Yaşananlar, görülenler ve öğrenilenler ne kadar acı olursa olsun, macera insanoğlu için büyük bir nimetti. Çünkü dünyadaki en büyük mutluluk, bu dünyanın şahidi olmaktı.
Ama hiçbir yere kök salamamıştı. Etraftakileri memnun edecek kadar uyum sağlamış ama kendisi tatmin olmamıştı. Her zaman bir huzursuzluk hissiyle altüst olmuş, daima ötelerden gelen bir çağrıyı duymuş, kitapları, sanatı ve aşkı bulduğu ana kadar hep dolaşmış ve aramıştı.
“Allah’ım! Sana temiz, hoş, mübarek ve en çok sevdiğin; o isimle dua edildiğinde kabul ettiğin, o isimle istendiğinde verdiğin, o isimle merhamet dilendiğinde merhamet ettiğin, o isimle kurtuluş talep edenleri kurtardığın ismine sığınarak yalvarıyorum.”
Düşünüyor taşınıyor, dosyalardaki grafiklerle veriler arasında bağlantılar kurmaya çalışıyor amma velakin bir neticeye ulaşamıyordum. Ulu önderin matematik öğretmeninin, sınıfında kendisiyle aynı adı taşıyan bir öğrencinin varlığına dönük garip isyanını dillendirirken de dediği gibi, bu böyle olmayacaktı.
Bırak çocuğu, anne. Bırak. Bırak ki dünya alem görsün bir kuyrukluyıldız nasıl ateşe verilir, nasıl boyun eğdirilir bir kasırgaya, nasıl boğazlanır bir ejderha ve nasıl temizlenir bir gül bahçesi lanetli böceklerin istilasından.