Mesela, toplumsal iletişim araçları radyo basın ve sinema bireyin mutlak değerine ve onun devredilemez özgürlüğüne duydukları bağlılığı dile getirip dururlar oysa işleyişte, bu değerler uğruna yalan yere yemin ettiklerini gösterecek şekilde, bireyi daha baştan belli tutumlara, düşüncelere ve satın alma alışkanlıklarına zincirle bağlarlar(Horkheimer, 1941: 122).
Hastalıklı durumlarda görülen düşlerin, belirginlik, açıklık, canlılık ve gerçeğe çok uygun oluş gibi özellikleri vardır. Bazen son derece korkunçtur tablo, ama ortam ve tüm düşünce-tasarım süreci öylesine gerçeğe uygun, sanat yönünden tüm tablo ile uyuşan öylesine ince ve beklenmedik ayrıntılarla doludur ki, düşü gören kişinin, Puşkin, Turgenyev gibi bir sanatçı bile olsa, uyanıkken böylesine bir tabloyu uydurabilmesi olanaksızdır. Hastalıklı düşlerdir böylesine düşler, uzun süre unutulmazlar ve düş sahibinin zaten hastalıklı olan yapısı üzerinde derin izler bırakırlar.
Bu arada fark ediyorum ki anlatı boyunca sürekli olarak banyo yaptığımdan söz etmişim. Ama gerçek bu. Sıcak suyun altına girmek kadar beni rahatlatan bir şey yok. Temizlikten de öte, bir çeşit terapi gibi. Hele zor dönemlerimde sıcak suyun içine gömülmek ya da tepemden aşağı boşalan sıcaklığı hissetmek kadar iyi gelen hiçbir şey yok.
Üniversite yıllarımda okuduğum Wilhelm Reich bunu, yorganın altında cenin pozisyonunda kıvrılmak gibi, ana rahmine dönme isteği olarak yorumluyordu ama olsun bazen insanın bu dünyadaki kötülükleri görünce gerçekten de böyle bir arzuya kapılmıyor mu?