Sadece bir tek yaşam yaşadığımız için bu hayatı öncekilerle karşılaştıramaz ya da kusurlarımızı gelecekteki hayatlarımızda gideremeyiz; bu nedenle de ne istediğimizi bilemeyiz.
Bir 'yer'dir 'bura(sı)'; ama, bulunulmakta olması ancak zamanın çerçevesi içinde gerçekleşebilecek bir 'yer' : 'bura(sı)' , birinin bulunmakta olduğu yer değil, bulunduğunu belirttiği yerdir
(her bulunulan yer bir 'bura' ~birisinin 'bura(sı)nı'~ oluşturmaz; oysa her bura(sı) birisinin burası olarak onun yeridir).