erBaş'ın bile, İslâmî yaşam tarzını benimsediklerini dış görüntüleriyle beyan eden kızların (saf tesetrürlü kız tavlama maksadıyla profil görsellerinde sarıklı, sakallı, şalvarlı fotoğraf kullanan çoğu erkeklerden bi cacık olmuyor, çünkü zaten okumuyor, okuyor gibi görünüp avlanıyorlar(*)), İslami kaideleri reddeden, ermenisever bir solcu olarak alenen beyan ettiği fikir dünyasıyla yazdığı kitaplarına olan düşkünlüğünü anlayamadığı dünyada; bu cinslerin İslamı benimseyen ve emirlerine riayet eden yazarların eserlerine gösterdikleri ilgisizlik ve kayıtsızlık, nefsin şeytana olan meyli ve hevesi gibidir diyebilir miyiz acaba?
Ve bunu söyleyebiliyorsak, bu yazarların vebalini üstleniyor oldukları gerçeği ortaya çıkar mı acaba?..
Okuduğunuz bu kitapta;
"Eskiden, çok eskiden Tanrımız yoktu. Korkumuz yoktu. Günahımız yoktu. Yapraklar gibiydik. Öpüşler gibiydik. Köpükler gibiydik. Yapamadık. Güzellik boğdu İyilik zayıf düşürdü hepimizi.
İçimizden birisini göklerin ardına gönderdik.
Şimdi hepimiz huzurla birbirimize kötülük ediyoruz Şimdi hepimiz korkuyla acımızı seviyoruz Şimdi hepimiz dünyayı bir tanrıya değiştik Şimdi hepimiz cehenneme dua ediyoruz."
Şeklindeki dizeleriyle inandığımız dinimize dil uzatan, haşa onu reddeden, dalga geçen bir hadsizin şiir ve yazılarını okumak, alıntılayarak tanıtımını yapmak kul hakkı kadar kendi dinimize karşı, inandığımız Allah'a karşı vebalimiz değil midir?
Cicili bicili, kapkara ya da sade ama mutlaka bir yahudi markalı 1 metrekarelik bir kumaş parçasını başınıza bağladınız diye Müslüman olarak adlandırılıyorsunuz. Peki yüce Allah'ın emir ve yasaklarına uyacağınızın göstergesi, nişanesi olan bu bez parçasını takınca "akıl etmek" sorumluluğumuzun ortadan kalkmadığı, aksine net olarak başladığının farkına ne zaman