Üzerinden ne kadar zaman geçerse geçsin, gözün gördüğünü aklın unutması mantıklı gelmiyor bana. Unuttum diyen; eşyalarla dolu karanlık bir odada, her şeyin üzerine kapkara bir örtü örtse mesela; hiç yokmuş gibi onların üzerinden yürüyebilir mi? Görmezden gelebilir, evet, yok sayabilir belki ama inkâr edemez.
O anılar yaşandı.
Sen oradaydın.
O duyguları hissettin.
Şimdi göğsünden söküp atamazsın öylece.
Geçmiş, bir kıyafet değil; istediğinde giyip istemediğinde çıkaramazsın.
Belki de hepimiz burada yanıldık ve kaplumbağalar haklıydı; yuvamız dört duvarı olan bir beton yığını ya da dizlerinde yatmak istediğimiz anne babalarımız değildi... Kendi zihnimizin içiydi daima ve biz de en çok bu yüzden kaçtık. Kafalarımızın içindeki düşünceler mahvetmedi mi bizi, herkesle savaşıp kendi kendimize yenilmedik mi?
Dünyada iyiler ve kötüler yoktur. İyiler ve adiller vardır. Adil insanlar kötü olarak degerlendirilir fakat kötüyü reddedenler asıl onlardır. İyiler, kötüye de kucak açarlar fakat adiller bunu yapmaz.