Hanfendy

Hanfendy
@nurkucukm
Favorites folder ️ Çoğunlukla offline
İngilizce Dil Edebiyat
20 Ekim 2001
14 okur puanı
Ocak 2023 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Puan vermedi
Yazar: Franz Kafka Ülke: Prag Tür: Anı/ Günlük Yayım Yılı: 1919 / 20.yy Kitap, Franz Kafka tarafından 2 haftalık kısa bir zaman diliminde yazılmış olup hayatını şekillendiren düşünceler açığa çıkarması anlamında biyografik önem taşımaktadır. Kitabın muhatabı baba Herman Kafka'dır. Kendisi oldukça akıllı, yetenekli, kendine güvenen, güvenilir ve baskın karakterli biridir. Yazar, babası tarafından çocukluk yaşlarından itibaren sürekli eleştirilmiş, büyüdüğünde de bu durum son bulmamıştır. Böylece yalnız, sessiz ve babasına da kıyasla beceriksiz biri olmuştur. Hiçbir zaman iyi bir konuşmacı olamamıştır fakat çok iyi bir yazardır. Kitabı yazmaktaki amacı ise söylemekten korktuğu düşüncelerini, isyanlarını, pişmanlık ve kızgınlıklarını, veremediği cevaplarını içinden atmak istemesidir. Babasına karşı en büyük kızgınlığı, korkutucu ve küçümseyici tavırlarıyla küçüklüğünden beri özgüvenli bir birey olarak yetişmesinin önüne geçmiş olmasıdır. Herman Kafka genel olarak her şeye karşı olan, her şeyi küçümseyen bir adamdır. Oğlunun gözünde daima haklı düşüncleri ile değil zorba düşünceleri ile güç kazanır. Oğlunun zevkleri, fikirleri, görünüşü, konuşması, okulu, işi, edindiği arkadaşları babası tarafından hiçbir zaman onaylanmaz hatta aksine her zaman eleştirilir. Bu eleştiriler yazarın hayatı boyunca özgüvensiz olmasına, bir meslek, bir arkadaş, bir eş edinmekte zorlanmasına sebep olur. Her zaman bitmek bilmeyen bir suçluluk duygusuyla büyüyen yazar, hayatının her alanında içinden bunun sebep olduğu kararsızlığı, karamsarlığı, güvensizliği içinden atamaz. Psikolojik ve ruhen yaşadığı çöküntünün yanı sıra babasını fiziksel olarak da değerlendirmeden duramaz. Babası her ne kadar iri geniş omuzluysa, oğlu güçsüz, sıska, zayıf, acınılacak biri gibidir. Onun için babası, her
İnsan ve Duygular
Babaya MektupFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202254,1bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi
Kitap, Kuzey Kutbu'na giden bir geminin kaptanı olan Robert Walton'ın, kız kardeşine yazdığı mektupta, denizde sürüklenen bir adam gördüğünü söylemesiyle başlar. Victor Frankenstein adındaki bu adam, Walton'a hikâyesini anlatmayı teklif eder. Romanın gerisi Victor Frankenstein'ın ağzından anlatılır. Victor, İsviçre'nin Cenevre kentinde yaşayan zengin bir ailenin çocuğudur. Küçük yaşlardan itibaren bilime ve doğaya büyük ilgi duyar. Üniversiteye girmeden hemen önce annesini kızıl hastalığından kaybeder. Üniversitede eğitim gördüğü yıllarda doğa felsefesi alanında zirveye yükselir. Aklındaki plan için öğrenmesi gereken yeni bir şey kalmadığında ise işe koyulur. Yeni ve asil bir ırk yaratma hayalleriyle Victor, gece gündüz demeden hiç durmadan iki yıl boyunca çalışır. Ancak işi bittiğinde gördükleri çok kötü bir kabustan başka bir şeye benzememektedir. Gördüğü şeylerin şokuyla kendini evden dışarı atan Victor, eve geldiğinde yarattığı şeyi yerinde bulamayan Victor için asıl kabus burada başlamaktadır. Victor yaratığın sonsuza dek ortadan kaybolduğunu umar, ancak birkaç ay sonra en küçük kardeşi William'ın öldürüldüğü haberini alır. Victor, İsviçre'ye döner ve yaratıkla karşılaşma ümidiyle sürekli dağlarda yürüyüşe çıkar. Yaratığın, çocuğun öldürüldüğü yerde dolaştığını görmesine ve cinayeti onun işlediğinden emin olmasına rağmen, kimsenin ona inanmayacağından korkar ve sessiz kalır. Suç, günahı olmayan birinin üzerine kalınca Victor suçluluk duygusuyla yanıp tutuşur. Victor dağda dolaşırken bir gün yaratık ortaya çıkar ve Victor'ın yağdırdığı tüm lanete rağmen, hikayesini dinlemesi için ona inanılmaz bir şekilde yalvarır. Yaratık, başta kendisini bilinçli bir şekilde yaratmış olmasına rağmen Victor'ın neden ona babalık yapmadığını neden yanında olmadığını sorar.
Hayat ve İnsan
Frankenstein ya da Modern PrometheusMary Shelley · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202021,8bin okunma
Özet / Değerlendirme
Puan vermedi
Kitap, bir banka görevlisi olan Mr. Lorry'nin 14 yaşındaki Lucy Manette ile buluşması ile başlar. Buluşmada Lorry, Lucy'e öldü sandığı babasının aslında yaşıyor olduğunu anlatır. Baba Dr. Alexandre Manette, Fransa'daki Bastille hapishanesinde 18 yıl gizlice hapis tutulmuştur. Sonrasında ise eski hizmetçisi tarafından kaçırılıp adamın sahibi olduğu şarap dükkanının tavan arasına saklanmıştır. Defarge ailesi devrimcilerin başında gelen kişilerdendir. Öyleki Bayan Defarge devrim planlanırken karşı olan kişilerin isimlerini gizlice örgüsüne işlemektedir. Lucy ve Lorry Paris'e geldiklerinde doktoru tavan arasında kendi halinde ayakkabı yaparken bulurlar. Adam hapisten çıkmış olsa da dış dünyayla iletişimini kesmiş, neredeyse delirmiştir. Lucy'nin babasını az da olsa iletişime açık hale getirmesi biraz zaman almıştır. Sonrasında ise baba kız Fransa'yı ve tüm acılarını geride bırakmak üzere İngiltere'ye dönerler. 5 yıl sonra 1780'de Charles Darnay vatan haini olarak duruşmaya çıkarılır. Lucy ve babası da Fransa'dan dönüşlerinde adamla tanışmış bulundukları için tanık olarak mahkemeye çağırılır. Asıl soyadı Evremonde olan Charles, Fransız aristokrasisine mensup biridir. Ancak devrim zamanı kendi ailesini ihbar ettirerek öldürülmelerini sağlamış, tarafını belli etmiş ve İngiltere'ye yol almıştır. Amcası Markis Evremonde at arabasıyla alt sınıftan küçük bir çocuğu acımasızca ezip geçmiş bir aristokrattır. İngiltere'de yaşayan Doktor Manette ve kızı Lucy'yi Lorry, Charles ve duruşma sırasında tanıştıkları avukatlar Sydney Carton ve Stryver sık sık evlerinde ziyaret ederler. Stryver, hayatında tek derdi unvan olan biridir. Eve gelip gitme amacı ise Lucy'e evlenme teklifi etmektir ancak Bay Lorry tarafından reddedileceği temin edilir. Sydney de kaybettiği şeylerin acısıyla
Fransız Devrimi
İki Şehrin HikayesiCharles Dickens · Koridor Yayıncılık · 201976,6bin okunma
Puan vermedi
Simyacı, genç çoban Santiago’nun, hayatının en değerli hazinesini bulma yolculuğunu anlatılıyor. Gezmeyi seven ve bu yüzden çoban olmayı tercih eden Santiago, ardı ardına Mısır Piramitlerinde kendisini bekleyen bir hazine olduğuna dair bir rüya görür. Bunun üzerine bir falcı çingeneden rüyasını yorumlamasını ister. Çingene de ona, Mısır’a gidip hazineyi bulmasını söyler. İlk başta saçma bulsa da daha sonra karşısına çıkan ve Kral olduğunu iddia eden yaşlı adam da ona aynı şeyi söyler. Bunun üzerine koyunlarını satıp Mısır’ın yolunu tutar. Bir süre sonra, yolda karşılaştığı zorluklar yüzünden hayalinden vazgeçme eşiğine gelir fakat geri dönecek parası yoktur. Bunun üzerine bir işe başlar. Zekası sayesinde satışları arttıran çoban geri dönmesi için gerekli olan parayı bir senede toplar. Tam geri dönmeye hazırlanırken bu kez bir gezgin ile tanışır. Gezgin, Mısır yakınlarındaki bir kasabada yaşayan 200 yaşında olduğu iddia edilen bir Simyacı’yı bulmak için yola çıkmaya hazırlanır. Bunun üzerine çoban da onunla birlikte hayallerinin peşinden gitmeye karar verir. Okurken içinde kaybolacağınız ve bir süre etkisi altında kalacağınız bir kitap Simyacı. Şahsen ben kitabı okurken çobanla birlikte gidiyormuşum gibi yolculuk içinde hisettim. Okura, 'evet ben bu hayatı yaşıyorum ama nasıl?' dedirtiyor. Kitabın ortalarında, çobanın aradığı hazinenin bir mücevherat mı yoksa daha içsel bir hazine mi olduğu konusunda şüpheye bile düştüm, gerçekten sağlam yazılmış. Anlatımı oldukça yoğun ama kolay okunuyor emin olabilirsiniz. Kitap okumayı sevenlere kesinlikle tavsiye ederim. İyi okumalar dilerim..
Düşünce
SimyacıPaulo Coelho · Can Yayınları · 2024246,8bin okunma
Puan vermedi
Satranç isimli sıradaki kitabımız, bir gemi yolculuğuyla başlar. Fakat bu sıradan bir gemi yolculuğu değildir çünkü gemide usta satranç şampiyonu Mirko Czentovic de bulunmaktadır. Anlatıcı amatör bir oyuncudur ancak Mirko'yu oynarken görmek istediğinden gemiden başka oyuncularla parayla rövanş teklif eder. Bu rövanşlardan birinde, bir izleyici Mirko'ya rakip olabilecek fikirler ortaya attığı için anlatıcının dikkatini çeker. Mirko, küçük yaştan itibaren satranç dehasına sahip olan bir adamdır. Satranç dışında hayatında hiçbir konuda iyi ya da orta düzeyde değildir. Öyleki, maçlar dışında kimseyle yan yana gelmez konuşmayı dahi beceremez. Anlatıcının dikkatini çeken kişi Mr.B'dir. Bu adam Nazi Almanyası zamanında Gizli Devlet Polisi tarafından kaçırılıp aylarca hücre hapsinde tutulmuş bir doktordur. Aklını kaçırmak üzereyken, sorgulama sırasında bir polisin cebinden gizlice aldığı kitabı nefes gibi görüp her kelimesini her detayını ezberleyene kadar okumuştur. Bu bir satranç kitabıdır. Kitap bir oturuşta bitirilebilecek, rahat bir kitap. Şahsen ben çok keyifle okudum. Stefan Zweig'ın yazımını da çok severim, çok kitabını okudum. Bu kitap da kendisinin dikkat çekici kitaplarından biri. Ayrıca yazar, ana karakter olan Mr.B'nin ruhsal çöküntülerini, çaresizliklerini, aklını yitirmemek için verdiği çeşitli sınavları çok net ve okunulur kılmış. Zaten çok kişinin çok iyi bildiği Satranç kitabını ben de kesinlikle tavsiye ediyorum. İyi okumalar diliyorum.
Düşünce
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020279,5bin okunma