İkimiz de aynı şehirdeyiz ve birbirimize varmamız için yarım saatten daha az bir zaman yeter. Buna rağmen o orada, ben buradayım. Neden? Sebep yok...
...
Dünyada şimdi onunla yan yana bulunmamamız kadar mantıksız ve lüzumsuz ne vardır acaba? Hayat bir tesadüfler silsilesi imiş, âlâ! Fakat tesadüfün de kendine göre bir mantığı olmalı değil mi ya?
Sen fedakârlık ediyorsun (bu sözcükleri üstüne basa basa söylemişti), ben de fedakârlık ediyorum işte, ne var bunda? Hangimiz daha yüce gönüllüyüz mücadelesi. Bundan daha büyük bir aile mutluluğu olur mu?
O korkunç "Ne için?" sorusu artık karşıma çıkmıyordu. Mutlu olmak için yaşamak gerektiğini ve gelecekte pek çok mutlulukla karşılaşacağımı çok basit ve açık bir şekilde görüyordum.