Kitabı anlatmaya başlarken öncelikle bir yolculuk hikayesi olduğunu söyleyebilirim.7 yaşındaki bir kız çocuğunun gözünden hayatta kalabilmek için yapılan çok zorlu bir yolculuk hikayesi. Açlık, soğuk, mücadele, kaçış, yoklukla süren uzun ne zaman biteceği belli olmayan zorlu bir umuda yolculuk.Bu kitabı okurken hep kendimi Anna nin yerine koydum..çok korktum..baban seni birkac saatliğine tanıdık birinin yanına bırakıyor ve bir daha gelmiyor..Tanımadığın adamın peşine takılıp gidiyorsun.. sırf seninle bildiğin dillerle konuştuğu için...çocuksun yalnızsın..o kadar çok şeyler yaşıyor ki.. önceki hayatıyla o kadar farklı ki.. SAVAŞ HER DILDE AĞIR BIR KELIMEDIR.
Küçüktü ama bir portakal ağacı vardı.
Biraz büyüdü ve bir kurbağası oldu.
Şimdi yetişkin oldu ve ne bir portakal ağacı ne de bir kurbağası var . Sadece ve sadece aşkı uğruna yaptığı fedakarlıkları var.
Artık yalnızsın Zeze.!
Sorunlarını kendi kendine çözmelisin.
Sen artık bir yetişkinsin Zeze .
Yaşamın katı gerçekleriyle karşı karşıyasın..
Haklarını aramakta özgürlüğü yaratmaya çalışan Zeze'ye ve tüm Zeze gibilere kucak dolusu sevgiler.
Zeze,içimizde ki yarım kalmış iyilik...
Zeze, çocukluğumuzun masumiyeti...
Acı çok zalim bir şeydi! Neden bütün ağırlığıyla bir seferde gelip aynı hızla geçmiyordu.
Ah zeze sen nasıl bir çocuksun böyle? Nasıl dokundun ruhumun kırıklarına?
Çok duygusal, insanın içini burkan bir kitap okumak için geç kaldığım bir kitap, hayatın tatlı ama daha çok acı yönünü gösteren bir kitap
Bana göre bu kitabı özetleyen bendeki cümle bu: Jose Mauto yaşadığı bütün acılarını, umutsuzluklarını, masumiyetini zezenin omuzlarına yüklemiş ve bizim acılarımıza ışık tutmak için satırlara dökmüş
İyi okumalar....
Aklın amel defteri hayli kabarık,Selimiye'yi inşa eden de akıl,milyonlarca insanın ölümüne neden olan savaşları icat eden de akıl"diyerek aklımızı nasıl özündeki iyilik çerçevesinde kullanmamız gerektiğini ele alıyor İbrahim Kalın.Düşündüren,sorgulatan,bakış açımıza yeni pencereler açan bir kitap olduğu kanaatindeyim.Okumakta fayda var...