Eskilerden
Ay doğardı akşamüzeri dallarına ormanımın Bahar da gelmişse hani kışın ardından Titrek yapraklarından ışık parlayarak inerdi üzerime Nur gibi yağardı Şimdi o hâlenin içinde Yüzünü görüyorum G.B
Şiir
"Kötü kadınlar kötü erkeklere, kötü erkekler de kötü kadınlara lâyıktır. Temiz kadınlar temiz erkeklere, temiz erkekler de temiz kadınlara yakışır. Onlar, iftiracıların kendileri hakkında söylediklerinden uzaktırlar; onlar için bir bağışlama, değerli bir nasip vardır." |Nûr, 26
Kur'an-ı Kerim
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Selmanı farısi ra Yüzlerce soruyla baş başayım.Kıyılara vuruyorum kendimi; en uç noktaya, o yüz yılı aşan deniz fenerine... Serkan BOL-Kör Kuyu Selmanı Farisi tasavvuf ehlinin yıldızı Şimdi yüzlerce soruyla baş başaydı O tasavvuf ilminin sönmeyen yıldızıydı Verdiği cevaplar yüz yılları aşarak yaşardı Resuli Ekrem derdiki Selman ehlibeytten Gizleme saklama insanları ilimden Hak ve hakikat aşığı bir yiğitsen Felek uzak olsun yazdığın heceden Ehlibeyttendir Selmanı Farisi Çeksede her çileye bir kez öf demedi Efendimiz onu över ve severdi O bir deniz feneri idi en uç noktaydı ilmi Ey Selman olsun selamın ve duan Yumuşak söz bol selam ile kazanır insan Hakkın sevgisini kazanır ona imanı olan Sende ayrılma güzel ve nasihat yolundan Selmanı farısi dua etti dediki ey Allahım Kıymetlendir ibadet ile geçsin zamanım Tüm servetimi terkederim ben razıyım Seninle baş başa geçsin benim her anım
Din
Hayırlı Cumalar
İnananlar o kimselerdir ki, Allah’ın adı anıldığında kalpleri titrer, kendilerine Allah’ın âyetleri okunduğunda bu onların imanlarını arttırır. Onlar yalnızca rablerine güvenirler. Enfal Suresi 2
Gözüm kadar sevdiğim binler Risale-i Nur risaleleri ve benim yaldızlı ve süslü ve çok kıymetdar kitablarım.. Bediüzzaman Said Nursî
Keşke bilseydi…
Şayet bilseydi harâb etmeye kastettiği o ulu surların ardında asırlık bir şehr-i civân gizlidir; hangi muzaffer sultan râzı olurdu, binlerce neferin namahrem eli değsin o vakur kalenin pak sinesine? Hangi mağrur pusatlı el, O’nun mukaddes sükûtunun önünde diz çökmeden ilerleyebilirdi? Ateş kusan hangi namlu kast edebilirdi O’nun inziva kokan huzuruna? Hangi bayraktar cür’et edebilirdi, gurur sancağını o muallâ burçlara dikmeye? Hangi ihtiras, hangi kibir zafer sanıp da böylesi bir mülkün târ ü mâr edilişini izleyebilirdi? Haşa! Değil gölgesinin, zülfünün bir telinin bile O’nun surlarına düşmesinden haya ederdi… Eşiğinde susar… Uzağında Tavaf eder… Mahremiyetine secde edercesine hürmet ederdi…