Aşıklar arasına mesafe girince ne oluyor? Tutku mu besliyor birleşme arzusunu? Aşk artık başka bir boyut sevgiye mi dönüşüyor?
Zweig her zamanki gibi yalın bir dille aşk, aşıklar arasına 2. Dünya savaşının girmesiyle aşıklar arasına giren mesafe ve bunun sonucunda dönüşen sevgiyi anlatmış; tutkular ve aşığının bedenini arzulama zayıflamış sadece birleşme, bir kere daha bir araya gelinme arzusuyla yanıp tutuşulmuş onca zaman …
Rahel Yakup'u kandırmıştı. Kudüs halkının biricik olan Tanrı'yı bırakıp hâlâ putlara tapıyor olması, Tanrı'nın öfkesini kara bulutlara ve şehri darmadağın eden fırtınalara dönüştürmüştü. Rahel Tanrı'nın karşısına çıktı ve olan biten her şeyi O biliyor olmasına rağmen Tanrı'ya anlattı.
Nuh'un yolladığı güvercinin ilk dönüşünü herkes biliyordu. Savaş henüz bitmemiş,güvercin konacak dal bulamamış ve umutsuzluğun habercisi olarak geri dönmüştü. İkinci gidişinde ise bir zeytin dalı getirmiş ve suların çekildiğini göstermişti Nuh'a. Fakat üçüncü kez gittiğinde bir daha geri dönmemiş, Nuh'un ona verdiği görevi unutmuş, kendini ormanın huzurlu kollarının rüyasına bırakmıştı. Güvercin bilmiyordu insanoğlunun dünyayla olan kavgasını,savaşın kabusa dönüştürdüğü rüyasından uyanması çok zaman almamıştı.
Virata ise Hindistan'da krala yardım ederek büyük bir zafer elde etmişti. Kralın en gözde komutanı olmuş, halkın gözünde ülkelerini kurtaran kahraman haline gelmişti. Fakat bu Virata için bi başarı değil, katliamdı. Çünkü savaşta krala karşı olan kişilerden biri ağabeyiydi ve Virata onu öldürmüştü. Virata erdemi, ahlakı,doğruluğu aradı durdu yıllar boyunca. Her nereye gittiyse her ne yaptıysa kardeşinin gözlerini gördü baktığı herkeste. Ne halkın gözündeki saygınlığı, ne kralın içindeki ona olan güveni ne de en azılı mahkumların bile ona duyduğu sevgi içindeki arayışı dindiremedi. Öyle ki yolun sonunda anladı aradığı şeyin hayatın ta kendisi olduğunu, savaştan kaçıp gitmek, inzivaya çekilmek ya da halkın danıştığı bir bilge olmak değildi olması gereken. İnsan yaşamalıydı, hayatı iyisiyle kötüsüyle kabul etmeli ve yaşadığı her anda korumalıydı insanlığını.
Stefan Zwieg'ın üç hikayesinin bulunduğu bu kitapta, diğer kitaplarından farklı olarak daha didaktik bir yaklaşım olduğunu