'Bütün öfkelerimi öyle içten duyuyorum ki, kimsenin alınmaması gerek bana; bu yüzden ancak beni beğenebilirler,' diyerek şımarıkça gülerdi. 'Beni ya şımartın, ya da kapı dışarı edin!' diye bağırırdı. 'Yarı içtenliğe dayanmam zor benim. Bir kişi mi kalacak? Tamam: bir kişi kalsın.' Sonra gene bağırmaya başlardı: 'Ben günahkarım bana vurun!' O günlerde Dostoyevski okuyordu.
Sonra hemen mahzunlaşırdı: 'Ya bir kişi de kalmazsa?'