Söz, insana verilmiş en büyük nimetlerinden biridir; çünkü kalbin derinliklerinde saklı olanı sözle dışarıya taşır insan...
Ama söz, aynı zamanda en büyük imtihandır da..
Zira her söz, eylemle beslenmediğinde yalnızca havada kalan içi boş bir yankıdır..
Nice güzel kelamlar duyduk; içi boş vaatler, süslü cümleler, insanın gönlüne dokunur gibi görünüp, ardından hiçbir iz bırakmayan sesler…
İşte o yüzden zamanla insan, kelimenin büyüsünden çok, eylemin hakikatine yönelir...
Kur’an-ı Kerîm’de Rabbimiz şöyle buyurur..
“Ey iman edenler! Yapmayacağınız şeyi niçin söylüyorsunuz? Yapmayacağınız şeyi söylemeniz, Allah katında büyük bir buğzdur.” (Saff, 61/2-3)
Bu ayet bize gösterir ki, sözün değeri ancak eylemle bütünleştiğinde ortaya çıkar... Söylenip de yaşanmayan söz, hakikatte insanın kendi nefsini kandırmasıdır..
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de şöyle buyurmuştur..
“Mümin, söz verdiğinde sözünde durandır.”
Çünkü müslümanın gerçek değeri, sadece dilinde değil, eylemlerinde gizlidir...
Bugün insanlığın en büyük yaralarından biri, kelime ile hayat arasındaki uçurumdur...
İnsanlar birbirlerine binlerce söz verir, büyük iddialarda bulunur ama iş icraata gelince sessizlik hâkim olur..
Oysa gerçek iman, hayatı değiştiren bir eylemdir; sevgi, fedakârlık ve emekle yoğrulmuş bir yürüyüştür..
Ben de artık biliyorum ki, kelimenin değeri onu hayata geçiren ellerdedir.. Eylem ve emek, sözden daha gür bir dildir..
Bir iyilik yapmak, bin cümleden daha kalıcıdır.. Bir gönle dokunmak, yüzlerce nutuktan daha kıymetlidir.. Çünkü söz unutulur, ama eylem iz bırakır, emek gönüllere dokunur..
Ve belki de insanın asıl duası da budur..
“Ya Rabbi, bana sadece söz söylemeyi değil, sözümü eylemimle doğrulamayı nasip et. Çünkü bilirim ki, kelimeler uçar ama eylem toprağın altında filizlenir,